USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
Yusuf Selman İnanç
  • Haber giriş tarihi: 05 Ağustos 2014 Salı 01:15
  • Güncelleme saati: 01:18

Hamas’ın en büyük düşmanı kim?

Al Jazeera'nın Şucaiyye'de yapılan katliama dair hazırladığı bir videoda Al Jazeera muhabiri katliamın olduğu bölgeden kaçanlarla konuşuyor. Hepsinin aşağı yukarı söylediği ortak bir cümle var; "Allah o Arap devletlerinin belasını versin." Kadın erkek hepsi Arap devletlerine bela okurken İsrail'i telin edene rast gelmek zor oluyor. Peki ya neden?

İsrail 1948'den bu yana defalarca en vahşi şekilde Filistinlileri katletmekten asla kaçınmayan, hatta bunu bir devlet politikası haline getirerek nihai hedefini 'İsrail' topraklarını Filistinlilerden arındırmak olarak belirleyen bir devlet olduğu için Filistinliler artık İsrail'e sayıp sövmenin bir manası olmadığının farkına çok acı hadiseler tecrübe ederek varmış durumdalar. Zaten İsrail açıktan açığa düşmanlığını ilan eden, Filistinlilere günlük hayatı zehir eden ve "sizi elime geçen her fırsatta katledeceğim" diyen bir devlet. Ancak Arap devletleri Filistin – İsrail meselesi ortaya çıktığından bu yana Filistin'in tek kurtarıcısı olacakları iddiasındaydılar. Yasir Arafat da Filistin'deki İslamcı fraksiyonlar da çoğu zaman Arapların eline bakıyorlardı. Ancak devran değişti.

Hamas'ın en büyük düşmanı, İsrail'i saymazsak, artık Arap devletleri. Başta Mısır ve Suudi Arabistan olmak üzere Ürdün'ün de dâhil olduğu bir grup Arap devleti Hamas'ın devrilmesini İsrail'den daha fazla istemekteler. İsrail operasyonunun başlamasından hemen önce Mısır İstihbaratı Başkanı'nın Tel Aviv'i ziyaret etmiş olması, Ürdün ile Mossad'ın açıktan açığa istihbari işbirliği yapıyor olması, Suud'un Ortadoğu'da İhvan kökenli tüm hareketleri yok etmeye yeminli olması Gazzelilerin beddualarının sebebini ayan beyan ortaya koyuyor.

ABD-İsrail-Suud üçlüsünün ucuz oyunu

Mısır'ın ilk defa demokratik bir seçimle iktidara gelen cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin kanlı bir darbe ile devrilmesinin ardından Gazze için zor günler başladı. Mursi yaptığı meşhur konuşmada Nasır'dan bu yana ilk defa açıktan açığa Filistin'e ve Gazze halkına olan desteğini ilan ediyor, Refah sınır kapısını açık tutacaklarını ve İsrail zulmüne karşı Gazzelilerle beraber olacaklarını söylüyordu.
Darbe sonrası Mısır'ın başına geçen Sisi, şerikleri ve ABD-İsrail-Suud üçlüsü Ortadoğu'da Hamas gibi kökleri İhvan'a dayanan tüm grupları siyasetten silmek istiyorlardı. Tunus'ta tüm zorlamalara rağmen akıllı manevralarla iktidarı tamamıyla kaybetmektense paylaşma yoluna giden Nahda hariç Ortadoğu'da İhvan kökenli tüm hareketler bypass edilmiş, geriye bir tek Hamas kalmıştı.

Her seferinde Sisi'ye desteklerini açıklayan bu üçlü İsrail'in yalandan bir sebeple başlattığı operasyonun ardından Sisi'yi İslam dünyasında meşrulaştırmak için altın bir fırsat yakaladıklarını gördüler. Bölgede Hamas ile doğrudan temas kurabilen ve üzerinde etkili olan iki ülke Katar ve Türkiye ilk haftalarda barış görüşmelerine dâhil edilmezken daha sonra Mısır iş beceremeyince Paris'e davet edildiler.

İsrail'in geçen sene Gazze'ye düzenlediği operasyonun ardından bizzat Mursi'nin arabuluculuğunda imzalanan ateşkes anlaşmasının (Mısır medyasının iddiasına göre) neredeyse aynısı olan bir metin Hamas'ın önüne gitti. Elbette ki metinde Hamas'ın olmazsa olmaz olarak şart koştuğu ablukanın kaldırılması yoktu. Ancak bu şartı İsrail geçen sene de kabul etmemişti. Benzer bir metni geçen sene kabul eden Hamas bu sene daha işin başında ateşkesi haklı olarak reddetti. Zira Mısır'ın arabuluculuğunda imzalanacak olan bir ateşkesin doğuracağı iki önemli sonuç vardı. Birincisi darbeye başından beri en şedit şekilde karşı çıkan Türkiye ve Katar; Filistin ve Gazze siyasetinde oyunun dışında bırakılabilirdi. Ki bu da Hamas'ın ABD, İsrail ve Suud destekli Mısır'a karşı yapayalnız kalması demekti.

İkinci sonuç ise Hamas'ın devrilmesiydi. Zira Hamas Suriye savaşındaki tutumlarından dolayı hem İran'ı hem de Hizbullah'ı kaybetmiş durumda. Mısır'daki darbe ile Mursi'yi ve desteğini yitirmiş durumda. Üstüne bir de Türkiye ve Katar'ı kaybeder, Mısır eliyle barış yapmak durumunda kalırsa bu Gazze'nin İsrail'in kucağına bırakılması anlamına gelecekti.

Gazze'ye 55 milyon dolar civarında bir yardım yapacağını açıklayan Suud ise Hamas'dan bir an önce kurtulmak hevesiyle İsrail saldırılarını kınamayı dahi unuttu. Geçen sene darbenin hemen ardından Gazze'de sokaklara dökülüp Mursi gibi Hamas'ın da devrilmesini isteyen Selefi gruplara Suud göz kırpıp, Sisi'yi ateşkes işini kıvırabilmesi için iteklese de şu ana kadar istediğini bir türlü alamadı.

Rahatlıkla bu ucuz oyunu fark eden Gazze halkı yapayalnız olduklarının ve Arap devletlerinin türlü oyunlar çevirerek küçücük Gazze'den rant devşirmek, İsrail ile aralarını bozmadan keyiflerine halel getirmemek ve bölgede arzu etmedikleri ideolojik yapılanmaları her ne pahasına olursa olsun yok etmek istediklerinin şuurunda. İşte Gazzeliler bu sebeple Şucaiyye'den İsrail'e değil de Arap devletlerine lanet okuyarak kaçıyor.

yusuf.inanc@sabah.com.tr

@yusufsinanc

Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları