USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 13 Kasım 2017 Pazartesi 15:51
  • Güncelleme saati: 15:51

Avrupa’daki azınlıklar ve salgın hastalık

Artık sıradan haberler halini almaya başladı. Hangi ajansta, gazetede, televizyonda çalışıyor olursanız olun, sabah toplantılarında dış haberler servislerinin önünüze getirdiği haberler arasında hemen dikkat çekiyorlar. Avrupa'da bir salgın hastalık gibi hızla yayılan azınlıklara yönelik ırkçı, yabancı düşmanı, İslam karşıtı, aşırı sağ tutum ve davranışlardan bahsediyorum.

Sadece geçtiğimiz hafta yaşanan üç gelişme Avrupa'nın nasıl bir histeri içerisinde olduğunu göstermesi bakımından önemliydi.

İlki 11 yaşındaki Afganistanlı Amir'le ilgiliydi. Amir Yunanistan'a sığınan mültecilerden biriydi. Ortaokula gidiyor, ailesiyle birlikte yabancısı oldukları bir ülkede hayata tutunmaya çalışıyorlardı. Yunanistan'da faşizme karşı zafer olarak kutlanan 28 Ekim bayramı törenleri için okulda kura çekildi ve Yunanistan bayrağını taşıma görevini Amir üstlendi. Ancak okul yönetimi çağdışı bir uygulamayla Amir'e Yunanistan bayrağını taşıttırmadı. Gerekçe Amir'in Müslüman olmasıydı. Bunun yerine Amir sınıf tabelası taşıdı. Okul yönetiminin bu çağdışı tavrını ırkçıların saldırıları izledi. Amir ve ailesinin kaldığı ev taşlandı.

Zihinlere kazınan ikinci olay Danimarka'da yaşandı. Danimarka'nın Göç ve Uyum Bakanı Inger Stojberg, mültecilere ilişkin bir toplantıya katıldı. Burada, Danimarka'da yaşadıkları zorlukları anlatmaya çalışan mültecilerin tepkileriyle karşılaştı. Bu tepkilerden rahatsız olan ve toplantıyı terk eden Danimarkalı bakan kendisini engellemeye çalışan bir mülteciyi aracıyla ezdi. Görüntüler gerçekten korkunçtu. Her halde Danimarka'da bir Danimarka vatandaşını aracınızla ezerseniz adli takibata uğrarsınız. Ancak sözkonusu mülteciler olunca bu konunun fazla uzatılmadan kapatıldığını düşünüyorum.

Yine geçtiğimiz hafta yaşadığımız üçüncü olay Belçika'da geçiyor. Belçika'nın Genth kenti Müslümanların yoğun olarak yaşadığı şehirlerden biri. Müslümanlar burada yaşadıkları için ibadetlerini gerçekleştirebilecekleri bir cami yapma kararı alıyorlar. Ve burada cami yapım çalışması başlıyor. Bunu duyan Vlaams Belang Partisi'nin Başkanı Filip Dewinter ve parti üyeleri, cami yapımını engellemek için harekete geçiyorlar. Caminin yapılacağı yere gelerek protesto gösterisi düzenliyorlar. Attıkları sloganlar ise çağdışı. "Cami istemiyoruz", "Yabancıları istemiyoruz", "İslam'a hayır" diyorlar. Şimdi kendinizi Belçika'da yaşayan Müslümanların yerine koyun ve neler hissettiklerini anlamaya çalışın.

Tüm bu olaylar geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Birisi Danimarka'da, birisi Yunanistan'da ve birisi de Belçika'da. Bu olayları basına yansıdığı için biliyoruz. Peki ya yansımayanlar?

Avrupalı liderlerin takkelerini önlerine koyup dikkatli bir şekilde düşünmeleri gerektiği bir dönemden geçiyoruz. AB'nin artık ırkçılık gibi önemli bir sorunu var. Bu sorun AB genelindeki azınlıkların hayatını doğrudan etkiliyor. Azınlık haklarını her platformda savunan AB liderleri kendi azınlıklarının hayati sorunlarını gözardı etmemeli. İkinci dünya savaşında yaşanan büyük felaket Avrupalı liderler için ders olmalı.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları