USA SABAH 20 Kasım 2017 Pazartesi
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 04 Eylül 2017 Pazartesi 17:17
  • Güncelleme saati: 17:17

Afrin'de kim nerede duruyor?

Türkiye'nin güney sınırında, Suriye'nin kuzey doğusunda bulunan Afrin bölgesi önümüzdeki günlerde en çok konuşacağımız başlıklardan birisi olacak. Sebebi basit: Bölge terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG'nin kontrolünde bulunuyor. Terör örgütünün Suriye'nin kuzeyinde bir kontrol hattı elde etmesinden rahatsız olan Türkiye bunu önemli bir güvenlik sorunu olarak kabul ediyor. Ankara'nın radarları Suriye iç savaşı boyunca Afrin'in üzerindeydi. Ancak Afrin'in önemi iki gelişme nedeniyle daha fazla arttı.

Birinci gelişme ABD'nin koordinasyonunda gerçekleşen Rakka operasyonunun artık belli bir olgunluğa ulaşması. ABD Rakka operasyonunu terör örgütü YPG'yi destekleyerek yürütüyor. Aynı zamanda Suriye sahasındaki etki alanını yine aynı terör örgütü üzerinden genişletmeye çalışıyor. Ankara bu politikayı Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü YPG'nin kontrolünde bir devlet kurma çabası olarak okuyor. Rakka operasyonunun yakın dönemde sona ermesi üzerine ABD destekli YPG'nin yeni topraklar kazanmak için çaba içerisine gireceği değerlendiriliyor. Türkiye'nin gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı operasyonu bu plana vurulan önemli bir darbeydi. YPG'nin Rakka operasyonunun ardından El Bab'ın güneyinden Afrin'e ulaşıp elindeki terör koridorunu Akdeniz'e ulaştırma çabası içinde olduğu analizi yapılıyor.

Afrin'le ilgili ikinci gelişme kasabanın hemen güneyinde bulunan İdlib iliyle ilgili. İdlib üzerinden yapılan tartışmalar Rakka operasyonu sonrası senaryolarla ilgili de ipuçları veriyor. Türkiye ve Rusya'nın İdlib'de çatışmasızlık bölgesi kurma kararı aldığı Haziran ayında açıklanmıştı. Bu açıklamanın hemen ardından İdlib'de El Kaide kontrolü ele geçirdi ve ABD'nin bir numaralı hedefi haline geldi. İdlib'de önümüzdeki dönemde sahadaki aktörler arasında bir güç mücadelesi yaşanacağı anlaşılıyor. Türkiye'nin Rusya ile yaptığı çatışmasız bölgeler görüşmeleri olumlu sonuçlanırsa Türk askeri ÖSO üzerinden bölgede kontrolü sağlayacak. İdlib'de kontrolü sağlayabilmek için geri güvenliğini almak, yani Afrin'deki tehlikeyi bertaraf etmek gerekiyor.

Yukarıda saydığımız iki gelişme nedeniyle Türkiye'nin Afrin'e yönelik bir operasyon yapacağına ilişkin beklentiler arttı. Sınıra yapılan askeri sevkıyat bu beklentiyi güçlendiriyor. Ankara'nın askeri bir operasyon için bütün çalışmaları tamamladığını varsayarsak geriye meselenin diplomatik boyutu kalıyor. Askeri bir operasyondan sonuç almak için sahadaki aktörlerin pozisyonunu iyi hesaplamak gerekiyor.

Ankara'nın operasyonun diplomasi boyutuna da önem verdiği su götürmez bir gerçek. Nitekim geçtiğimiz haftalarda Rus ve İran Genelkurmay Başkanları ile ABD Savunma Bakanı Mattis Ankara'da ağırlanmıştı. Bu görüşmelerde Afrin'le ilgili tablonun aşağı yukarı ortaya çıktığını düşünüyorum.

Elimizde net veriler olmasa da sahadaki aktörlerin Afrin operasyonuna nasıl baktığını açık kaynaklar yoluyla değerlendirmek mümkün.

Rusya'nın Suriye'de aldığı pozisyon sahadaki kazanımlarını ve birliklerinin güvenliğini korumak üzerine. Bu yüzden Moskova'nın Afrin'den ziyade İdlib'i öncelikli mesele olarak gördüğünü söyleyebiliriz. Rusya rejimle birlikte kontrol altında tuttuğu bölgelere İdlib'den saldırı olabileceğini düşünüyor. Bu yüzden İdlib'in çatışmasızlık bölgesi olmasını önemsiyor. Ankara'yla yapılan görüşmelerin temelini de İdlib'den rejim bölgelerine rejim bölgelerinden de İdlib'e olası saldırıların engellenmesi düşüncesi oluşturuyor. Bu yüzden İdlib konusunda bir anlaşmaya varılması halinde Rusya'nın Afrin'e yapılacak bir operasyona sıcak bakacağını söylemek yanlış olmaz. Böyle bir operasyon başladığında Şam rejiminin itiraz edeceği öngörülebilir. Ancak bu itiraz bir biri ardına yapılan açıklamalarla sınırlı kalacaktır. Terör örgütü PKK'ya karşı ortak operasyonu gündemine alan Tahran ve Ankara'nın Afrin'e yapılacak bir operasyon nedeniyle karşı karşıya geleceğini söylemek de şu an için zor görünüyor.

Bu noktada ABD'nin olası tutumunu etraflı bir şekilde masaya yatırmak gerekiyor. DEAŞ ile mücadele adı altında terör örgütü YPG'yi destekleyen ABD yönetiminin, DEAŞ operasyonlarını paralize edeceği gerekçesiyle Afrin'e yönelik bir planı desteklemeyeceğini söyleyebiliriz. Nitekim ABD'nin, Türkiye ile Rusya arasındaki görüşmeler sürerken İdlib'deki El Kaide varlığına vurgu yapmasını dikkat dağıtmak amacı taşıyan bir hamle olarak okuyabiliriz. ABD bu hamleyle hem Rusya ve Türkiye'ye 'İdlib'de ben de varım' mesajı veriyor. Hem de Türkiye'ye 'Sahada Afrin'den daha önemli sorunlarımız var' mesajı iletiyor.

Ancak Suriye sahasında neyin daha önemli olduğunu ABD'nin çıkarları belirlemiyor. Afrin Türkiye için önemli. Üstelik Afrin'de, Menbiç'te olduğu gibi ABD askeri varlığı da bulunmuyor. ABD askerlerinin güvenliği tehlikeye girmediği müddetçe Washington'un Suriye'deki Türk operasyonuna açıkça karşı çıkacağını sanmıyorum.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları