USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
Yahya Bostan
  • Haber giriş tarihi: 19 Haziran 2017 Pazartesi 13:02
  • Güncelleme saati: 13:02

Terörü araç olarak kullanan ülkeler

Bir süredir dünyanın gündemini meşgul eden Körfez krizinde süreci takip edenleri bir hayli şaşırtan gelişmeler oluyor. Liderliğini Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin yaptığı birkaç Körfez ülkesinin Katar'a ekonomik diplomatik ve insani ambargo uyguladığı krizden bahsediyorum.

Bu krizin nasıl çıktığını hatırlayın. Katar'a ambargo uygulayan ülkeler Katar'ın bazı terör örgütlerine destek verdiğini ileri sürerek bu adımı atmışlardı. Ambargonun kaldırılması için Katar'ın bu örgütlerle ilişkisini kesmesini bir şart olarak ortaya koymuşlardı. DEAŞ, Katar'ın ilişkide olduğu terör örgütleri arasında sayılıyordu ancak sözkonusu ülkelerin asıl meselesi Katar'ın Müslüman Kadeşler ve Hamas'la temasıydı. ABD Başkanı Trump da Körfez ülkeleriyle aynı düşüncedeydi. Trump 9 Haziran'da yaptığı açıklamada 'Katar'ın teröre verdiği üst düzey destek sona ermeli' dedi.

Elbette bu büyük bir itham. Eğer tutarlı bir dış politika izliyorsanız, asıl amacınız gerçekten terörle mücadeleyse teröre destek verdiğini düşündüğünüz bir ülkeyle aranıza mesafe koyarsınız. Onunla ekonomik ve askeri ilişkilerinizi asgari düzeye indirirsiniz. Çünkü o ülkeyle kuracağınız her türlü ilişkinin bir şekilde terör örgütlerine alan açacağını bilirsiniz. Daha önce ABD'nin teröre destek verdiğini düşündüğü ülkelere hangi yaptırımları uyguladığını hepiniz hatırlarsınız.

Peki, ABD Başkan Trump'ın bu açıklamalarına rağmen Katar'a başka devletlere uyguladığı yaptırımların bir benzerini uyguladı mı? Hayır. Katar krizi sürerken ajanslara bu konuyla ilgili iki haber düştü. Birincisi ABD'nin Katar ile yaptığı uçak alım anlaşması. Bu anlaşmaya göre Katar ABD'den 12 milyar dolar tutarında F-15 savaş uçağı satın alacak. İkinci haber ise ABD ve Katar'ın askeri işbirliğine ilişkindi. İki Amerikan savaş gemisi Katar ordusuyla tatbikata katılmak için Doha'ya gitti. ABD'nin teröre destek vermekle suçladığı Katar'la ekonomik ve askeri işbirliğini sürdürmesinde sizce de bir tuhaflık yok mu?
Eğer Katar gerçekten terörü destekleseydi ortada bir tuhaflık olurdu. Ancak Katar iddia edildiği gibi terör örgütlerini desteklemiyor. Doha'nın ilişkide olduğu Müslüman Kardeşler'i terör örgütü olarak nitelemek için de elde kaydedeğer bir olgu yok. Bunu hem ABD hem de Körfez ülkeleri biliyor. Peki ortalıkta dolaşan teröre destek suçlamasının kaynağı ne?

Özellikle son yıllarda diplomaside tehlikeli bir sürece girdiğimizi vurgulamak gerekiyor. Bu tehlikeli gidişatın iki yönü var. Kimi ülkeler gerçekten terör örgütleriyle işbirliği yaparak terörü diplomatik bir araç, nüfuz alanlarını genişletmek için faydalı bir enstrüman olarak kullanıyor. Kimi ülkeler de rakiplerini sıkıştırmak, diplomaside ellerini güçlendirmek için terör destekçiliği suçlamasına sığınıyor.

Terörü diplomatik bir araç olarak görüp onu sahada kullanmakla terörü rakip devletleri baskı altına almak için psikolojik bir enstrüman olarak kullanmanın arasında pek bir fark yok. İkisi de terör örgütlerine alan açıyor, sahada ellerini güçlendiriyor. Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü YPG ile işbirliği yaparken bir yandan da Katar'ı terör örgütlerine destek olmakla suçlayan ABD Başkanı Trump'ın bu tuzakların her ikisine birden düştüğü anlaşılıyor.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları