USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 14 Eylül 2017 Perşembe 17:44
  • Güncelleme saati: 17:44

Barzani’nin kaos referandumu

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi 25 Eylül'de referandum düzenleyecek. Referandumda halka 'Bağımsızlığı destekliyor musunuz?' sorusu sorulacak. Bölgesel yönetim referandumu DEAŞ ile mücadelede kontrolünü ele geçirdiği Kerkük gibi kentlerde de yapacak. Sandıktan 'Evet' çıksa bile Bağdat yönetimi onay vermediği için hukuki hiç bir bağlayıcılığı bulunmayan bu referandumun önemli sonuçlar doğurması bekleniyor.

Bu sonuçlardan ilki Barzani yönetiminin bölgede güven kaybı yaşaması olacak. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin bir ateş çemberi içerisinde olduğunu vurgulamak gerekiyor. Barzani yönetimi izlediği politikalar nedeniyle Bağdat ve Tahran'ın hedefinde. Türkiye'de Gezi olayları başladığı sırada benzer bir dalganın Kuzey Irak yönetimini de sardığı, Barzani yönetiminin devrilmesi için özellikle Tahran'ın uğraştığı bir sır değil. Bu ateş çemberinde Barzani'nin yanında duran en yakın müttefiki şüphesiz Türkiye oldu. Ankara Erbil'e ekonomik destek vermekle kalmadı, karşılıklı kazanç esasına uygun olarak Kuzey Irak petrollerinin dünya piyasalarına açılmasını da sağladı. Terör örgütü DEAŞ bölgesel yönetimin sınırlarını zorladığında Türkiye Erbil'e uçak dolusu askeri yardım gönderdi. Başika'daki askeri üs sadece Türkiye'nin değil, bölgesel yönetimin de güvenliğine katkı sağlıyor.

Ancak 25 Eylül'de yapılması planlanan referandumdaki ısrar Ankara'yı endişelendiriyor. Üstelik bu endişe güven bunalımının çok daha ötesinde bir anlam ifade ediyor. Çünkü referandum nedeniyle ortaya çıkacak istikrarsızlık sadece bölgeyi değil Türkiye'nin güvenliğini de tehdit edecek. Referandumun özellikle Kerkük'ü de kapsaması Bağdat yönetimi ve Haşdi Şabi gibi oluşumlar için bir oldubitti olarak görülecek. Hukuken bir bağlayıcılığı olmasa da Barzani yönetiminin Kerkük'ü ele geçirme çabası olarak değerlendirilecek. Böylece başta Kerkük olmak üzere bölgesel yönetimin tamamı potansiyel bir çatışma alanına dönüşecek.

Bağdat yönetiminin ve İran destekli Haşdi Şabi gibi grupların bu oldubitti girişimine silahla karşılık vermesi ihtimal dışı değil. Hal böyle olunca Ankara Kerkük ve bölgesel yönetim sınırları içinde yaşayan Türkmenlerin hakları, kendi çıkarları, Bölgesel Yönetim'in istikrarı ve Irak'ın toprak bütünlüğü gibi parametreler arasında sıkışacak. Ankara Barzani yönetimi ile işbirliğine çok önem verse de bu referandum ikili ilişkiler üzerinde önemli bir yük haline gelecek.

Ankara'da sadece bölgesel bir çatışma senaryosu konuşulmuyor. Olası bir çatışma sonrası bölgede nasıl bir tablo ile karşılaşılacağı da önemli bir soru işareti. Şii yayılmacılığının Irak'taki Sünni aktörleri pasifize ettiği ve marjinalleştirdiği, Musul gibi Sünni nüfusun önemli şehirlerinden birinin tamamen Şii nüfuzu altına girdiği tartışma götürmez bir gerçek. Barzani'nin Kerkük'te de referandum ısrarında bulunması beraberinde bu şehri de tartışmalı hale getirecek. İran destekli Haşdi Şabi gibi örgütlerin ve Bağdat ordusunun Kerkük'ü bir çatışmanın ardından alması bölgesel denklemin değişmesine ve belki de bölgesel çatışmanın daha fazla derinleşmesine yol açacak.

Her ne kadar Barzani Reuters'e yaptığı açıklamada gerekirse savaşacakları tehdidinde bulunsa da bu referandum Kerkük gibi kritik bir şehrin Bağdat yönetiminin kontrolü altına girmesiyle sonuçlanabilir. Bağdat ordusunun Kerkük'ün güneyine yığınak yaptığı, Erbil'in ise buna karşın şehre ağır silahlarla donatılmış Peşmerge birliklerini gönderdiği göz önüne alınırsa bu senaryonun fiziki alt yapısının da oluşturulduğu söylenebilir.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları