USA SABAH 19 Kasım 2017 Pazar
Nagehan Alçı
  • Haber giriş tarihi: 27 Temmuz 2017 Perşembe 13:31
  • Güncelleme saati: 13:31

Bölgesel krizler ortasında Türkiye'ye düşen rol

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar'ı kapsayan 2 günlük Körfez turu tamamlandı. Katar krizinin başından itibaren tarafları itidale davet eden ama aynı zamanda Katar'a yapılan haksız baskı ve dayatmalara karşı çıkan ve krizde arabulucu olarak ortaya çıkan Cumhurbaşkanının bu ziyareti önemli anlamlar taşıyor.

Bu ziyaret ile birlikte krizin biteceği değil ama Türkiye'nin varlığı ile taraflar arasındaki iletişimin devam edeceği ve çözüm için dialogdan yana tavır sergileneceği ortaya çıktı. Kuveyt'in çözüm için sergilediği çabaya Türkiye destek veriyor. Sorunun derinleşip yeni bir çatışmaya evrilmemesini hedefliyor.

Öte yandan bölgedeki kriz keşke Katar'la sınırlı olsa. Suriye ve Irak'ta yaşanan ciddi çatışmaların yanı sıra geçen hafta İsrail'in Mescid-İ Aksa'da Filistinliler'e yönelik detektör ve kamera uygulaması kanayan bir yarayı yeniden derinleştirdi. İsrail insanlık dışı politikalarına devam ediyor. Ve bir kez daha uluslararası sistemin işlemediği, BM'nin sadece tabela olarak var olduğu, küresel vicdanın öldüğü, hümanizm diyenlerin işlerine gelmeyince en gaddarın yanında durduğu ortaya çıkıyor. Öte yandan orada da İslam dünyasının içinden çıkan en hatta tek net ve gür ses Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sesi. Türkiye İsrail'i çok sert bir dille kınadı ve bütün Müslümanlar'ı bu uygulamaya tepki göstermeye davet etti. Bunun karşılığı alınmaya başlanmış görünüyor. Zira İsrail detektörleri kaldırdığını açıkladı ama kameralar hala duruyor.

Türkiye'nin itiraz yükseltmesi çok önemli, çünkü Türkiye örneğin İran gibi kategorik olarak İsrail'e tutum alan bir ülke değil, hatta son zamanlarda iki ülke ilişkileri düzelme eğilimine girmişti. O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın itirazının ayrı bir anlamı ve etkisi var.

Nitekim o itirazın etkisiyle arama kaldırıldı ancak Müslümanlar bu yazıyı yazdığım saatlerde hala içeri girip girmeme kararını vermiş değillerdi.

İsrail Mescid-i Aksa'nın kapılarına kurduğu metal dedektörler ile Aksa Vakfınca kontrol edilen Harem-i Şerif'te egemenlik sağlamak istiyor. İsrail'in Aksa'yı yönetme hakkını resmi olarak tanıdığı Aksa Vakfı'na danışmadan attığı bu adım daha ileri adımların da gelebileceği endişesi ile çok büyük tepkilere neden oldu. Filistinliler haklı olarak böylece Aksa'nın bölünüp ellerinden alınacağından endişe ediyor. O nedenle İsrail'in dedektörleri sökmesi tek başına dedektör sökmek olarak değil aynı zamanda Aksa'nın kontrolünün onlarda olmadığını göstermek bakımından da çok önemli.

Ortadoğu her zaman çok zor ve karışık bir coğrafya olmuştur ancak son zamanlarda rutin zorluğun dışında bir yeniden yapılandırma süreci devreye sokulmaya çalışılıyor. ABD ve Rusya Suriye ve Irak vesileis ile bütün bölge üzerinde yeniden iktidar devşirme peşinde. Halklar yok sayılıyor, büyük zulümler yaşanıyor ve yer yer demografi değiştirilmeye çalışılıyor. Böyle bir dönemde Türkiye çok yönlü tehditlerle karşı karşıya ama aynı zamanda güçlü bir bölge ülkesi olarak da sağlam durmak zorunda. Bu hiç kolay bir sınav değil.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları