USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Nagehan Alçı
  • Haber giriş tarihi: 17 Ağustos 2017 Perşembe 16:35
  • Güncelleme saati: 16:35

İdlib bir Truva atı mı?

Suriye'de gözler İdlib'e çevrilmiş durumda. Yeni potansiyel tehlike alanı burası, zira son dönemde İdlib Suriyeli muhaliflerin kalesi oldu. Vilayette nüfusun 2 milyon olduğu tahmin ediliyor.

İdlib konumu itibarı ile Türkiye için çok önemli. Hudut komşumuz ve geri kalan sınırlara bakıldığında Cerablus ve el Bab dışında sınır tamamen PYD/YPG'nin elinde. Suriye'nin 14 muhafazasından biri ve çoğunluğu Sünni Arap. 2015'ten beri de bu bölge muhaliflerin kontrolünde. Ama yalnızca o kadar değil. Zaten kritik mesele de bu…

El Kaide'nin Suriye kolu olan şemsiye örgüt Heyet Tahrir Şam (HYT) şehirde oldukça güçlü. Muhalifler de var ve aralarında gerilim sık sık yaşanıyor. Ancak son dönemde ABD'nin HYT'nin önünü özellikle açtığı, daha sonra oraya istediği operasyonu yaptırmak için İdlib'i El Kaide'nin eline bırakmak istediği akla yatkın bir tez. Zira Türkiye İdlib'e müdahale etme olasılığını saklı tutarken ABD HYT'nin orada yoğunlaştığını sık sık dile getiriyor ve üstelik Türkiye'yi de bu örgütlere geçiş izni vermekle itham ediyor. Yani bir hamle ile İdlib'e de PYD müdahalesinin taşlarını döşüyor. Türkiye elbette bundan çok rahatsız…

Peki Rusya, İran ve rejim İdlib'e yönelik nasıl bir tutum içinde?

Irak sınırı şu sıra Esad ve İran açısından çok daha öncelikli bir konsantrasyon noktası. Rusya da şu aşamada İdlib konusunda beklemede. Hepsinin başka öncelikli sorunları var ve İdlib'de HYT giderek daha fazla mutlak güç haline geliyor. Bu da çok ciddi bir problem demek. Çünkü bir nevi muhaliflerin buluşma noktası olan İdlib el kaide toprağı gibi algılanırsa bu oradaki 2 milyon Suriyelinin bir anlamda rehin alınması demek olur.

Türkiye birçok açıdan İdlib konusunda kaygılı. Ufuk Ulutaş'ın da Akşam gazetesin'deki yazısında hatırlattığı gibi 'Türkiye'nin çatışmasızlık bölgesinin gözlemi için İdlib'e girmesi konuşuluyordu ama son gelişmelerden sonra durum daha da karmaşıklaştı. Artık Türkiye'nin İdlib'e girmesi el Nusra ile sıcak çatışmaya girmesi demek. PKK'yla kıyaslandığında Nusra problemi Türkiye'nin öncelikli problemi değil, bununla birlikte İdlib'in selameti doğrudan Türkiye'yi etkileyeceğinden Türkiye aktif olmak ve kendi milli yaklaşımını ortaya koymak durumunda…'

Peki nasıl bir yaklaşım? PYD Türkiye'nin İdlib'e müdahalesinden korkuyor bunu önlemesi için ABD'yi Rakka'dan çekilmekle tehdit ediyor. Buna karşı Türkiye meşru müdafaa hakkı olarak Rusya ile anlaşarak İdlib'e operasyon yapabilir ancak bu yukarıda da alıntıladığım gibi el Nusra ile karşı karşıya gelmek demek. O nedenle bizzat müdahale yerine bölgedeki muhalif gruplara yardım ederek onların operasyonunu desteklemek daha akıllıca görünüyor.

Kısacası İdlib önümüzdeki dönemin kara kutusu olacak. Bir nevi Türkiye'ye karşı kullanılabilecek Truva atı. Buna karşı akıllı ve soğukkanlı hamleler yapmalıyız. Öte yandan Türkiye'nin işi hiç kolay değil çünkü bir yandan içeride PKK ile savaşıyor ve birçok terör örgütünün tehdidi altında. İdlib'de toplum mühendisliği yapılıp PYD operasyonunun yolunun açılmasını İdlib'e girmeden engellemeli, öte yandan hakkındaki suçlamalara da Batı'yı karşısına alarak değil, kendi çizgisini sabırla anlatarak karşı koymalı…
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları