USA SABAH 19 Kasım 2017 Pazar
Melih Altınok
  • Haber giriş tarihi: 28 Eylül 2017 Perşembe 14:36
  • Güncelleme saati: 14:36

Almanya’da kazanan faşizm oldu!

Geçtiğimiz hafta sonu Almanya'da sonucu merakla beklenen genel seçimler vardı.

Seçimi Başbakan Angela Merkel'in liderliğindeki Hristiyan Demokratik Birlik (CDU/CSU) kazandı. Ancak Merkel geçen seçimlere kıyasla yüzde 9 oy kaybetti.

Ülkenin ikinci büyük partisi olan Sosyal Demokrat Parti (SPD) de seçimlerde ağır bir yenilgi aldı.

Geçtiğimiz dönem koalisyon ortağı olan SPD, 2. Dünya Savaşı sonrası hiçbir seçimde bu kadar düşük oy almamıştı. Genel Başkan Martin Schulz istifa etmeyeceğini açıkladı ancak ağır bir yenilgi aldıklarını da kabul etti.

Almanya'daki sandıklardan çıkan en ürkütücü sonuç ise kuşkusuz aşırı sağcıların müthiş bir oy patlaması yaparak meclise girmeleri oldu.

Faşist, İslam ve göç karşıtı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) 13,3 oranında oyla üçüncü parti olarak Federal Meclis'e girdi.

Bu İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kez aşırı sağcı bir partinin Almanya'da mecliste temsil edilmesi anlamına gelecek.

Hatta, Schulz şimdilik "muhalefet geçtik" diyor ama siyaset bu, belli olmaz… SPD'nin olası bir koalisyonda yer almasıyla AfD Almanya'nın ana muhalefet partisi olabilir!

Peki, bu karanlık tablonun sorumlusu kim?

Niçin milyonlarca muhafazakar ve sosyal demokrat seçmen faşist AfD'ye kaydı?

Almanya'da tüm Avrupa'yı tehdit eden faşizm yıllar sonra neden hortladı?

Cevap gün gibi ortada.

Bu sonucun sorumlusu, üç tane milliyetçi oy için popülizme teslim olan Alman siyasilerin tümü.

Merkel'in muhafazakar partisinden tutun da, Schulz'un sosyal demokratlarına ve Cem Özdemir'in Yeşiller'ine kadar... Herkes milliyetçiliğin değirmenine su taşıdı.

Seçimler öncesi Almanya'daki atmosferi düşünün. Tüm siyasiler Almanya'daki "azınlıkların sembolü" Türkleri ve Türkiye'yi hedef tahtasına oturttular…

Türkiye'den kaçan ne kadar darbeci, FETÖ'cü, PKK'lı varsa kucak açtılar. Ajan provokatörleri Bellevue Sarayı'nda ağırladılar...

İki milyonu aşkın Türk'ün yaşadığı Almanya'da, Türkiye Cumhurbaşkanının konuşmasına izin vermediler...

Kısacası AfD gibi aşırı partilerle ve gruplarla milliyetçilik yarıştırdılar. Böylece bu popülist grupların ırkçı, ayrımcı politikalarına, söylemelerine meşruiyet sağladılar. Aşırılıkları "merkez" tarafından dillendirip normalleştirdiler.

Sonuçta da hiçbir zaman aslı varken suretini yönelmeyen seçmen AfD'ye kaçtı.

Yani bizim buralarda çok yaygın olan bir deyişte söylersek:

Seçimler öncesi siyasete rüzgâr eken Alman merkez siyaseti sandıkta fırtına biçti.

Ama olan oldu. Artık Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım dediği gibi normale dönmenin, işimize bakmanın ve iki ülke arasında temiz bir sayfa açmanın zamanı.

Tabii ki bunun için Alman siyasilerin ve onlarla aynı uçurumun kıyısında dolanan diğer Avrupa devletlerinin, son seçimlerden ders çıkartmaları, sağlam bir özeleştiri vermeleri şart.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları