USA SABAH 20 Kasım 2017 Pazartesi
Ragıp Soylu
  • Haber giriş tarihi: 03 Haziran 2016 Cuma 18:21
  • Güncelleme saati: 18:33

“Sarraf’ı yargılarsak tüm dünyayı yargılamalıyız”

ABD'nin İran yaptırımlarını ihlal etmekle suçlanarak Miami'de tutuklanan Rıza Sarraf'ın kefaletle serbest bırakılma talebi 2 Haziran'da New York'ta görüldü. Hakim Richard Berman, duruşmanın başında kefalet kararını şu an almayacağını, savunma ve savcılığın görüş ile itirazlarını değerlendirerek bir hafta içinde bir kanaate varacağını söyledi.

Buna rağmen iki buçuk saat süren bir maraton başladı. İzleyici kısmı çoğunlukla Türklerden oluşmakla birlikte doluydu ve özellikle argümanların uzunluğu nedeniyle herkes zor anlar yaşadı.

Daha önce de ifade ettiğim gibi Sarraf'ın kefalet talebine karşı savcılığın getirdiği en büyük gerekçe, Sarraf'ın Miami'de kendisiyle gerçekleştirilen bir ön sorgulamada serveti, sahibi olduğu pasaportlar ve seyahat ettiği ülkeler ile ilgili yanlış beyanda bulunduğu iddiası. Savcılık "yalan söyleyen birine güvenemeyiz, servetinin dökümünü bilmiyoruz, ABD ile ailesel bir bağı yok ve ülkeden kaçabilir" diyor.

Avukat Benjamin Brafman ise Sarraf'ın İngilizcesinin yetersiz olduğunu ve FBI'ın kaydettiği ikinci bir mülakatta görüldüğü gibi, "asset" (kaynak) gibi daha zor İngilizce kelimeleri anlamakta zorlandığını belirtiyor. Yani, İngilizce düzgün anlayamadığı için Miami'deki ön sorgulamada hatalı bilgiler vermiş olabilir.

Brafman savunmasında iddianamede yer alan bazı bilgilere de itiraz etti. Mesela iddianamenin 10. Sayfasında yer alan bazı para transferleriyle ilgili Farsça'dan İngilizceye yapılan çevirilerin hatalı olduğunu, aslında bu metindeki iki para transferinin Sarraf'la ilgisi olmadığını öne sürdü.

Bu önemli bir iddia. Çünkü para transferlerinin ABD bankaları aracılığıyla gerçekleşip gerçekleşmediği yahut Sarraf'ın bu paraların ABD üzerinden dolaşıma sokulup sokulmadığını göstermesi açısından bir fikir veriyor.

Bu yüzden savcılık ABD hükümeti ya da mahkemelerinin Sarraf'ı yargılayamayacağı tezi üzerinde de duruyor. Brafman'ın tezi, ABD vatandaşı olmayan Sarraf'ın ABD bankaları ile iş yapmadığı ve dolayısıyla yargılanamayacağı yönünde. Çünkü bu durumda Sarraf, İran hükümeti yararına yaptırımları delse bile bu ABD'yi ancak Sarraf'ı finansal kara listeye alacak kadar ilgilendiriyor ve bir suç oluşturmuyor.

Brafman, Sarraf'a benzer ABD'de hiçbir dava görülmediğini dolayısıyla bu şartlarda yargılamanın ilk kez gerçekleşeceğini de sık sık vurguluyor.

Avukatın buradaki en önemli çıkışı ise şuydu: "Eğer ABD vatandaşı olmayan ve ABD ile hiçbir ticari ya da finansal bir ilişkisi olmayan bir kişiyi İran yaptırımlarını ihlal ettiği gerekçesiyle yargılarsak, tüm dünyayı yargılamamız gerekir."

Savcı Michael Lockard ise Sarraf'ın bir finansal tertibatın içerisinde olduğunu ve bu tertibat içerisinde sayısız para transferinin ABD üzerinden hatta New York'taki bankalar üzerinden gerçekleştiğini öne sürüyor. Lockard'a göre bu açıdan Sarraf'ın davasına benzeyen pek çok dava görüldü.

Burada Sarraf'ın iddianamede yer alan ve kendisine İran Merkez Bankası tarafından gönderilen elektronik postayı anlayıp anlayamadığı da tartışma konusu yapıldı. Çünkü postada Sarraf, İran dini lideri Hamaney'in destekleriyle İran yaptırımlarını alt edecek bir vatanseverlik göstermesi için teşvik ediliyor. Sarraf'ın avukatları İddianamede "ekonomik cihat" olarak geçen bu mektubun Sarraf tarafından okunmadığını çünkü kendisinin Farsça okuyup yazamadığını öne sürüyor.

Savcı Lockard buna karşın Sarraf'ın pek çok Farsça yazışması olduğunu söylerken, savunma da o yazışmaların başkalarının yardımlarıyla olduğunu, Sarraf'ın bazı metinleri elektronik posta adresi üzerinden çalışanlarına göndererek tercüme ettirdiğini ifade ediyor.

Hakim Berman bunun üzerine hem savunmadan hem de savcılıktan bahsettikleri İngilizce ve Farsça yazışmaları kendilerine teslim etmelerini istedi.

Meselenin bir de Sarraf'ın serbest bırakılması durumunda kalacağı evi denetleyeceği özel güvenlik şirketiyle ilgili yanı var ki aslında çok tali bir konu. Fakat bu meselede de savcılık böyle bir güvenlik şirketinin Sarraf'tan para aldığı için görevini yapamayacağı veSarraf'ın kaçmasını engellemeyeceğini savunuyor. Avukat Brafman ise bu tür bir uygulamanın pek çok defa ABD mahkemelerince gerçekleştirildiğini, güvenlik şirketi çalışanlarının hepsinin eski polis ya da adli kolluk olduğunu belirterek Sarraf'ın kaçmasına izin vermelerinin imkansız olduğunu öne sürdü.

Şu an herkes hakimin kararını bekliyor fakat savunmanın "Sarraf yasal olarak kefaletle serbest bırakılma hakkına sahiptir" tezi ve geçmiş uygulamalar Sarraf'ın elinin güçlü olduğunu gösteriyor.

NOTLAR

- Gülen örgütüne yakın isimler de mahkeme salonundaydı. Bunun yanında CHP'nin hem Washington temsilcisi hem de Türkiye'den gelen bir gözlemci hazır bulundu.

- Savcı Preet Bharara duruşma başlamadan önce kapıdan birkaç dakika içeriye bakıp çıktı. Duruşmada Savcı vekilleri vardı.

- Duruşma saat 10:00'da görülecekken, hakimin kendisine sunulan FBI video kaydını izleme isteği nedeniyle 13:00'a ertelendi. Hakim yine de bir karara varamadı.

- Hakim Berman giriş konuşmasında kendi ofisini arayarak bu dava hakkında görüş almaya çalışan gazetecilere köpürdü. Hakimin ancak kararlarıyla ve duruşma salonunda konuşacağını vurguladı.

- Sarraf'ın Türk avukatı Şeyda Yıldırım ve aralarında dalış hocasının da yer aldığı arkadaşları ona destek olmak için salondaydı.

- Salona kelepçesiz ve zincirsiz getirilen Sarraf'ın oldukça kilo verdiği ve moralinin çok iyi olmadığı gözlendi.


Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları