USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Selçuk Eren
  • Haber giriş tarihi: 02 Şubat 2016 Salı 12:57
  • Güncelleme saati: 00:37

Bir dokun bin ah işit

Büyükşehirlerde yaşayanlar bilir. Kalabalığın getirdiği birçok zorlukla karşılaşıyoruz her gün. İstanbullular için en büyük sıkıntı ulaşım diyebiliriz. Metrobüsü düşünün. Yüksek sesle video izleyenler, önündekileri ezercesine hareket edenler...
Arabanızla seyir halindeyken sıkıntılar bitmez. Trafiğin yoğunluğu dışında birbirlerine hiç saygı göstermeyen şoförlerle dolu yollar. Kaldırımlardaki motosikletliler nedeniyle de yürürken çok dikkatli olmanız gerekiyor. Hafta başında bu zorluklardan biriyle karşılaştım. Taksi bekliyordum. Ama sol tarafıma doğru biri geldi. Benden birkaç metre uzağa geçti. Böylece sanki ben hiç yokmuşum gibi ilk gelen boş taksiye o bindi. Arkasından bir kişi daha aynı şekilde taksiye binip uzaklaştı. Nihayet taksiye bindikten sonra klasik bir kıyas yaptım aklımda. Yurtdışındaki şehir hayatıyla, İstanbul'u karşılaştırdım. Onlarca detay çıktı ortaya. Ama emin olun her kentin kendine özgü zorlukları var. Bu durumu daha iyi anlatabilmek için farklı şehirlerde yaşayan arkadaşlarımla irtibata geçtim. Yurtdışındaki Türk arkadaşlarımın da yardımıyla ulaştığım kişiler günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları anlattı.
İTALYA

Sokak kirliliği Roma'ya yakışmıyor

Daracık kaldırımlarında turist seline karşı yürüme sınavının en zor olduğu Avrupa kentlerinin başında gelir Roma benim için. Sıkı dostum Fabrizio Marzolani de Roma'da günlük hayattaki zorlukları "İtalya'da trafiği en yoğun olan şehir. Tarihi ve turistik bir şehre pek de yakışmayan bir sokak kirliliği var. Yeterli sayıda olmadığından, kolaylıkla taksi bulmak mümkün değil. Bürokrasi çok ağır. Birçok devlet dairesi öğleden sonraları kapalı. Pazar günü şehir ıssızlaşır, sessizleşir ve hareketsiz hale gelir. Restoran, bar ve kafelerin çoğu ile marketler kapalıdır, ihtiyaçlarınızı karşılayamazsınız" sözleriyle özetledi.

İNGİLTERE

Havası gibi insanı da tutarsız

İngiltere'nin başkenti Londra'ya dair benim aklımda kalan en büyük zorluk, özellikle eğlence kulüplerinin olduğu bölgelerde ayakta duramayan sarhoşlardı. İngiliz basını da bu durumdan sıkça şikayet eder zaten. Londra'da özel bir şirkette yönetici olarak çalışan Ben McIntosh ise karşılaştıkları zorlukları, "Her gün eski, dar ve deliklerle dolu yollarda bisikletimle gitmek zorundayım. Herkes, paylaşmak yerine, birbirleriyle yarışmayı tercih ediyor. Metrodaki kalabalık da büyük sıkıntı. Metroda amaçsızca dolaşan turistleri atlamamak gerekiyor. Metronun gece yarısı kapalı olması eve dönerken sorun yaratıyor. Bunların dışında büyük şehirlerde olan klasik yalnızlık. İnsanlar birbirlerini insan yerine, bir tehdit olarak görüyor" şeklinde anlattı. Yine Londra'da yaşayan araştırma görevlisi Angel Naveenathayalan "Her an ne olacağı belli olmayan bir havası var. Havası gibi insanları da belirsiz. Hiç ummadığınız bir anda ummadığınız bir tavırla karşılaşabilirsiniz. Burada insanlarla iletişim çok zor. Ulaşımdaki en büyük sıkıntımız, metro ve otobüslerdeki gecikmeler. Tren bilet fiyatları da gerçekten çok pahalı" diye dert yandı.

İSPANYA

Isıtma kötü kışlar soğuk

"İyi ki gittim" dediğim kentlerin başına koyabilirim Barselona'yı. Ama ünlü La Rambla Caddesi'nin ara sokaklarında sabahları insanın nefes almasını zorlaştıran akşamcıların arkalarında bıraktığı idrar konusunu görmezden gelmeniz gerekiyor. İspanya'nın turizm cenneti Barselona kentinde siyaset bilimi profesörü olarak çalışan Adam Holesch'a göre ise kentin en belirgin zorlukları şöyle: "Hırsızlık ve yankesiciliğin yaygınlığı ve polisin bu konuda hiçbir şey yapmaması. La Rambla ve çevresindeki Gotic bölgesinin turizm etkisiyle hediyelik eşyacı gibi dükkanlarla dolması ve bu nedenle karakterini kaybetmesi. Evlerdeki yalıtım kötü. Isıtma sisteminin de olmaması nedeniyle kışların soğuk geçmesi. Burada insan sirkülasyonu çok fazla. Barselona'ya gelen uzun süre kalmıyor. Bu yüzden uzun sureli arkadaşlıklar kuramıyorsunuz."

AVUSTRALYA

Ulaşım araçları güvenilmez

Avustralya'nın Yeni Güney Galler eyaletinde bulunan Central Coast kentinde yaşayan insan kaynakları koordinatörü Danielle Keaveney Turner, "Yaz aylarında plajda dolaşırken üzerinden atlamak zorunda kaldığım mavi denizanaları beni çok yoruyor" diyor. Turner ayrıca karşılaştığı kişilerde görmek isteyip bir türlü göremediği görgü kurallarından şikayetçi. Turner diğer sıkıntılar için ise "Kendine fazla güvenen 10 yaşındaki çocuklar. Etrafımda doğru dürüst kültürel aktivite olmadığı için Sydney'e gitmek için güvenilmez ulaşım araçlarında harcadığım iki saat" diyor.

HİNDİSTAN

Rüşvet başa bela

Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan'ın Bombay kentinde yaşayan ve isminin yazılmasını istemeyen işadamı S. W. günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları, "Kaldırımlarda seyyar satıcılardan yürümek gerçekten çok zor. Devlet dairelerinde rüşvetsiz işinizi halledemezsiniz. Tatil sezonlarında tren biletlerini ancak karaborsadan bulabilirsiniz. En son olarak da, adam öldürmekten sıyırabilirsin ancak alkollü araç kullanırken yakalanırsan hemen mahkemeye çıkarsınız. Kaçış yok" şeklinde anlattı.

İSVEÇ

Güneşsizlik kötü

"Her kentin kendine özgü sorunları vardır." Bu genellemenin en iyi kanıtı dünyanın en zengin ülkeleri. Finlandiya örneğin; havanın sürekli kapalı olmasından dolayı depresyon oranı çok yüksek. Güneşin azlığı Finlandiya'nın komşusu İsveç'in de sorunu. İsveç'in Göteborg kentinde yaşayan gazeteci arkadaşım Erik Palm: "Yoğun kar yağışı nedeniyle birçok gün toplu taşıma araçları çalışmıyor. Dolayısıyla birçok kişi işine gidemiyor. Güneş 08.40'da doğuyor. 15.30'da batıyor. Güneş ışığını karlar dengeliyor. Ama karlar da eridiğinde bizim için kötü oluyor. Eksi 10'lardaki havayı da hesaba katmalıyız..." diyor. Diğer taraftan New York Times'ın haberine göre Norveç'in Svalbard bölgesinde yaşayanların en büyük sorunları ise kutuplarda çöplerini toplamadan giden bilim insanları ve kutup ayıları...

BALKANLAR

Otobüsler antibiyotik gibi

Makedonya'nın başkenti Üsküp'te yaşayan meslektaşım Darko Chekerovski, "Yağmur yağdığında yollar göle dönüyor. Metro yok, tramvay yok. Sadece otobüsler var. Toplu taşımada ciddi sıkıntılar var. Ayrıca otobüs saatleri çok az. 6 saatte 1 gibi seferler var. Bu yüzden otobüslere 'antibiyotik ilaçlar' diyoruz" diyor. Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da yaşayan tıp öğrencisi Emina ise, "Lüks restoranlar veya kafeler de dahil olmak üzere, burada çalışanlar genelde kaba oluyorlar" diyor. Karadağ'ın Budva kentinde yaşayan rehber Nadja Lakovic, "Yeni bir ülke olduğumuz için çok fazla inşaat var. Gelişmemiz için bunlara ihtiyacımız var, ama doğaya dikkat edilmesi gerekiyor" diyor. Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da yaşayan turizm rehberi Bojan Petkovic'e göre ise "Toplu taşıma araçları çok eski ve çok gürültülü."

FRANSA

Yeşil alan az

Gazeteci Maxime Biosse Duplan, Fransa'nın Lyon kentindeki günlük yaşamda karşılaştıkları zorluklar hakkında "Yeni yüzlerle tanışabileceğiniz çok fazla yeni yer bulamazsınız. Çocuklarınızı götüreceğiniz yeşil alan bulmak zor. Pazar günleri her yer kapalı. Hafta sonları ve akşamları otobüslerle şehri dolaşmak zor. Çünkü güzergahlar her tarafı kapsamıyor" diyor.

ENDONEZYA

Robot gibiyiz

Endonezya'nın başkenti Cakarta'dan Mansoor Dewi, büyük bir kente yaşanan tüm zorluklarla karşı karşıya kalanlardan. "Burada insanların birbirine saygısı yok diyebilirim. Kasada siz sırada beklerken, biri rahatlıkla gelip önünüze geçebilir" diyen Dewi, "Trafik kurallarına uymayanların sayısı çok yüksek. İnsanlar hep koşuşturmaca halinde. Sanki robot gibiler" diyor.

BELÇİKA

İnsanlar gülmez

Brüksel'de yaşayan öğrenci Daniela Russu: "Az da yapılsa tren grevleri, genellikle iş günleri oluyor ve bu hayatı durduruyor. İnsanlar genellikle kibardır. Ama 'güler yüzlüyüz' diyemeyeceğim." Ghent şehrinde yaşayan fütürist Nell Watson ise "Kaldırım taşları çoğu zaman yerlerinden çıkıyor. Ve bisiklet kullananlar yüz üstü yere çakılıyor. Sarhoş öğrencilerin geceleri sesleri rahatsız edici. Bir de saat 20.00 olduğunda bütün süpermarketler kapanıyor. O yüzden her akşam bir alışveriş telaşı yaşıyoruz" diyor.

HOLLANDA

Suç her tarafta

Eindhoven kentinde yaşayan insan kaynakları müdürü Willem van der Schoor'a yaşadığı kenti sordum. "Trafik sorunu bitmiyor. Ayrıca sokağa çıkınca her tarafta gördüğüm düşük seviyedeki suç aktiviteleri canımı sıkıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda tamamen yıkıldığı için yerine inşa edilen kötü mimarisi olan binalar da bence bir sıkıntı" diyen Schoor'a göre ayrıca, kentin bir diğer zorluğu da ulaşım ağının kötü olması.

ABD

Teşekkür yok

ABD'li resepsiyonist Tyrome Arther yaşadığı Washington kentindeki zorluklar hakkında "Bir yere girerken ya da çıkarken kapıyı tuttuğum halde insanların teşekkür etmemesi çok canımı sıkıyor. Metro özellikle hafta sonları düzgün çalışmıyor. Tren 20 dakikada bir geliyor. Kar yağdığında tüm yollar buz tutuyor. Belediye yeterli önlemleri almıyor" dedi.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları