USA SABAH 19 Kasım 2017 Pazar
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 06 Kasım 2017 Pazartesi 14:47
  • Güncelleme saati: 15:05

İspanya-Türkiye benzerliği ve AB'nin iki yüzlü tavrı

Daily Sabah'ın başarılı Brüksel muhabiri Mehmet Solmaz'ın sosyal medyadaki paylaşımında gördüm. İspanya'nın tutukladığı 8 Katalan bakanın avukatı şöyle anlatıyor: Arkadan kelepçelediler. İki bakanı soydular. Yemek vermediler. İspanya marşı çalıp durdular.

İspanya'da yaşananları siz de biliyorsunuz. Her şey gözlerimiz önünde cereyan ediyor. Katalanların bağımsızlık referandumuna İspanya yönetimi sert tepki gösterdi. Müdahaleler referandum sırasında başladı. İspanyol polisi sandıkları topladı. Oy vermeye gidenlerin bazılarını tutukladı. Ajanslara İspanyol polisinin sert bir şekilde müdahale ettiği seçmenlerin kanlı görüntüleri yansıdı.

Katalanlar ısrarla referandumu tamamlayınca tedbirler artırıldı. İspanyol hükümeti önce referandumu tanımadığını duyurdu, sonuçlarını geçersiz saydı. Ardından Katalan hükümetini feshetti. Katalanların özerkliğini de kaldırdı. Daha sonra referandum kararını alanlar hakkında soruşturma başlattı. 8 Katalan bakan tutuklandı. Katalan lider Puigdemont Belçika'ya kaçtığı için henüz hakkında adli bir işlem yapılmadı. Ancak İspanyol yargısı Puigdemont'un peşini bırakmıyor. Katalan lider için AB çapında tutuklama emri çıkarıldı. Puigdemont'un iadesinin Brüksel'den istenmesi bekleniyor. Brüksel Katalan lideri İspanya'ya iade etmezse AB yeni bir krizle karşı karşıya kalacak.

Tüm bunları neden yazıyorum? Ortada büyük bir tuhaflık var: AB'nin göbeğinde büyük bir kriz yaşanıyor. Daha önce dünyanın çeşitli bölgelerinde, Suriye'de, Irak'ta yaşanan birçok krizde susmayı tercih eden, Suriye politikasını "Mülteciler benim topraklarıma gelmesin" düzeyine indiren AB, kriz kendi topraklarında çıktığında da yine kafasını kuma gömmeyi tercih ediyor. Oysa bakanların tutuklanması, polis müdahalesi, Katalan bölgesine cebir yoluyla el koyma, hepsi başka ülkelerde olsa AB'nin tepki göstereceği gelişmeler. Ancak AB susuyor. İspanya'yı eleştirmekten özellikle uzak duruyor. Benzer gerilimler Türkiye'de yaşandığında AB müdahale etmekte gecikmiyor. Mutlaka bir açıklama yayınlayarak Türk yargısının adımlarını eleştiriyor, gidişattan ne kadar endişeli olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyor.

AB'nin bu aymazlığı tartışma konusu oldu. AB Komisyonu Sözcüsü Annika Breidthart konuyla ilgili zorlayıcı sorularla karşılaştı. Breidthart günlük basın toplantısında İspanya'da yaşananlara ilişkin sorulara "İspanya'nın anayasal düzenine sonuna kadar saygı duyuyoruz" diyerek yanıt verdi. Belçika'da bulunan Puigdemont ve dört eski bakan için Avrupa genelinde tutuklama kararı çıkarılmasını "Biz yargının bağımsızlığına saygı duyuyoruz" diyerek yanıt verdi. Yaşanan tuhaflığın farkında olan bir gazeteci "Türkiye'de gözaltı ve tutuklamalar olunca AB yorum yapmaktan kaçınmıyor, adli süreçlerin endişe verici olduğunu söylüyor. Ancak Katalan siyasetçiler hakkında sessiz kalıyor" deyince Breidthart "Ekleyecek bir sözüm yok" ifadesiyle yetindi.

Oysa durum çok basit. İspanya ölüm kalım mücadelesi veriyor. Ülkeyi bölmeye çalışan Katalan yönetimine meşru sınırlar çerçevesinde doğru yöntemlerle yanıt veriyor. İstikrar ve düzen olmadığı müddetçe demokrasinin bir işe yaramayacağını çok iyi bilen AB, İspanya'nın aldığı önlemleri Avrupa istikrarı ve düzeninin bozulmaması için destekliyor.

O halde AB'nin aynı desteği özellikle FETÖ ve PKK ile mücadelede Türkiye'ye de vermesi gerekir. Bugüne kadar AB Türkiye'nin PKK'ya karşı attığı adımlarda Ankara'nın yanında yer almadı. Örneğin HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş tutuklandığında AB'den homurtular yükseldi, Demirtaş'ın serbest bırakılması istendi. Oysa Türkiye'nin aldığı karar İspanya'nınkinden daha meşruydu.

Çünkü Türkiye'de olup bitenle İspanya'da olup biten arasında dağlar kadar fark var. Katalanlar sadece referandum yapmış, oy kullanmıştı ancak Türkiye'de HDP'nin bir şekilde ilişkide olduğu terör örgütü PKK binlerce kişiyi katletti. İspanya'da tek bir kişinin burnu kanamamışken alınan önlemlerin aynısı Türkiye'de eli kanlı bir terör örgütüne karşı alınıyor. AB bu fotoğrafı doğru okumalı. Türkiye'ye karşı ikiyüzlü, çelişkili politikalardan vazgeçmeli.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları