USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Markar Esayan
  • Haber giriş tarihi: 23 Ocak 2017 Pazartesi 14:21
  • Güncelleme saati: 14:21

Anayasa değişikliği neler getiriyor?

Türkiye tarihinin en önemli anayasa değişikliklerinden birisini tartışıyor. Değişiklikle ilgili tasarı şu günlerde Meclis'te ikinci turda oylanıyor. Anayasaya göre anayasa değişiklikleri iki tur halinde madde madde oylanıyor. İki tur arasında 48 saatlik bir serinleme süresi var. Son turda tüm maddeler oylanırken, referandum aralığı olan 330 evet oyunun altına kalan madde düşüyor. Son oylama ise paketin tümü üzerinde yapılıyor. Eğer paketin tümü oylanırken yine 330 evet oyunun altında kalınırsa değişiklik Meclis'ten geçmemiş oluyor.

Görüldüğü gibi oldukça uzun ve zor bir süreç. Ben Anayasa Komisyonu üyesi olarak komisyon süreçlerinde de bulundum. Orada da 10 günlük çalışma süresince, günde 14 saat çalışarak 18 maddeyi görüşmüştük. 300'e yakın milletvekili, komisyon üyesi olsun olmasın, yüz saati aşkın sürede konuştular. Zaman zaman gergin geçen anlar da oldu. Muhalefet partilerinden CHP ve HDP, komisyon aşamasında gerginlik stratejisi güderek paketi engellemeye çalıştılar. Tasarının sahibi AK Parti ve ona destek veren MHP de kendi tezlerini anlattılar. Bunların hepsini de demokrasi içinde kabul edebiliriz.

Komisyon ve Meclis genel kurulu süreçlerini birleştirdiğinizde, 22 günlük zaman diliminde 18 madde hakkında söylenebilecek her şey söylendi, tezler anlatıldı. Maalesef Meclis Genel Kurulu'nda demokrasi sınırları içinde kabul edilemeyecek türde CHP'nin hırçın tavırları da gözlendi. Değişikliğin sahibi iktidar partisinden bir genel başkan yardımcısının burnu CHP'li bir milletvekilinin yumruk atması ile kırıldı. Bir başka AK Partili milletvekilinin ise şaşıracaksınız ama, çıkan arbedede CHP'li bir vekil tarafından bacağı ısırıldı.

18.Maddelik anayasa değişikliğinin içinde özetle yer alan değişiklikler sırasıyla şunlar:

1.Madde- Yargının anayasada "bağımsız" ibaresinden sonra "tarafsız" olduğu ibaresi ekleniyor.

2.Madde- Seçilme yaşı 18'e indiriliyor.

3.Madde- Meclis'in 550 olan milletvekili sayısı 600'e çıkarılıyor.

4. Madde- Seçim dönemi dört yıldan beş yıla çıkarılıyor.

5 ve 6. Maddeler- Meclis'in denetleme görevi, fiili anayasada olan biçimlerini korurken, cumhurbaşkanlığı, yani Fransa modeline benzer başkanlık sistemine geçildiğinden, yeniden düzenleniyor. Hükümet artık Meclis'in içinden değil, doğrudan halk tarafından seçildiği için, güvenoylaması kalkıyor, bakanlar hakkında verilen gensoru sistemi de kaldırılıyor. Bakanların soruşturulması ve yargılanması ise diğer maddelerde düzenleniyor. Meclis, "genel görüşme", "Meclis soruşturması", "Meclis araştırması" ve "yazılı soru" gibi denetleme yetkilerini muhafaza ediyor.

7-8. Maddeler- Cumhurbaşkanı'nın seçilme şartlarını ve görevlerini düzenliyor. Buna göre şu anki sistemde Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında bölünmüş olan yürütme yetkileri devlet başkanı olan seçilmiş Cumhurbaşkanı'nda toplanıyor.

9. ve 10. Maddeler- Bu madde Cumhurbaşkanı'nın cezai sorumluluklarını içeriyor. Şu anki anayasada cumhurbaşkanı yürütmenin ortağı ve çok geniş yetkilere sahip olduğu halde tamamen sorumsuz durumdadır. Düzenlemeyle Meclis'e Cumhurbaşkanı'nı 2/3 çoğunlukla fesih yetkisi verirken, görevleri hakkına işlediği tüm suçların da soruşturulmasının önünü açıyor. Aynı şekilde adi suçlardan da yargılanması sağlanıyor. 10. Maddede ise cumhurbaşkanı yardımcılarının seçimi ve cezai sorumlulukları düzenleniyor.

11. Madde- Meclis ile Cumhurbaşkanı arasındaki en önemli denge ve denetleme unsuru yer alıyor. Herhangi bir nedenle sistemde bir tıkanma olduğunda, Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verirken, kendisini de fesh ediyor. İki dönem için seçilebilecek cumhurbaşkanı bu şekilde bir dönemini kaybediyor. Meclis'in cumhurbaşkanını fesh etmesi ise 3/5 oy çoğunluğu ile mümkün oluyor. Milletvekillerinin yeniden seçilmesinde dönem kısıtı bulunmuyor. Ancak biraz evvel ifade ettiğim gibi, Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verdiğinde iki dönem seçilme hakkının bir tanesini kaybetmiş oluyor.

12. Madde- Cumhurbaşkanı'nın olağanüstü hal ilan etme yetkisini düzenliyor.

13. Madde- Askeri mahkemeler kaldırılıyor ve yargıda birlik sağlanıyor.

14. Madde- Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yapısında reforma gidiliyor. HSYK'nın 22 üyesinin şu anda 4'ünü cumhurbaşkanı, 16'sını ise atanmış yargı bürokratları seçiyor. Getirilen HSK düzenlemesi ile sayısı 13'e inen kurulun yine 4'ünü cumhurbaşkanı, 7'sini ise bu kez TBMM seçiyor. Bakan ve müsteşar iki düzenlemede de doğal iki üye. Görüldüğü gibi atanmışların aleyhine, seçilmişlerin yani millet iradesinin lehine bir değişiklik söz konusudur. Cumhurbaşkanı'nın atadığı üye sayısı aynı kalmakta, sürece TBMM dahil edilmektedir. Anayasa Mahkemesi ile ilgili bir değişiklik yoktur.

15. Madde- Meclis'in Cumhurbaşkanlığını hazırladığı bütçeyi onaylama kuralı getiriliyor. Bütçe Meclis tarafından onaylandığı takdirde yürürlüğe giriyor. Onaylanmaması halinde devlet işlerinin aksamaması için geçici bütçe bir önceki bütçenin yeniden değerlemesi üzerinden devreye giriyor.

16, 17 ve 18. Maddeler: Hükümet sistemi değiştiği için, anayasada yer alan başbakan ve bakanlar kurulu gibi ibarelerin çıkarılmasını ve yeni düzenleme ile uyumlu hale gelmesi sağlanıyor. Son madde de yürürlük maddesidir. Eğer kabul edilirse hükümet sistemi 2019 seçimlerinde yürürlüğe girecektir. Cumhurbaşkanı'nın partisi ile ilişkisinin kurulması, yargı ile ilgili maddeler ise kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girmekte.

Görüldüğü gibi bu anayasa değişikliğinin her maddesi oldukça önemli. Ancak asıl ilgiyi çeken reform, hükümet sisteminin değişiyor olmasıdır. Değişen sadece bu unsur iken, CHP ve HDP rejimin değiştiğini iddia ediyorlar. Oysa değişen rejim değil, sadece verimsiz, ağır işleyen, koalisyonlara gebe ve vesayet etkisine açık hükümet sistemidir. Cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesi olduğuna göre, yürütmeyi doğrudan halkın seçmesi cumhuriyet rejimini daha da güçlendirecektir. Aslında şu anki sistemde güçler ayrılığından bahsetmek mümkün değil.

Yasamanın içinden çıkan yürütme, yasamayı da kontrol ediyor. Yasama ve yürütme iç içe geçmiş durumda. Değişiklik ile yürütme ve yasama sert biçimde ayrılıyor. Böylelikle kuvvetler ayrılığını güçlendirecek şekilde yürütmenin yasama üzerindeki baskısı ortadan kalkıyor.

CHP ve HDP düzenleme ile Meclis'in denetleme yetkisinin ortadan kalktığını da ifade ediyor. Gensoru ve güvenoylaması kaldırıldığı için bu yorumda bulunuyorlar. Ancak doğası gereği başkanlık sisteminde hükümet meclisten değil sandıktan çıkar. Güvenoyunu hükümeti sandıkta kuran halk verir. Hükümet meclisten çıkmadığı için gensoru da verilemez. Kaldı ki tarihimizde gensoru sistemi neredeyse hiç çalışmamış, verilen yüzlerce gensorudan sadece ikisinde bakanlar, o da iktidar partisi destek verdiği için görevinden azledilebilmiştir.

Anayasa'nın ilk dört maddesi, yani rejimin nitelikleri asla değişmemekte, üniter-laik yapı daha da güçlenmektedir. Eyalet sistemi başkanlık sisteminden bağımsız bir yapılanmadır. Almanya gibi parlamenter bir rejimde de, ABD gibi başkanlık sisteminde de görülebilir. Değişiklikte eyalet sistemi asla söz konusu değildir. Cumhurbaşkanlığı sistemi bölünmeye yol açmaz, bilakis birlikteliği sağlayacak ve üniter yapıyı güçlendirecektir. Yönetimdeki çift başlılık kalkacak, millet hükümeti doğrudan belirleyecek, milli egemenlik daha güçlü biçimde tesis edilecektir. Üç kuvvette de milletin tayin edici rolü esas hale geleceğinden, millete rağmen herhangi bir karar almak mümkün olmayacaktır.

Cumhurbaşkanlığı sistemi bugünün konusu değildir. 1970'lerin başından beri ülkenin gündeminde olmuş, atanmışların ve bürokratik vesayetin duvarına çarpan tüm seçilmiş liderler bu sistemin zaruriyetinden bahsetmişlerdir. 1982 Anayasası'nda darbeciler Cumhurbaşkanlığı makamını kendi amaçları doğrultusunca seçilmişlerin üzerinde bir vesayet komiserliği olarak geniş yetkilerle ve sorumsuzlukla donatmışlardır. 2007 yılındaki yargı müdahalesinden sonra Cumhurbaşkanını halkın seçmesi anayasal kural haline gelince, bu sistem değişikliği zaruri hale gelmiştir. Türkiye'yi koalisyonlara, rejim krizlerine mahkum eden bu sistemden vazgeçilmesi ileride doğabilecek krizleri sona erdirme amacını gütmektedir.

Yabancı dostlarımızın da yoğun merakını çeken bu anayasa değişikliği hakkında elimden geldiğince bilgi vermeye çalıştım. Tabii ki anayasa metinleri kutsal metinler değildir. Bu değişiklik ve sistem önerisi de Türkiye demokrasi tarihinin doğal bir sonucu oluşmuştur. Gelecekte de ihtiyaçlara, eksiklere göre mükemmelleşme/evrimleşme sürecini devam ettirecektir.

Son olarak, bu anayasa değişikliğine eğer Meclis'ten geçerse iki ay içinde yapılacak seçimlerle sonuca halkımız karar verecek. Süreçler muhalefetin içi boş, ideolojik ve seçkinci iddialarının aksine, son derece demokratik şekilde işlemektedir. Son sözü millet söyleyecektir. Bu son söz, demokrasinin kalbi olan sandıkta söylenecektir. Bu söz ister "evet", ister "hayır" olsun, hepimizin saygıyla kabul etmesi gereken bir meşruiyete sahiptir. Eğer demokrasi ile cumhuriyet, halkın kendisi hakkında kendisinin karar vermesi ise, bu kural evrenseldir ve buna özen gösterilmesi en büyük teminatımızdır.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları