USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
Hilal Kaplan
  • Haber giriş tarihi: 23 Ocak 2017 Pazartesi 15:00
  • Güncelleme saati: 15:00

Anayasa değişikliğinde Meclisin yetkileri alınıyor mu?

Yabancı medyaya bakarsak, Türkiye yeni bir anayasa yapmıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusunu Erdoğan'ın üzerine yapıyor.

Latife bir yana, çıkan makalelerde o kadar çok düzeltmeye muhtaç yan var ki, bir yerden başlamak lazım. Öncelikle Meclis'te gerçekleşen anayasa değişikliği, tamamen mevct mevzuata uygun biçimde ve açıkçası bezdirici bir yavaşlıkla gerçekleşiyor. Anayasa değişikliği teklifi önce dört partinin de temsilcilerinin bulunduğu Anayasa Komisyonu'na geldi. Orda uzun tartışmalardan sonra şekillendi, bazı maddeler çıkarıldı veya değiştirildi.

Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda tartışıldı. Sonrasında ilk tur oylamalarda her bir madde tek tek oylandı ve onaylandı. Paket referandumda halkın oyuna sunulacak.Türk halkı sandıkta onay verirse de yasa değişikliği gerçekleşmiş olacak. Yani baştan sona anayasaya ve demokratik teamüllere bağlı kalınarak işleyen bir süreç söz konusu. Her ne kadar anamuhalefet Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, meslektaşlarını ısırmaktan burnunu kırmaya her tür şiddet eylemine bulaşmış olsa da, Nisan başında da referanduma gidilmesi düşünülüyor.

Muhalefetin en büyük iddialarından birisi, Meclis'in yetkilerinin tamamen silindiği yeni bir sistemin getirildiği yönünde. Bunu incelemek için Meclis'in şu anki sistemde ve önerilen sistemdeki rolüne bakmak gerekiyor.

Öncelikle iki sistemde de Meclis'in kanun yapma/ değiştirme/ kaldırma hakkı olduğu gibi korunuyor.

Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı'nın 4 HSYK üyesi seçme hakkı var, önerilen sistemde de bu değişmiyor.

Mevcut sistemde Meclis'in hiç HSYK üyesi seçme hakkı yok. Önerilen sistemde yedi üyeyi Meclis atıyor.

Cumhurbaşkanı kullanacağı bütçeyi Meclis onayına sunmak zorunda.

Cumhurbaşkanı'na şimdiki sistemde sadece vatana ihanetten soruşturma açılabiliyor ve bunun için 367 vekilin oyu gerekiyor.

Yeni sistemde Cumhurbaşkanı'na yaptığı her türlü eylem ve işlemlerinden ötürü yargı yolu açılabiliyor ve 360 vekilin oyu buna yeterli oluyor.

Ayrıca savaş ilanından uluslararası anlaşmaların onaylanmasına kadar yetki Meclis'e ait.
Cumhurbaşkanı, Meclis'in koyduğu kanunlara aykırı bir kararname yayınlayamıyor ve Meclis itirazı olan kararnameyi aleyhte bir yasa çıkararak iptal ettirebiliyor.

Nasıl, pek de 'diktatörlük' meclisindeki yetkilere benzemiyor değil mi? Öyleyse yeni sistem neden gerekiyor? Çünkü şu anda Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmesine ve yetkileri olmasına rağmen, kanun karşısında hiçbir sorumluluğu yok. Öncelikle bu 'sorumsuzluk hali'nin düzeltilmesi gerekiyor. Ancak bunun kadar önemli olan değişiklik, Meclis'in sadece yasamaya vakfedilmesi ve yürütme aygıtının yine seçilmiş olsa da Meclis dışında vazife yapan Başkan ve kabinesine bağlanmasıdır. Türkiye, 1950 öncesinde tek parti diktatörlüğü ile yönetilmiş olmasına rağmen, yani sadece 67 yıllık çok partili bir düzeni olmasına rağmen 65. hükümetle yönetiliyor. Bu da nerdeyse 1,5 yıl başına bir hükümet demek oluyor.

Yeni sistemde koalisyon kurulması ve dolayısıyla siyasi- ekonomik istikrarsızlığa savrulma ihtimali bertaraf edilmiş oluyıor. Ayrıca parlamenter sistemdeki gibi yasama ve yürütme iç içe girmeyeceği için partilerin koltuk kazanmak için bakanlık koltuğu vaad ederek diğer partilerden vekil transfer etmesi gibi rezaletlerin de yaşanmasının önüne geçiliyor.

Türkiye'nin, muhtelif terör örgütleriyle mücadele ederken, komşularımız birer birer 'başarısız devlet'e dönüşürken, böylesi bir istikrar rejimine ihtiyacı var. Bunu da tamamen demokrasinin kurallarına bağlı kalarak yapıyor olmamız ayrı bir takdir vesilesi, her ne kadar yabancı basın organları bu gerçekler yerine sizi doğru olmayan bilgilere boğuyor olsa da...
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları