USA SABAH 20 Eylül 2017 Çarşamba
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 16 Temmuz 2017 Pazar 15:39
  • Güncelleme saati: 15:39

Avrupa FETÖ'ye neden cesaret veriyor?

Bundan tam bir yıl önceydi. Gazetedeki işlerimi bitirmiş Boğaz Köprüsü'nü kullanarak eve geçmiştim. Ben geçtikten bir saat sonra askeri araçların o köprüyü kapattığı haberi geldi. Herkes olan biteni anlamaya çalışıyordu. Bu anormal bir durumdu. Ağustos ayında yapılacak Yüksek Askeri Şura toplantısında TSK'da yuvalanmış FETÖ'cülerin ordudan ihraç edileceği biliniyordu. FETÖ bunu bildiği için son bir hamle yapmış ve kamikaze girişiminde mi bulunmuştu? Her şey olabilirdi. Ancak kimse buna inanmak istemiyordu. Çünkü kimse 2017 Türkiye'sine askeri bir darbeyi yakıştıramıyordu. Ancak Ankara'da askeri jetlerin alçak uçuş yapmaya başladığı, Genelkurmay karargahında çatışma çıktığı haberleri gelmeye başlayınca işin rengi anlaşıldı. Evet bu bir askeri darbeydi. TSK'da yuvalanan FETÖ'cüler harekete geçmiş, kamuoyu vicdanında mahkum edilen örgütlerini kurtarmak için ülkeye el koymaya kalkmıştı.

İlerleyen saatlerde Türkiye büyük bir vahşete tanıklık etti. FETÖ'cü askerler ülkelerine ve demokrasilerine sahip çıkmak için ellerinde sadece bayraklarıyla sokakları dolduran yüzbinlerce insanı hedef almaya başladı. O gece bir yolunu bulup deniz yolunu kullanarak gazeteye gittiğimde gelen haberler iç açıcı değildi. Şimdi adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olan İstanbul Boğaz Köprüsü'ndeki askerler sivillere ateş açıyor, onları öldürüyordu. Bu elinde silah olmayan masum insanları açıkça kurşuna dizmek, infaz etmekti. O gece köprüde 38 sivil, neredeyse canlı yayında vahşice öldürüldü. Yüzlercesi yaralandı.

Sadece orası mı? İstanbul Esenler'de tanklar kendilerine engel olmaya çalışan araçların ve insanların üzerinden geçti. Korkunç görüntülerdi. Boğaz'ın şirin kasabası Çengelköy'de darbeciler kendilerine direnen semt sakinlerini gözlerini kırpmadan öldürdü. Oradaki katliamı yöneten FETÖ'cü komutanın daha sonra internete düşen ses kaydı her şeyi gözler önüne seriyordu. Sözde komutan askerlerine 'Beylerbeyi'nde direnenler var. Helikopter çağırın, hepsini vursun' diyordu.

Bu gözü dönmüşlük Türkiye'nin her yerinde yaşandı. Ankara'da darbecilerin ana üs olarak kullandığı Akıncı Üssü'nden uçaklar kalkmasın diye üs çevresinde saman yakan çiftçiler hunharca katledildi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez TBMM bombalandı. Ankara'nın merkezi Kızılay'da Genelkurmay'ı ele geçiren FETÖ'cüler halkın üzerine doğrudan ateş açtı. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları esir alındı. Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önünde bekleyen siviller F-16'larla bombalandı. MİT karargahı vuruldu. Tanklar polis araçlarını hedef aldı. Emniyet Müdürlükleri bombalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast için Erdoğan'ın tatil yaptığı Muğla'ya özel kuvvetlerden oluşan suikast timi gönderildi.

Ancak darbecilerin hesaba katmadığı önemli bir şey oldu. Türk siyasi tarihinde ilk kez yüzbinlerce kişi sokaklara inerek, atılan bombalardan, doğrultulan silahlardan korkmayarak, çıplak elle tankları yendi. 16 Temmuz sabahı gün ışırken geriye 249 şehit, binlerce yaralı, yıkılmış, yakılmış binalar, tanklar tarafından ezilmiş araçlar ve travma yaşayan bir toplum kaldı.

Bu katliamın faili bellidir. Sadece darbecilerin itirafları değil, özellikle Akıncı Üssü'nde yer alan görüntüler de bunu ortaya koymaktadır. ABD'de yaşayan Fetullah Gülen'in sağ kolu, Adil Öksüz darbe gecesi Akıncı Üssü'nde yakalandı. Beraberinde yine FETÖ'nün üst düzey 5 sivil yöneticisi vardı. Görüntülerde darbeci komutanların üste bulunan bu sivillere asker selamı verdiği görülüyor. Avrupa ülkeleri ve ABD görmek istemese de sadece bu görüntüler bile darbeyi kimin yaptığını ortaya koyuyor.

Peki her şey ayan beyan ortadayken Almanya, Hollanda gibi AB ülkeleri ve ABD neden firari FETÖ'cülere sığınma hakkı verip, örgütü kolluyor? Bu ülkelere göre FETÖ'cülerin iadesini gerekli kılacak yeterli düzeyde belge, kanıt mevcut değil. Ancak bu bir bahaneden ibaret. Nitekim Yunanistan'ın 15 Temmuz gecesi helikopterle ülkelerine kaçan 8 darbeci askeri iade etmediğini hatırlayın. Bu sekiz asker Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan ekibin bir parçasıydı. Darbe başarısız olunca askeri helikopterle, üstlerindeki kamuflajla Yunanistan'a kaçtılar. Yani suç üstü yakalandılar. Bundan büyük kanıt mı olur? Ancak Yunanistan yüksek mahkemesi bu kanıtlara gözlerini yumdu ve bu askerleri iade etmedi.

Şüphesiz bu iyi niyetli bir adım değil. Kendisine sığınan FETÖ'cüleri iade etmeyen AB ülkelerinin ve Fetullah Gülen'i Türkiye'ye iade etmemek için türlü bahanelere başvuran ABD'nin tutumu da iyi niyetli değil.

Bu iyi niyetli olmayan adımların Türkiye ile ilgili ülkelerin yaşadığı sorunlardan kaynaklandığı anlaşılıyor. Bu ülkeler FETÖ'ye sahip çıkarken neyi amaçlarsa amaçlasın. Türkiye ile yaşadıkları geçici sorunlar bir gün biter, geriye Türk halkının bu ülkelere beslediği dinmeyen öfke kalır.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları