USA SABAH 28 Ağustos 2014 Perşembe
Taha Kılınç
  • Haber giriş tarihi: 03 Mayıs 2012 Perşembe 16:03
  • Güncelleme saati: 16:03

Filistin cephesinden yine aynı haberler

"Arap Baharı" fırtınası çeşitli görünümlerde ve şiddetlerde devam ederken, Filistin'de de ilginç gelişmeler oluyor. Ancak maalesef bu gelişmeler, "Arap Baharı, Filistin'in ve Filistinlilerin işine yarayacak" tezini savunanları sevindirecek seviyede değil henüz. Aksine, Filistinlilerin kendi içindeki ayrışmalarının daha da arttığı, bu ayrışmaların kapalı kapıların ardında değil kamuoyu önünde açıkça tartışıldığı zamanları yaşıyoruz.

Filistin cephesini yakından izleyenler, yılbaşından bu yana birbiriyle çelişkili ve birbirini yalanlayan çok sayıda gelişmeye şahit oldular:

El Fetih ile Hamas'ın birleşmesi aylardır konuşulan, Kahire'de defalarca müzakere edilen bir konuydu. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Hamas'ın fiili lideri konumundaki Halid Meşal arasında Katar'da imzalanan ve Doha Deklarasyonu adıyla dünyaya duyurulan anlaşma, atılan ilk somut adımdı. Anlaşmaya göre, Mahmud Abbas'ın başkanlığında ortak bir hükümet kurulacak, en kısa zamanda Gazze ve Batı Şeria'da ortak seçimlere gidilecek, böylece Filistinlilerin birliğini sağlama noktasında hayati bir ilerleme sağlanmış olacaktı.

Ancak daha tarafların attığı imzaların mürekkebi kurumadan, Hamas içinden anlaşmaya itirazlar yükselmeye başladı. Halid Meşal'in liderliğini de tartışmaya açan bir grup, ki içlerinde İsmail Haniye, Mahmud Zahar, Musa Ebu Marzuk gibi isimler de vardı, Abbas'ın kurulacak bir hükümete başkanlık etmesine sıcak bakmadıklarını belli ettiler.

Kavganın büyüğü ise daha sonra koptu. Nihayet Halid Meşal'i Hamas liderliğinden ayrılacağını açıklamaya zorlayan bir süreçti bu. Bir zamanlar "Meşal'in sağ kolu" olarak değerlendirilen Musa Ebu Marzuk, New York'ta yayımlanan ünlü Yahudi gazetesi The Jewish Daily Forward'a verdiği mülakatta El Fetih'le aralarındaki farklılıkların altını özenle çizdi. Ancak Ebu Marzuk'un sözlerinin satır aralarından, verilen mesajların asıl hedefinin Halid Meşal olduğunu anlamamak mümkün değildi. Ebu Marzuk "El Fetih İsrail'i devlet olarak tanıyor ve kabul ediyor, biz ise bunu asla yapmayacağız" derken, aslında El Fetih'le masaya oturan Meşal'le arasındaki görüş ayrılıklarına da işaret ediyordu.

Hamas – El Fetih balayının resmen bittiğini ise Mahmud Zahar açıkladı. Zahar "Şu anda aramızdaki görüşmeler tamamen durdu, bunu açıklamaktan üzgünüm" dedi basın mensuplarıyla Gazze'deki buluşmasında. Zahar'ı tanıyanlar, 'üzüntü' vurgusunun apaçık bir ironi olduğunu anlamakta gecikmedi elbette.

Bu ay içinde Hamas'ta bir devir-teslimin yaşanması, Meşal'in bırakarak yerine Ebu Marzuk'un gelmesi bekleniyor. Değişim bu şekilde gerçekleşirse, Hamas "İsrail'le müzakerenin ihtimalini bile dışlayan, İran çizgisine daha yakın, hatta bir nevi Sünni Hizbullahı görünümünde bir örgüt" haline gelebilir.

Hamas cephesinde bütün bunlar olurken, El Fetih de kendi içindeki karmaşalarla sarsıldı bu süreçte. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Filistin Başbakanı Salam Feyyad'ın aralarının ciddi şekilde gergin olduğuna dair haberler basında yer aldı. Hatta Filistin'e para yardımında bulunan Arap ülkelerinin Abbas'a "Feyyad'ı sakın görevden alma" şeklinde uyarılarda bulundukları bile yazıldı.

Yalanlanmayan bu haberleri, Abbas'ı eleştiren Batı Şeria merkezli internet sitelerinin kapatılması izledi. Bir yandan kendi başbakanıyla kavga eden Abbas, diğer yandan da muhaliflerini sindiren bir 'dikta meraklısı' olarak resmedildi. Abbas'ın en yakın çalışma arkadaşlarından Hıristiyan asıllı akademisyen Hanan Aşravi, internet sansürünü sert bir şekilde eleştirdi.

Filistin içerisinde tüm bunlar olurken, İsrail de seçim sath-ı mâiline girdi bile. Koalisyon ortaklarıyla zaten başından beri birçok temel konuda anlaşmazlıklar yaşayan Başbakan Benyamin Netanyahu, danışmanları ve anket uzmanlarıyla yaptığı uzun toplantıların ardından, 22 Ekim 2013'te yapılması planlanan seçimleri bir sene öne çekme niyetini belli etti. Netanyahu'nun 4 Eylül 2012 tarihi için koalisyon ortaklarıyla da anlaştığı söyleniyor. Haber doğru çıkarsa, İsrail'in bundan sonraki tek gündemi seçimler olacaktır.

İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz'in anketine göre, Netanyahu rakiplerine göre açık ara önde. Bugün seçim olsa yüzde 48 oranında oy alması beklenen Netanyahu'nun partisi Likud'u, yüzde 15 ile Shelly Yacimovich liderliğindeki İşçi Partisi, yüzde 9 ile Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beyteynu ve yüzde 6 ile Şaul Mofaz'ın liderliğindeki Kadima takip ediyor.

Seçim sonuçları da bu tahminleri doğrularsa, İsrail halkının Netanyahu'dan memnun olduğu gerçeğinin yanında, İsrail'in Filistin meselesindeki tavrında bir değişimin olmayacağını da söyleyebiliriz. Bir de seçimlere yakın bir zaman kala Gazze'den başlaması muhtemel 'roket' saldırılarını hesaba kattık mı, İsrail halkının hepten Netanyahu'nun 'şefkatli' kollarına koşacağını düşünebiliriz.

Filistinlilerin kendi içindeki kavgaların derinleştiği bir dönemde, Benyamin Netanyahu gibi 'tavizsiz, pragmatik, kural tanımayan' bir adamın yeniden İsrail'in başına geçmesi, Ortadoğu'daki sorunları daha da derinleştirecektir. Bu aynı zamanda, İsrail'le ilişkilerin kötüleşmesinden tamamen Netanyahu yönetimini sorumlu tutan ve "Netanyahu bir gitsin, konuşuruz" üslubuyla hareket eden Türkiye için de gerçek bir sürpriz olacaktır.

Şu durumda Filistinlilere düşen tek şey, kendi aralarındaki ihtilafları bir an önce mümkün olan en çabuk şekilde hallederek, İsrail karşısında saflarını sıklaştırmak olmalı.

Peki, bunu yapma niyetlerine dair herhangi bir işaret var mı? Tek kelimeyle: Hayır.

taha.kilinc@usasabah.com

@ntahakilinc

Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları