USA SABAH 19 Kasım 2017 Pazar
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 22 Ağustos 2017 Salı 15:19
  • Güncelleme saati: 15:19

TSK’nın Afrin’e operasyon hazırlığı

ABD'nin DEAŞ'la mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk'un İdlib'in El Kaide'nin merkezi haline geldiği yolundaki çıkışı Ankara için alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Bir önceki yazıda ABD'nin İdlib'i tartışma haline getirip, terörle mücadele kisvesiyle kente müdahalede bulunabileceğini yazmıştım. Bu Ankara için terör örgütü YPG'nin varlığını İdlib'e taşıyacağı anlamına geliyordu.

McGurk'ün Temmuz ayı sonunda yaptığı bu açıklamanın üzerinden çok geçmeden Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki terör örgütlerine yönelik bir operasyona girişeceğine ilişkin kuvvetli işaretler gelmeye başladı. İlk işaret fişeği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir süredir hazırlığı yapılan Afrin operasyonuyla ilgili açıklamasıydı. Erdoğan "Fırat Kalkanı operasyonuyla Suriye'deki terör oluşumu projesinin kalbine soktuğumuz hançeri, yeni hamlelerle genişletmekte kararlıyız" dedi.

Erdoğan'ın bu sözlerinin ardından hükümetin çeşitli kademelerinden benzer açıklamalar gelmeye başladı. Bu açıklamaları Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait insansız hava araçlarının Suriye'nin kuzeyinde, terör örgütü YPG'nin elinde bulunan Afrin'in semalarında yaptığı arama tarama faaliyetleri izledi. Kimi uzmanlara göre bu bölgede yapılacak temizlik operasyonunun ilk aşamasıydı ve sessiz sedasız hayata geçmişti. Kamuoyuna yansımayan bilgilere göre Türk topçusu Afrin'de, Türk sınırına yakın yerlerde bulunan terör örgütü noktalarını hedef alıyor ve öncü saha temizliğin yapıyordu. Bu yöntem daha önce Cerablus-El Bab hattında yapılan operasyonda da aynen uygulanmıştı.

Tüm bunların ötesinde yapılacak operasyonla ilgili en kuvvetli işaret Ankara'nın kapsamlı bir askeri diplomatik trafiğe ev sahipliği yapması oldu. İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakiri Ankara'ya gelerek mevkidaşı Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'la görüştü. Görüşmelerde "Bölge güvenliğini tehdit eden tüm terör örgütleriyle mücadelede, "Hudut güvenliği konusunda işbirliğinin geliştirilmesi", "Bölgesel güvenlik ve istikrar için yapılabilecekler" masaya yatırıldı. PKK'ya karşı ortak tedbirler ve istihbarat paylaşımı konusunda mutabakata varıldı. Bakiri'nin ziyareti 40 yılda ilk kez gerçekleşen Genelkurmay Başkanı düzeyindeki ziyaret olması nedeniyle de ayrı bir önem taşıyor.
İran ve Türkiye'nin Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin bağımsızlık referandumu konusundaki negatif tutumu biliniyor. Her ne kadar Bakiri'nin ziyaretin ardından yaptığı açıklamalarda Kuzey Irak konusu daha çok vurgulansa da görüşmelerde ele alınan öncelikli konunun Suriye'nin kuzeyi olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Nitekim Bakiri'nin Ankara'dan ayrıldığı saatlerde ajanslara yeni bir haber daha düştü. Bakiri'nin ardından Ankara bu kez Rusya Genel Kurmay Başkanı'nı ağırlayacaktı. Rusya'nın Irak'ın kuzeyinde yaşananlardan çok Suriye'de olup bitenlerle yakından ilgilendiği biliniyor. O halde bu trafik başlıbaşına Suriye'nin kuzeyiyle ilgili olmalı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın bu görüşmelerin ardından ABD Savunma Bakanı Mattis'in de Ankara'ya geleceğini söyledi. Mattis'in de Ankara'ya gelmesiyle Suriye sahasında aktif olan ana aktörlerin savunma bakanları ile genelkurmay başkanları Ankara'da ağırlanmış olacak.

Ne için? Yazının başında vurguladığımız operasyona ilişkin sıcak işaretlerle hemen sonra anlattığımız askeri diplomatik trafik bizlere bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Eğer ilk baştaki işaretler Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki terör örgütlerine yönelik yeni bir operasyonunu bizlere anlatıyorsa diplomatik trafik de bu operasyonla ilgili ana aktörlere yapılan bilgilendirmeyi kapsıyor olmalı.

Şimdi önümüzde önemli bir soru var. Ankara'nın sınır güvenliğini sağlamak için terör örgütleri PKK, DEAŞ ya da El Kaide'ye yönelik olası ve eli kulağında operasyonun sınırları henüz belirsiz. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Haziran ayında yaptığı açıklamada Astana süreci çerçevesinde Türkiye, Rusya ve İran'ın Suriye'de çatışmasızlık bölgeleri oluşturma konusunda anlaştığını söylemişti. Buna göre İdlib'in kontrolü ve güvenliği Türkiye ve Rusya'da olacaktı. O tarihten sonra bu konuda adım atılmazken, İdlib El Kaide'ye yakın unsurların eline geçti. Daha önce Türk askerinin İdlib'in hedef olmasını engellemek, orada düzeni ve asayişi sağlamak için İdlib'e gideceği, YPG'nin elindeki Afrin'i de geri güvenliğinin sağlanması için enterne edeceği söyleniyordu. Yani daha önce öncelik İdlib'deydi, Afrin bu planın ikinci aşamasını oluşturacaktı. İdlib'de kontrol dengesi değişince yapılan planlamalar da güncellenmiş olabilir mi? Hayır güncellenmemiş. Edindiğim bilgilere göre Ankara İdlib'de istikrar, çatışmasızlık ve güvenin sağlanmasında, hem İdlib'de hem de Afrin'de terör örgütlerinin varlığına müsamaha göstermemekte kararlı.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları