USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 31 Temmuz 2017 Pazartesi 13:12
  • Güncelleme saati: 13:13

Darbecilerle görüşen iki ABD'li diplomat

Bu hafta Pakistan'da Başbakan Navaz Şerif'in görevinden alındığı garip gelişmeye odaklanacaktım. Ancak okurlarımız geçtiğimiz hafta yazdığım konuyu daha fazla önemsediler. Bir biri ardına 'Bu işin peşini bırakma' mesajları alınca ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne bazı soruları yeniden yöneltmek zorunluluk oldu.

Konu malum. Ancak yine de kısa bir hatırlatma yapalım. FETÖ'nün devlete sızdırdığı örgüt elemanları vasıtasıyla Türk istihbaratına düzenlediği bir operasyon vardı. 2014 yılı Ocak ayında gerçekleşen olayda FETÖ mensubu onlarca asker MİT TIR'larına baskın düzenlemiş, Türkmenlere giden yardımları 'Terör örgütlerine gönderilen silah' gibi lanse eden örgüt Türkiye'yi terör örgütleriyle işbirliği içinde göstermeye çalışmıştı. 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin ardından FETÖ komplosuna ilişkin soruşturma yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili yeni delillere ulaştı ve dördüncü iddianamesini hazırladı.

Bu iddianamede adı geçen, FETÖ'nün sivil imamları olduğu belirtilen iki şüphelinin MİT Tır'larına düzenlenen baskından hemen sonra ABD Elçiliğini ve Başkonsolosluğunu aradığı ortaya çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 5 Temmuz'da ABD Elçiliğine bir yazı göndererek bu telefon konuşmalarının içeriğini sordu. ABD Elçiliği en kısa sürede sorulara yanıt vereceğini açıklasa da henüz bu konuda bir gelişme olmadı. Diğer bir deyişle Başsavcılığın Elçiliğe gönderdiği yazının üzerinden tam 25 gün geçti. Ancak ABD elçiliği konuyla ilgili sessizliğini koruyor.

Bu sessizliğin nedeni ABD Ankara Büyükelçisi John Bass'ın Afganistan'a atanacağına ilişkin dedikodular olamaz. Zira Amerikan elçisinin atanmasıyla ilgili beklentiler, Büyükelçiliğin bu konuyla ilgili hızlı bir araştırma yapmasını engellemiyor.

Araştırma yapılacak konu oldukça basit. FETÖ'nün iki sivil imamı 20 Ocak 2014'te ABD Ankara Büyükelçiliği ile ABD İstanbul Başkonsolosluğu'nu telefonla arıyor. Bu iki kişinin aradığı numaralar belli. Elçiliğin uzun süren sessizliğinden bu numaraların vize departmanına ait olmadığı anlaşılıyor. Öyle olsaydı ABD Elçiliği tıpkı daha önce Adil Öksüz konusunda olduğu gibi Başsavcılığın sorularına bir gün sonra 'Konu vizeyle ilgili' yanıtını verirdi.

Konu vize değilse FETÖ'cülerin muhatapları Amerikalı diplomatlar olmalı. Üstelik ABD Elçiliği'nin bu iki numarayı hangi diplomatların kullandığını bildiğini de varsayamamız gerekiyor. O halde ABD Elçiliğinin o diplomatlarla oturup FETÖ'cülerle ne konuştuklarını sorması gerekiyor.

Diyelim ki diplomatlar bu telefon görüşmelerinin içeriğini hatırlamadıklarını söylediler. O halde yapılacak şey basit. ABD'nin arşiv konusunda ciddi bir devlet olduğunu bildiğimizden şunu önerebiliriz. ABD'li diplomatlar FETÖ'cü iki kişiyle yaptıkları görüşmeyi mutlaka raporlamışlardır. Hatta bununla da kalmayıp o görüşmeleri kayıt altına almışlardır. O halde ABD Elçiliği Büyükelçiliğin bodrum katındaki arşiv bölümüne odaklansın ve o tarihte yapılan görüşmelerin kayıtlarını inceleyerek diplomatların FETÖ'cülerle ne konuştuğunu ortaya çıkarsın.

Bu konuyu neden bu kadar önemsiyoruz? Çünkü 15 Temmuz kanlı darbesini gerekçekleştiren Fetullah Gülen ABD'de yaşıyor. ABD yargı sürecini işaret ederek Gülen'in Türkiye'ye iadesi konusunu geciktiriyor. Bizler bardağın dolu tarafına bakarak ABD'nin FETÖ ile doğrudan teması olmadığını, FETÖ'yü Türkiye'ye karşı kullanmadığını, 15 Temmuz kanlı darbesine destek vermediğini düşünmek istiyoruz. Ancak bu telefon kayıtları bize başka türlü düşünmemiz gerektiğini söylüyor. MİT TIR'ları operasyonunu yapanlarla ABD'li diplomatların doğrudan bağı olduğunu, hatta operasyonları ABD'li diplomatların yakından takip edip belki de müdahale ettiğini gösteriyor. FETÖ'nün imamlarıyla bu kadar içli dışlı olan bir ülke 15 Temmuz darbe girişiminin içinde de olabilir mi? ABD Elçiliği suskunluğunu bu yüzden mi bozmuyor?
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları