USA SABAH 21 Kasım 2017 Salı
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 03 Temmuz 2017 Pazartesi 15:31
  • Güncelleme saati: 15:31

Avrupa'da yükselen yeni tür terör dalgası

Avrupalı liderler Suriye ve Irak kaynaklı terör örgütleriyle mücadelede başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerini yalnız bırakarak büyük bir hata yaptılar. Suriye'de yanan ateş onlara dokunmadığı müddetçe bir sorun yoktu. Ne yaptılar? Yıllardır süren kaos ateşini söndürmek yerine o ateşi başkentlerinden uzak tutmaya çalışmakla yetindiler. Suriye'de istikrarsızlığın kaynağı Esad rejiminin yerine demokratik bir sistemin kurulması için çalışmadılar. Mülteciler konusunu da bir kaç ülkenin sorunu olarak gördüler. "Bölgede yaşanan gelişmelerden uzak durursak bu ateş bize dokunmaz" dediler. Ancak bekledikleri gibi olmadı.

Avrupa ülkeleri mülteci akınıyla karşı karşıya kaldı. Elbette AB başkentlerine giden mülteci sayısı Türkiye ya da Ürdün'ün ağırladığı misafirler yanında devede kulak kalır. Ancak bu bile Avrupa'nın kimyasını bozmaya yetti. Gazeteler ırkçı denilebilecek başlıklar atmaya, yerel yönetimler mültecilere insan haklarına aykırı uygulamaları reva görmeye başladı. DEAŞ terör örgütünün Avrupa başkentlerinde düzenlediği terör eylemleri Avrupa'daki sıradan vatandaşı etkiledi. Buna Avrupa'da yaşanan genel ekonomik kriz ve işsizlik de eklenince ortaya ciddi bir sosyal sorun çıktı. Bu sorun Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve yabancı düşmanlığıdır.

AB ülkeleri bu sorunu yönetmekte basiretsizlik gösteriyor. Avrupalı liderler bu sosyal sorunu bir hastalık olarak değil oya devşirilecek bir sosyal dalga olarak görüyor. Avrupalı siyasetçiler aşırı sağa kayan toplumsal duyguyu yönetmek yerine marjinal söylemlere başvurarak bu tehlikeli iklimli besliyor. Asıl tehlike de burada.

Peki sonuç? Sonuç koca bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkıyor. Avrupa başkentlerinde Müslümanlara yönelik fiziki saldırıları işte bu iklim besliyor. Üstelik artık bu saldırılar terör eylemi düzeyine varmış durumda. Bunun ilk örneği geçtiğimiz günlerde İngiltere'de yaşandı. 47 yaşındaki Darren Osborne, beyaz kamyonetiyle teravih namazından çıkan Müslümanların arasına daldı. Saldırıda 1 kişi öldü, 10 kişi yaralandı. Görgü tanıkları saldırganın 'Bütün Müslümanları öldürmek istiyorum' diye bağırdığını anlattı. Olay yerinde cemaat tarafından yakalanan saldırgan polise teslim edildi.

Peki İngiliz polisi ve medyası buna nasıl tepki verdi? Onlara göre bu bir terör eylemi değil, işsiz bir yalnız kurtun saldırısıydı.

İngiliz polisi olay üzerinde tam anlamıyla bir karartma uyguladı. İngiliz basını da bu karartmaya gönüllü destek verdi. yani hem İngiliz devleti hem de medyası ortadaki ciddi sorunu görmezden gelme yolunu seçti. Oysa sorunlara gözlerini kapamak o arızayı ortadan kaldırmıyor. Aksine derinleşmesine ve yayılmasına neden oluyor.

Misal mi? Bu saldırıdan bir kaç gün sonra o tehlikeli araç bu kez Paris'in banliyosu Creteil'de ortaya çıktı. Aşırı sağcı bir Fransız aracını camiden çıkan Müslümanların üzerine sürdü. Ancak bariyerleri aşamayınca amacına ulaşamadı ve olay yerinden kaçtı. Daha sonra gözaltına alındı. Saldırgan DEAŞ'tan intikam almak için böyle bir eylem gerçekleştirdiğini polise anlattı.

Londra'da ve Paris'te masum insanlara karşı aynı tür eyemin gerçekleştirilmiş olması AB liderleri için alarm zillerinin çalmasına neden olmalı. Ortada başını kuma gömerek geçiştirilebilecek bir sorun yok. Avrupa'nın geleceğini etkileyecek düzeyde derin bir sosyal sorun var.

Üstelik bu sorun sokaktaki Müslümanı hedef alan yeni tür bir terör yöntemini ortaya çıkarmışa benziyor. Müslüman karşıtı bazı radikallerin şahsi araçlarıyla gerçekleştirdiği bu yeni tür terör yöntemi bir salgın gibi yayılıyor ve Avrupa'da masum insanları hedef alıyor. Müslümanlar 2'inci Dünya Savaşı öncesinde Yahudiler'in karşı karşıya kaldığı sorunlarla yüzleşiyor. Avrupalı liderler oy hesaplarını bir kenara bırakmalı. Yeni tür bir Holocaust yaşanmadan bu soruna çare aramalı.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları