USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 20 Eylül 2017 Çarşamba 15:48
  • Güncelleme saati: 15:48

Barzani’nin akıl tutulması

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ısrarından vaz geçmedi. Başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin açık, ABD ve AB gibi aktörlerin ise yarım ağız uyarılarını dikkate almadı. 25 Eylül'de Irak'ın kuzeyinden bağımsız bir yönetim oluşturmak için referanduma gitmekte kararlı. ABD, AB ve BM yetkilileri ile görüşmesinde Barzani kendilerine referandumu iptal ettirmeyi gerektirecek bir önerinin getirilmediğini açıklamıştı. Kimi basın kuruluşlarına göre bu öneri konfederalizmdi. Yani Barzani konfederalizm seçeneğini de elinin tersiyle iterek bağımsız bir yönetim istediğini deklare etti. Irak meclisi referandumu kanunsuz ilan ettiği için sonuç ne çıkarsa çıksın hukuken değişen bir şey olmayacak. Ancak bölgede yükselen tansiyon özellikle Ankara'nın çıkarlarını tehdit eden siyasi ve askeri yeni gelişmeleri tetikleyebilir.

25 Eylül'de yapılacak referandumdan evet çıkması halinde gerçekleşecek en kötü senaryo Erbil ile Bağdat arasında bir çatışma yaşanmasıdır. Bu çatışmanın ayak sesleri gittikçe yaklaşıyor. Üstelik bu çatışmanın Kerkük üzerinde yaşanacağı anlaşılıyor. Bunun ilk işaretlerini Kerkük'ün güneyine yığınak yapan Irak ordusu ve Haşdi Şabi birlikleri verdi. Kerkük'e bağlı bazı kasabalarda Şii bazı gruplar Barzani'nin kararını protesto etti. Barzani de bu gelişmeler üzerine Peşmerge'ye bağlı birlikleri Kerkük'e gönderdi. Irak Başbakanı İbadi'nin "askeri müdahaleye hazırız" sözlerini de bir kenara not etmek gerekir.

Kerkük'te Erbil ile Bağdat arasında bir çatışma çıkarsa Barzani'nin İran destekli Irak ordusu ve Haşdi Şabi birlikleri karşısında şansının ne olacağı ciddi bir soru işaretidir. Barzani'nin referandum ısrarının en önemli sonucu Kerkük'ün Irak ordusu ve Şii milislerce ele geçirilmesi olabilir. Bu Musul'dan sonra ikinci önemli kentin İran etkisi altına gireceği anlamına gelir. Kerkük sadece Erbil ya da Bağdat için önemli değildir. Türkiye de geçmişte yapılan anlaşmalar ve tarihi, kültürel ilişkileri nedeniyle Kerkük'ün geleceğiyle yakından ilgilenmektedir. Kerkük'ün statüsünde yapılacak bir değişiklik Türkiye'yi de doğrudan konunun tarafı yapar. Bu bir ulusal güvenlik meselesidir. Barzani'nin bu sorumsuz kararı bu yüzden Ankara'yı derin bir endişeye sevk etmiştir.

Referandumun tek sonucu Kerkük'ün İran destekli güçlerin kontrolüne geçmesi olmaz. Böyle bir durumda Barzani hiçbir hukuki alt yapısı olmayan referandum nedeniyle ciddi bir yenilgiye uğrayarak koltuğunu da kaybedebilir. Bu Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nde İran destekli grupların kontrolü ele geçirmesi, Erbil'in Türkiye'den uzaklaşması anlamına gelebilir. Bu Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinde bulundurduğu diplomatik, siyasi ve askeri tüm varlığını tehlikeye sokabilir.

Şunun altını kalın bir şekilde çizmek gerekiyor. Ankara Barzani'yi kendisine yönelik bir tehdit olarak değil bir müttefik olarak görüyor. Bu yüzden referandumla ilgili eleştirilerini sadece bağımsızlık talebine yöneltiyor. Barzani'nin ya da Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetiminin meşruiyetini sorgulamıyor. Ancak Barzani aldığı sorumsuz kararla hem kendi geleceğini hem de Türkiye'nin çıkarlarını tehdit ediyor. Gerçek bu kadar çıplakken Barzani'nin tecrübesizlikle aldığı bu karardan derhal vaz geçmesi gerekir.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları