USA SABAH 19 Kasım 2017 Pazar
Melih Altınok
  • Haber giriş tarihi: 14 Eylül 2017 Perşembe 17:43
  • Güncelleme saati: 17:43

S400 anlaşması Batı’yı sarsıp kendine getirmeli

Almanya Türkiye'ye silah satışını durduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, "Türkiye'nin bizden talep ettiği silahların ki gerçekten çok büyük miktarda talep var, satışını beklemeye aldık" dedi.

Gabriel bu tavırlarına gerekçe olarak "Türk hükümetinin bu silahları ülke içerisinde baskı unsuru olarak kullanmasından duydukları endişeyi" gösteriyor.

Başbakan Angela Merkel ise daha sağduyulu görünüyor. Hatta Türkiye ile ilgili dile getirdikleri kaygıya somut bir delil gösteremeyen Gabriel'i boşa çıkartan açıklamalar da yapıyor.

Geçtiğimiz günlerde Alman Devlet Televizyonu NDR'ye konuşan Şansölye NATO üyesi bir ülkeye silah satışının topyekûn durdurulmasına karşı olduğunu söyledi. Alman Başbakan ayrıca silah ambargosu tehdidi savrulan Ankara ile DAEŞ'e karşı beraber savaştıklarını hatırlattı.

Ancak yine ortada bir sorun olduğu açık. Zira 2017 yılının ocak ayından bu yana Ankara'ya 25 milyon Euro değerinde silah satan Alman Hükümeti, Kasım 2016'dan bu yana 11 kez de Türkiye'ye silah sevkiyatına onay vermedi.

Bu aksaklıkların ötesinde, Türkiye'nin hayati bir konu olan savunma planlarını, Almanya seçimlerinin popülist atmosferine göre düzenlemesi olanaksız.

Tüm bu yaşananların üzerine, ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu'nun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın korumalarına silah satışının yasaklanmasını öngören tasarıyı onaylaması tuz biber oldu.

Kuşkusuz ABD Senatosunun kararı sembolik. Türkiye'nin savunmasında bir zafiyet doğurması düşünülmez bile.

Ancak tüm bu tavırlar, Ankara'yı savunma politikalarını yeniden şekillendirme ve çeşitlendirmeye itiyor.

Geçtiğimiz yıl yaşanan 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Türkiye'nin NATO tarafından yalnız bırakılması ve ABD'nin Suriye'de YPG'li teröristlere açıktan silah vermesi de halkın Ankara'nın bu yeni politikasını desteklemesine neden oluyor.

İşte NATO üyesi Türkiye'yi Rusya'dan S400 hava savunma sistemi alamaya sevk eden sürecin böyle bir arka planı var.

Atık bu yoldan geri dönüş zor görülüyor. Zira S400'ler için "Kaparolar ödendi" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Moskova'dan destekleyici açıklamalar geliyor.

Ancak bizim buralarda bir söz vardır. Zararın neresinden dönülse kardır derler.

ABD ve NATO'nun Almanya gibi büyük ortakları Türkiye'nin tehditlere alternatifler aramaktan başka bir yolu tercih edemeyeceğini artık anlamalılar. Çünkü yeryüzünde hiçbir egemen devlet varoluşu aleyhine davranamaz.

Bu yüzden sudan gerekçelerle destekledikleri popülist yıldırma politikalarından vazgeçip Türkiye'yi "doğuya" daha da iteklemekten vazgeçmeliler.

Geçtiğimiz gün ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan "kaygı verici" çıkışlarının artık bu topraklarda kimseye kaygı vermediğini anlamalılar.

Yapmaları gereken tek şeyse daha makul olmak ve eşitler arası ilişkinin asgari şartlarını yerine getirmek.

Böylece s400 anlaşması Türkiye'nin NATO ve batı ile ilişkilerinde bir son değil, başlangıç olabilir.

Tabii ki "müttefik dostlarımız" NATO sınırlarının daha da gerilemesini, enerji hatlarının yegâne geçiş güzergâhını olan bu topraklardaki ayrıcalıklarını önemsiyorlarsa.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları