USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 24 Temmuz 2017 Pazartesi 15:42
  • Güncelleme saati: 15:42

ABD Elçiliği ile darbeci FET֒cüler arasındaki gizli telefon görüşmesi

15 Temmuz'dan bir kaç gün sonraydı. 15 Temmuz'da darbenin ana karargahına olduğu kanıtlanan, kanlı darbe girişiminin planlayıcısı FETÖ'cü Adil Öksüz bürokrasi içindeki Gülenistlerden yardım alarak bir şekilde kaçmayı başarmış ve bu kamuoyunda infial yaratmıştı. Adil Öksüz her yerde aranıyordu. Tam da bugünlerde ABD İstanbul Başkonsolosluğu'na kayıtlı bir telefondan Adil Öksüz'ün arandığı ortaya çıktı.

ABD Elçiliği bir yazılı açıklama yaparak Adil Öksüz'ün 'Vizeniz iptal edildi' diye arandığını söyledi. Ancak bu açıklama Türk kamuoyunu tatmin etmedi. Türk kamuoyu 250 kişinin katili olarak bilinen Fetullah Gülen'i Türkiye'ye iade etmemek için çeşitli bahaneler ileri süren ABD'nin Adil Öksüz'ün kaçmasında bir şekilde payı olduğu düşüncesine kapıldı. ABD'nin genelde vizesini iptal ettiği yabancı ülke vatandaşlarını telefonla atamadığı düşünülürse Türk kamuoyunun şüphelenmekte haklı olduğunu kabul etmek gerekir.

FETÖ ile mücadele konusunda Türkiye'de o kadar çok şey oluyor ki ABD elçiliğinin Adil Öksüz'le kurmaya çalıştığı irtibat kamuoyu gündeminden bir süre sonra düştü. Ancak bu ABD'nin Ankara'daki büyükelçiliğinin FETÖ konusunda yeniden gündeme gelmesine engel değil.

John Bass'ın isminin Afganistan Büyükelçiliği için geçtiği şu günlerde ABD Büyükelçiliği yeni bir sorunla yüzleşiyor. Konu 2014 Ocak ayında MİT TIR'larına düzenlenen baskınla ilgili. Konudan haberdar olmayan okurlarımız için kısaca özetleyeyim. Daha sonra hepsi FETÖ üyeliğinden tutuklanan savcı ve askerler, Suriye sınırına yük taşıyan MİT TIR'larına operasyon yapmıştı. Bu operasyonun Fetullah Gülen'in talimatıyla gerçekleştirildiği kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Amaçları Türkiye'yi terör örgütleriyle işbirliği içerisindeymiş gibi göstermek ve 17 Aralık operasyonlarıyla sıkıştırdıkları hükümeti istifaya zorlamaktı. Aynı zamanda 7 Şubat 2012'de tutuklamaya çalıştıkları MİT Müsteşarını da egale edip Türkiye'nin istihbarat kurumunu ele geçirmeye çalışıyorlardı. Peki tüm bu olup bitenlerin ABD elçiliği ile ilgisi ne?

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MİT TIR'ları ile ilgili yeni delillere ulaştı ve 4'üncü iddianameyi hazırladı. Telefon kayıtları, itiraflar ve benzeri deliller ışığında iddianamedeki 55 kişi hakkında 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Şüphelilerin FETÖ'nün MİT TIR'ları operasyonunu yöneten sivil imamları olduğu belirtiliyor.

Tam bu noktada şüphelilerden ikisinin üzerinde durmak gerekiyor. Birisi Bayram Andaç. Diğer isim ise MUHARREM Gözüküçük. Bu iki ismin ortak özelliği tam da MİT TIR'ları baskınının yapıldığı dönemde ABD ile iletişime geçmiş olmaları. Andaç, ABD Büyükelçiliğini 20 Ocak'ta arayıp 48 saniye görüşmüş. Yine aynı gün 46 saniyelik görüşme yapmış. Bununla da kalmayarak, aynı günün akşamı ABD İstanbul Konsolosluğunu arayarak 36 saniye görüştüğü tespit edilmiş. Muharrem Gözüküçük deyine aynı dönemde ABD elçiliğini 2 kez arayıp 155 saniye ve 33 saniye konuşmuş.

Bunda ne var demeyin. Çünkü Zaman geçtikçe konu girift bir hal alıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu iki isimle ilgili ABD Büyükelçiliği'ne bir yazı göndererek telefon görüşmelerinin içeriğini sordu. ABD elçiliği ilk yaptığı açıklamada kendilerine savcılıktan bir yazı gelmediğini söyledi. Daha sonra Savcılık ABD'nin açıklama yaptığı gün savcılık sorularının büyükelçiliğe ulaştığını gösteren belgeleri yayınladı. ABD Elçiliği konu ile ilgili inceleme yaparak gerekli yanıtların verileceğini belirtti.

Peki yanıt geldi mi? Hayır. Adil Öksüz'ün elçilikten aranmasıyla ilgili tartışmalara kısa süre içinde vize odaklı yanıt veren ABD elçiliği MİT TIR'ları operasyonunda şüpheli olan iki şahısla ne konuşulduğu konusunda hala bir açıklama yapmadı.

Aradan 20 gün geçmeseydi açıklamanın eli kulağındadır diye düşünebildik ancak 20 gün bir telefon görüşmesi ile ilgili detaylara ulaşmak için oldukça uzun bir süre. Şüphelilerin aradığı numaralar belli. Eğer iki şüpheli Başkonsolosluğun vize bölümüyle konuştuysa ABD elçiliğinin vereceği yanıt kolay olmalı. Ancak bir açıklama yapılmıyor. İki şüpheli vize bölümü ile değil de ABD elçiliğindeki kıdemli diplomatlarla mı konuştu? Fetullah Gülen'in iki kanunsuz müridinin ABD'li diplomatlarla ne gibi bir işi olabilir? ABD de her halde 20 gündür bu sorunun yanıtını arıyor.

Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları