USA SABAH 19 Temmuz 2018 Perşembe
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 10 Temmuz 2018 Salı 12:35
  • Güncelleme saati: 12:36

NSU davası, Alman devleti ve Neonaziler

Almanya'da Mayıs 2013'ten bu yana süren bir dava var. Dava süreç i beş yılı aşmış. Bu dava kapsamında 430 duruşma yapılmış. 8'i Türk 10 kişiyi katletmekle suçlanan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör hücresi davasından bahsediyoruz. Dava 11 Temmuz'da yani 2 gün sonra sonuçlanacak. Mahkemenin vereceği karar Alman yargısının bağımsızlığıyla ilgili bizlere de fikir verecek.

Çünkü bu aslında sadece bir terör davası değil. NSU davası Alman istihbaratının bir terör örgütüyle ilişkini ortaya koyması açısından da önemli. Davayla ilgili tüm bulgular Alman istihbaratının NSU örgütüyle ilişkide olduğunu gösteriyor. Mağdurlar ve tanıkların anlatımı Alman devletinin bu ilişkiyi gizlemek için Almanya'daki Türkler üzerinde baskı kurduğunu bize söylüyor. "Her yer Keupstrasse" inisiyatifinin mağdurlarla görüşmesinden çıkanlar Alman devletinin bu çabasıyla ilgili işaretlerle dolu. Örneğin Alman polisi bu saldırıları önce Türklerle ilişkilendirmeye çalışmış. Mağdurlara saldırının ardındaki isimleri açıklamaları karşılığında ev, araba ve iş teklif edilmiş. Polis soruşturmayı "Dükkan bombaya ne kadar yakınsa dükkan sahibi mağdur da o kadar şüphelidir" mantığıyla soruşturmayı yürütmüş. İnisiyatiften Yasemin İnceoğlu'nun aktardığına göre mağdurlardan biri o günleri şu sözlerle anlatmış: "Suçluyu niye aramızda arıyorsunuz? Bunu yapanlar belli, Neonaziler dediğimde, polis işaret parmağını ağzına götürerek sus dedi."

Yani Alman devletinin sobelendiği bir yargı sürecinden bahsediyoruz. Nitekim Alman yargısı da Alman devletinin terör örgütüyle ilişkisini örtbas etmek için elinden geleni yapıyor. Örgütle ilişkisi olduğu tespit edilen onlarca kişi olmasına rağmen Alman iddia makamı örgütün sadece 3 kişiden oluştuğunu ileri sürüyor. Bu kapsamda müdahil avukatlardan Mehmet Daimagüler'in DW'ye verdiği önemli bir röportaj var. Daimagüler Alman İç İstihbaratı'nın NSU'yu kontrol ettiğini söylüyor. İddia makamının NSU örgütünü sadece 3 kişilik bir çete olarak tanımlamasının yanlış olduğunu, buradan bir sonuç çıkmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Daimagüler Alman devleti için çalışan Neonaziler olduğunu vurguluyor.

Aslında tablo açık. Alman istihbaratının "Alman ırkından olmayanları" ülkeden kaçırmak için bazı örgütlerle işbirliği yaptığı anlaşılıyor. Şimdi Alman yargısı 11 Temmuz'da davayla ilgili karar verecek. Eğer karar bu ilişki ağını gizlemeye yönelik bir stratejiyle alınırsa bu Almanya'nın iç huzur ve barışını tehdit edecektik. Eğer Alman yargısı bağımsız ve cesur davranarak bu ilişkiler ağını ortaya dökerse Almanya orta ve uzun vadede kazançlı çıkacaktır.

Çünkü hem Almanya hem de Avrupa mülteciler konusunda zor günler geçiriyor. Mülteci politikalarındaki anlaşmazlıkların Alman hükümetini dağılmanın eşiğine getirdiğine geçtiğimiz hafta şahit olduk. Almanya son yıllarda ortaya çıkan mülteci sorunuyla boğuşurken on yıllardır topraklarında yaşayan, hatta bir çoğu Alman vatandaşlığı alan Türkler ve diğer azınlıklarla ilişkisini NSU davası nedeniyle bozarsa bu orta vadede Almanya iç huzuruyla ilgili ciddi bir kriz çıkaracaktır. Alman yargısı iki gün sonra alacağı kararda bu sorumlulukla hareket etmeli, hiçbir şeyi gizlemeden, gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koymalıdır. Bu en azından terör saldırıları nedeniyle hayatını kaybedenler masum insanlara karşı bir borçtur.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları