USA SABAH 19 Ağustos 2017 Cumartesi
Melih Altınok
  • Haber giriş tarihi: 10 Ağustos 2017 Perşembe 17:24
  • Güncelleme saati: 17:24

Dünya bir nükleer savaşın eşiğinde

Başkanlık koltuğuna oturunca içeride yalnızlaştığı için, seçim kampanyasındaki tüm vaatlerinden vazgeçmek zorunda kalan Donald Trump yeni ittifaklar için büyük restler peşinde.

Daha önce ilişkileri normalleştireceğini vadettiği Rusya'ya şimdi ağır yaptırımlar uygulamaya kalkan Trump'ın son hamlesi Kuzey Kore.

Pyongyang yönetiminin elinde bulunduğu belirtilen nükleer silahların ABD ve dünya için tehdit oluşturduğunu söyleyen Trump, dün zehir zemberek açıklamalar yaptı.

Bir golf kulübünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump "Kuzey Kore'nin kendi iyiliği için ABD'ye yönelik daha fazla tehditte bulunmaması gerekiyor. Dünyanın daha önce hiç görmediği bir ateş ve öfkeyle karşı karşıya kalacaklar" dedi.

Trump'ın bu açıklamaları Birleşmiş Milletler'in Pyongyang'a yönelik yaptırım kararının ve Washington Post'un istihbarat kaynaklarına dayandırdığı, "Kuzey Kore'nin 60 civarında nükleer savaş başlığına sahip olduğuna" dair haberinin hemen arkasından geldi.

Trump'dan gelen bu tehdit dolu açıklamalar Kuzey Kore yönetimi tarafından yanıtsız bırakılmadı elbette.

Ülkenin resmi haber ajansına konuşan bir askeri yetkili Guam çevresini Hwasong-12 füzeleriyle vuracakları bir saldırının planları üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Saldırının adadaki ABD üssünü de kapsayabileceğini belirten Kuzey Koreli yetkili, çünkü bu üslerin ABD'ye ait B12 bombardıman uçakları tarafından kullanıldığını ve bu durumun ülkelerini tehdit ettiğini kaydetti.

ABD basınına göre olası bir harekatın Kuzey Kore'ye 4 saat uzaklıktaki Guam adası yakınlarında konuşlu nükleer denizaltılardan gerçekleşeceği iddiası da tarafların birbirlerine karşı açık savaş pozisyon aldıklarının bir göstergesi...

Bu bilgiler bütün dünyanın korktuğu olası bir küresel savaşın sorgulanmadan kabul edilen diplomatik verileri.

Ve korkarım bağımsız Amerikalı ve Avrupalı uzmanların, Kuzey Kore'deki nükleer silahlara dair istihbarat verilerindeki sayıların abartılı olduğunu gösteren raporlarının bir önemi yok.

Çünkü tıpkı Irak'ta, Libya'da şurada burada olduğu gibi, bugün de Kuzey Kore için de somut delillerin ne işaret ettiği değil, tüm dünyaya "sizden büyüğüz" diyen beş devin ne söylediği önemli.

Kimyasal silah var diye yakıp yıktıkları yağmaladıkları Irak'ta herhangi bir silah bulamayınca "kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir" türünden zırvalıkları soyunmuşlardı. Şimdi de Kuzey Kore yönetiminin "milyonlarca dünya vatandaşının can güvenliği tehdit edecek potansiyele" sahip olduğunu bir çırpıda söyleyiveriyorlar.

Bu ciddi iddiaya dair ellerindeki tek delilleri ise, tüm uluslararası kuruluşları ve küresel medyayı üzerine salıp, işgal tehdidiyle köşeye sıkıştırdıkları Kuzey Kore yönetiminin cevaben savurduğu tehditler.

Ama hepimiz biliyoruz ki eğer kendisine saldıracağını söyleyen bir devleti tehdit etmek suçsa, sanırım bu konuda sabıkası en kabarık devlet ABD ve bugün Kuzey Kore'ye karşı yanına aldığı emperyalist devletlerdir.

İşin daha da garip olanı, Kuzey Kore yönetimini elinde nükleer silahlar bulundurmakla suçlayan bu devletlerin tümü de nükleer güce sahipler.

Daha geçtiğimiz günlerde 90. Yıldönümünü kutlayan Çin Halk kurtuluş Ordusu'nun (PLA) nükleer silahlarını göğsünü gere gere tüm dünyaya resmi törenlerle sergilemesine hiçbir uluslararası kuruluş ya da devlet ses çıkartmadı.

Dünyanın geleceğinden kaygı duyduğunu söyleyen hiçbir lider, PLA komutanlarının yaptığı, yeryüzündeki tüm orduları yenebilecek güçte olduklarına dair tehditkar açıklamaları kınamadı.

Kim bilir belki de Trump ve diğerleri, Kuzey Kore'nin evinde bulunduğu iddia edilen nükleer silahları tehlikeli kıldığını söyledikleri "demokrasi probleminin" Şangay ya da Moscova için söz konusu olmadığını düşünüyorlardır. Öyle ya hepimizin bildiği üzere Çin de Rusya da en ideal demokrasiler!

Evet, bir kez daha, başka ülkeleri defalarca işgal eden, bombalayan nükleer süper güçlerin, köşeye kıstırdıkları bir üçüncü dünya ülkesini "potansiyel tehdit" diye yaftalayarak yok etmeye hazırlanışını izliyoruz.

Ve her nasıl oluyorsa hepimiz, yine düşman diye işaret edilen kurbanın gaddarlığından, suçluluğun da adımız gibi eminiz.

Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz ünlü Türk gazeteci ve yazar Çetin Altan bu kolektif zavallılığımızı şu sözlerle özetlerdi:

"Tekrar eden tarih değil, insanların aptallığıdır."
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları