USA SABAH 19 Kasım 2017 Pazar
Melih Altınok
  • Haber giriş tarihi: 06 Temmuz 2017 Perşembe 15:59
  • Güncelleme saati: 15:59

Türkiye'nin Kürt fobisi yok PKK hassasiyeti var

Suriye topraklarının kuzeyinde, Türkiye sınırı boyunca uzanan bir PYD-YPG devleti kurulmaya çalışılıyor.

PYD, Türkiye'de terör faaliyetlerinde bulunan PKK'nın Suriye kolu. 2003 yılında PKK'nın tutuklu lideri Abdullah Öcalan'ın emriyle kurulan örgütün silahlı kanadı YPG ise 2011 yılında ortaya çıktı.

PYD-YPG'de de tıpkı PKK'nın İran kolu PJAK gibi Öcalan önderliğinde hareket ediyor. Örgüt PKK ile aynı cephanelikleri paylaşıyor, aynı insan kaynağını kullanıyor ve nihai hedefi Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarını kapsayan bağımsız bir devlet kurmak.

Ne var ki faaliyet yürüttükleri alanda ne demografik yapı bu ideallerini gerçekleştirmeye müsait ne de "tabanımız" dedikleri Kürtler bu işe yanaşıyor.

Bu nedenle de PKK faaliyet yürüttüğü tüm ülkelerde şiddet eylemlerine başvuruyor.

Örgütün sadece Türkiye'de öldürdüğü sivil sayısı onbinlerce!

Hareketin başlıca gelir kaynakları ise, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı, haraç, silah ticareti vs.

Doğal olarak da örgüt tüm bu yapısından ötürü devletlerin terör örgütü listesinde yer alıyor.

Uluslarası Af Örgütü 13 Ekim 2015 yılında yayınladığı raporda bu durumu YPG için de tescil etti. PYD-YPG'nin çocuk asker kullanmanın yanı sıra, Suriye'nin kuzeyinde Arap ve Türkmenleri göçe zorladığı, sivilleri öldürdüğü, yerleşimlere zarar verdiği belirtilen raporda savaş suçları tek tek sıralandı.

Avrupa Polis Ofisi EUROPOL de 20 Temmuz 2016 tarihli raporunda "YPG'nin Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu" olduğunu tasdik etti.

2013 yılında, ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi'nin (NCTC) hazırladığı "Terörle mücadele yıllığında" ise PYD-YPG'nin PKK ile organik bağı net şekilde ifade edildi.

Ancak ne gariptir ki aynı NCTC sonraki yıllarda bu ifadeleri kullanmadı. Sanırım nedeni, geçtiğimiz günlerde YPG'yi DEAŞ'e karşı "geçici olarak kullanıyoruz" bahanenesinin arkasına sığınmak zorunda kalan Washington'un bugünler için elini rahatlatmaktı.

İşte Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde kurulmaya çalışılan PKK-YPG devletine itirazının gerekçelerinden birkaçı bunlar.

Yoksa, PKK'yı ve uzantılarını, bölgedeki emelleri için kullanan istihbarat servislerinin medya eliyle piyasaya sürdüğü iddialardaki gibi, Ankara'nın Kürt fobisi değil.

Kaldı ki, Türkiye, bölgede bu büyüklükte bir Kürt nüfusunun özgür ve eşit koşularda yaşadığı tek ülke. Bugüne değin Cumhurbaşkanlığı gibi en yüksek makamlarda yer alan Kürt vatandaşlar, ekonomik ve kültürel hayatın en aktif aktörlerinden. Cumhuriyet rejiminin geçmiş dönemlerde, özellikle dil üzerinden uygulamaya geçirdiği bazı ayrımcı uygulamalarda, iktidardaki Ak Parti zamanında tarih oldu.

Ankara'nın hassasiyetin bölgedeki Kürtlerin örgütlenmesine değil, PKK'nın güç kazanmasına yönelik olduğunun diğer bir kanıtı da Türkiye ile Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi'nin iyi ilişkileri.

KDP Lideri Mesut Barzani uzun yıllar Türk pasaportuyla yaşadı. Bugün de Federal Kürt Yönetimi ile Ankara arasında sıkı ekonomik ve siyasi işbirliği var.

Son yıllarda sık sık terörle sınanan ABD ve özellikle Avrupa kamuoyu, Türkiye'nin PKK-YPG ile mücadelesinin, devletlerinin dönemsel hamleleri uğruna manipüle edildiğini artık görmeli.

Aksi halde, bu çifte standart devam ettikçe, küresel terörün engellemeyeceği, dünya üzerindeki hiç bir başkentin hiç kimse için güvenli olamayacağı ortada.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları