USA SABAH 16 Aralık 2017 Cumartesi
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 04 Aralık 2017 Pazartesi 11:05
  • Güncelleme saati: 11:05

ABD’nin terör örgütleriyle çıkar ilişkisi

ABD ile Türkiye arasındaki en büyük anlaşmazlık nedir diye sorduğunuzda karşınıza iki sorun çıkar. Birisi ABD'nin Fetullahçı Terör Örgütü'ne sağladığı korumadır. Diğeri ise Suriye'nin kuzeyinde terör PKK'nın yan kolu YPG'ye verdiği destektir.

ABD'nin FETÖ'ye sağladığı korunak Türkiye'nin canını sıksa da bu sürdürülebilir bir durum değildir. Elebaşı Gülen oldukça yaşlanmıştır ve hayatını kaybettiği zaman FETÖ'nün kendi varlığını devam ettirmesi oldukça güçtür. Bu yüzden FETÖ ABD'nin elinde her geçen gün kullanım ömrü azalan bir aparattan başka bir şey değildir. FETÖ tehdidi kısa ya da orta vadede ortadan kalkacak olsa da Türk-Amerikan ilişkilerine verdiği zarar uzun soluklu olacaktır.

Ancak ABD'nin terör örgütü PKK ile kurduğu ilişki bunun tam tersidir. ABD terör örgütü PKK ile uzun vadeli bir çıkar birlikteliğine girmiştir. Bu Türkiye'nin üzerinde önemle durduğu bir ulusal güvenlik meselesidir.

Bu çıkar birlikteliğinin temelleri Suriye iç savaşı sırasında atılmış, ABD Ankara'nın tüm uyarılarına rağmen PKK/YPG ile ilişkisini ilerletmekten geri durmamıştır. Terör örgütü PKK'ya DEAŞ'la mücadele kisvesi altında ağır silah ve zırhlı araç tedariki yapmıştır. Bununla birlikte terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye'de alan kazanmasını desteklemiş, terör örgütünün işlediği cürümlere ortak olmuştur. ABD'den gelen "Suriye'nin kuzeyinde yerel polis teşkilatı kuracağız" şeklindeki açıklamayı terör örgütü üyelerini resmî üniforma giydirerek meşrulaştırma çabası olarak okumak gerekmektedir. ABD'nin terör örgütü PKK/YPG üzerinden Suriye'nin kuzeyinde özerk bir bölge kurma ve buradaki askeri üsleriyle bölgeyi kontrol etme çabası içinde olduğu artık bir sır değildir.

Bu kadar açık yazınca ABD'deki bazı dostlarımız "Haksızlık ediyorsun" diyorlar. Ancak bu yazılanların aksini düşünmek artık naiflik olur. Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Nitekim geçtiğimiz hafta yaşanan bir gelişme tüm bu söylediklerimizi açık bir şekilde ortaya koymuştur.

Terör örgütü YPG'nin ana unsuru olduğu SDG'nin sözcüsü, yani üç numaralı ismi Talal Silo geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye sığındı. MİT tarafından sorgulanan Silo daha sonra Anadolu Ajansı'na bir röportaj verdi. Bu röportajda ABD'nin terör örgütü ile kurduğu ilişkinin geldiği boyut gözler önüne seriliyor. SDG sözcüsü Silo'nun anlattıklarından bir kaç alıntı yapalım:

"SDG sadece bir isim. Biz maaş dahil her şeyi YPG'den alıyoruz. ABD yönetimi Kürtlere silah vermek istiyordu. SDG'nin kuruluş ilanı sadece bir tiyatroydu.... Amerikalılar için silahların nereye gideceği umurlarında değildi. Bir kere bile silahları ne yaptığımızı nerede kullandığımızı sormadılar. 'YPG'nin Silahları bitirdik' oyununa bile geliyorlardı ve hemen yeni silah teslimatı başlıyordu. ... İlk başlarda silahları aldığımıza dair (Amerikalıların verdiği belgelere) sadece imza atıyorduk. Ama tüm silahlar PKK liderlerinden Safkan diye birine gidiyordu. ... Silahlar YPG'ye değil SDG'ye gidiyor diyebilmek için SDG kuruldu."

Bunlar SDG'nin 3 numaralı isminin açıklamaları. Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl düzeleceğini bundan sonra Washington düşünsün.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları