USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
Melih Altınok
  • Haber giriş tarihi: 03 Ağustos 2017 Perşembe 12:36
  • Güncelleme saati: 12:36

Müslüman din adamının nikah kıyması laikliğe aykırı mı?

Türkiye kamuoyu Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) hükümetinin meclise sunduğu, müftülere (resmi din görevlisi) nikah kıyma yetkisi veren tasarıyı tartışıyor.

Türkiye'de halihazırda nikah kıyma yetkisine belediye başkanları ve onların görevlendirdiği nikah memurları ile muhtarlar sahip. Tasarı, evlendirme yetkisi bulunan görevlilere il ve ilçe müftülerinin de eklenmesi öngörüyor.

Hükümet yeni tasarıyı evlilik işlemlerini kolaylaştıracağı gerekçesiyle savunuyor. Ana muhalefet ve bazı kadın dernekleri ise düzenlemenin laikliğe aykırı olduğunu...

Söz konusu tasarıya yönelik eleştirilerin başlıcaları şunlar:

1- Tasarı çocuk yaşta evliliklerin önünü açabilir.
2- Toplum din adamına nikah kıydıranlar ve kıydırmayanlar olarak ikiye bölünür.
3- Diğer din ve meshep üyeleri de aynı hakkı talep edebilir. Bu da laikliğe zarar verir.

Laikliği önemli bir kazanım olarak gören, ayrıca çocuk yaşta evlilikleri karşı çıkan bir gazeteci olarak muhalefetin eleştirilerinin ön yargılı ve İslamifobik olduğunu düşünüyorum.

Şöyle ki;

1- Evlilik ve aile hayatını düzenleyen mevcut Türk Medeni Kanunu'na göre evlenecek çiftlerin 17 yaşını doldurmuş olmaları gerekiyor. Ancak bazı özel durumlarda mahkeme kararıyla bu yaş 16'ya kadar düşüyor. Bu rakamlar batının standartlarıyla uyumlu. Ve söz konusu tasarı, bu içeriye sahip olan Medeni Kanun'da herhangi bir değişikliği öngörmüyor. Evlilik yaşı değişmiyor.

2- Çoğunluğu Müslüman olan Türklerin büyük kısmı zaten, medeni kanunun öngördüğü resmi nikahın yanısıra bir de hukuki karşılığı bulunmayan dini usullerde (imam nikahı) tören yapıyor. İmam nikahını da din adamları kıyıyorlar. Kimi vatandaşlarsa sadece mecburi olan resmi nikahı tercih ediyorlar.

Özetle, toplum zaten fiilen "din adamı nezaretinde de nikah yapanlar" ve "resmi nikahla yetinenler" olarak ikiye ayrılmış durumda. Ve bu durum bugüne değin herhangi bir ayrımcılığa neden olmuş değil.

3- Laiklik, bireylerin gündelik yaşam pratiklerinde inançlarından ayrı tutulması için değil, devletin inanç gruplarının tümüne eşit uzaklıkta durması için vardır. Dolayısıyla, insanların inançlarını temsil eden din adamlarının nezaretinde evlenme taleplerinin laikliğe niçin aykırı olduğunu anlamak mümkün değil. Asya'dan Avrupa'ya ve oradan Amerika'ya kadar tüm dünyada bu bir hak olarak görülüyor ve korunuyor.

Örneğin ABD'de kimse, Hıristiyan din adamlarının, üstelik de kilisede nikah kıymasının laikliğe zarar vereceğinden kaygılanmıyor. Bu durumda, Türkiye'deki inançlı insanlara ayni hakkı verilmesini potansiyel bir tehdit olduğunu savunmak ayrımcılık değil de nedir?

Umarım hükümet tasarıda, Türkiye'de çoğunluğu oluşturan Sünni Müslümanların dışındaki farklı inanç gruplarından vatandaşlar için de eşit haklar içeren bir düzenleme yapar.

Keşke laiklikten kaygılandığını söyleyen muhalefet ya da kadın dernekleri aradıkları "nihai çözümü" bireylerin inanç alanında sınırlamaları savunarak değil özgürlüklerin genişletilmesinde görse. Ve pozitivist önyargıları bir kenara koyup yasaya bu yönde pozitif katkı yapabilse.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları