USA SABAH 20 Nisan 2014 Pazar
Dr. Halit Yerebakan
  • Haber giriş tarihi: 30 Nisan 2012 Pazartesi 10:40
  • Güncelleme saati: 10:40

Yapay tatlandırıcılar ve diğer sahte gıdalar


Tatlandırıcıları çay-kahvenize koyuyorsunuz, diyet sodalar sayesinde içiyorsunuz ve bunun dışında kalori alımınızı ve şeker tüketiminizi azaltmak için kullanıyorsunuz. Peki sağlığınıza gerçekten zararları var mı?

Bu önemli bir soru. Ortalama bir Amerikalının yılda 15 kilogram tatlandırıcı kullandığını görüyoruz. Yapay tatlandırıcıları en fazla içeren ürün soda içecekler fakat bunun yanında yaklaşık 6000 farklı üründe de yapay tatlandırıcılar kullanılıyor. Tatlandırıcıların bebek gıdalarında, donmuş yemeklerde, ve hatta yoğurtlarda olduğunu söylesem inanır mıydınız?

FDA'in onay verdiği yapay tatlandırırlar 3 gruba ayrılıyor;
• Aspartam (Equal, Nutrasweet, DiyetTat, Canderel)
• Sukraloz (Splenda)
• Sakkarin (Sweet'N Low, Sussli)

Günümüz marketlerinde yapay tatlandırıcıların yanı sıra artık tereyağı, tuz ve diğer yağların yedeklerini raflarda görüyoruz. Tüm bu senaryolarda büyük çoğunlukla yedek/yapay ürünlerin daha iyi bir seçenek olmadığını düşünüyoruz.

Burada yapay tatlandırıcılar ve diğer popüler "sahte" gıdalar ile ilgili bilmeniz gereken gerçekler hakkındaki soruları yanıtlayacağız.

Yapay tatlandırıcılar kilo aldırıyor mu?

Birçok insan kalori alımlarını azaltabilmek için tatlandırıcıları kullanır, fakat bazen bunun tersi ile karşı karşıya kalır. Bu konuda bir çok araştırma yapılmıştır. Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre tatlandırıcıların, yemek borusunda ve midede yer alan tat alıcılarını etkilediğini göstermiştir. Bu etki sonucu beden enerjisinde bir öngörü gelişmekte ve pankreas insulin salgılamaktadır. İnsülin şekeri dengeleyen hormon olmasının yanı sıra vücut yağının birikimine yol açar. Aynı zaman diliminde beynimizdeki tokluk merkezine kimyasal sinyaller gider, burada işte beyninizin kafası karışır ve aslında gerçekten kalorinin gelip gelmediğini anlayamaz. Sonuç? Kendinizi daha çok aç ve daha az doymuş hissedersiniz, bu da kilo almanıza sebep olur. Kısaca kendimizi kısa süreli de olsa kandırabiliriz fakat uzun vadede beyniniz buna inanmayacaktır!

Bağımlılık yaparlar mı?

Birincisi, yapay tatlandırıcılar öyle maddelerdir ki bazı insanlar onlarsız yaşayamayacağını düşünür, bu bir bağımlılık bulgusudur. İkincisi, yapay tatlandırıcılar tam tahıllar, meyveler ve yaysız sütteki doğal şekerlere göre daha tatlıdırlar ve dilinizdeki tat duyularını sıfırlarlar. Orta vadede bu değişim sonucu daha fazla tüketmeye başlarsınız, bu da bir diğer bağımlılık bulgusudur.

Yapay tatlandırıcılar ve kilo almak arasındaki teori, bağımlılık davranışını içerecek şekilde geniştir. Yemek borusu ve midede yer alan tatlı reseptörleri sıfır kalorili şeker tarafından "kandırıldığında", daha fazla yiyecek istersiniz veya aşırı yemek yeme alışkanlıkları gibi bağımlılıklara duyarlı hale gelirsiniz.

Şeker hastalığına sebep olurlar mı?

İlk olarak keşfedilmelerinin sebebi aslında şeker hastalarına tatlı gıdalar yemelerini sağlamaktı. Fakat günümüzde tüm toplum tarafından kullanılıyorlar. Yapay tatlandırıcıların daha fazla yeme dürtüsüne yol açmalarından dolayı kilo alabilirsiniz ve bu aldığınız kilolar da şeker hastalığı riskinizi arttırır.

Şeker hastası olsanız da olmasanız da günde iki servis porsiyonu ile kendinizi sınırlamanızda fayda var. Bir porsiyon 1 küçük paket tatlandırıcı veya bir kutu diyet meşrubata eşdeğerdir.

Kansere sebep olurlar mı?

Sakarin gibi tatlandırıcılar ilk piyasa çıktığında yapılan bazı hayvan deneyleri kanser oranında artış göstermişti. Fakat FDA (Food and Drug Administration) bu araştırmaları genişletti ve büyük ölçekli araştırmalar sonucunda insanlarda orta düzeyde kullanımının herhangi bir kanserle ilişkisi olmadığı kanıtlandı. Önceleri yapılmış olan çalışmaları incelediğimizde hayvanlarda kullanılan dozların çok yüksek oranlarda olduğu görüldü, hatta öyle ki bu dozu insan bedeni açısından düşündüğümüzde günlük tüketimin kiloya varan boyutlarda olması gerektiğini gördük. Özellikle ucuz olması sebebi ile en fazla Aspartam kullanılıyor tüm gıda alternatiflerinde. Aspartam'ın üzerinde yapılan araştırmalar, Aspartam'ı beyin ve mesane kanseri ile ilişkilendirmiştir. Sukraloz içerikli tatlandırıcılar dışındakileri zaten önermiyoruz, ama genel olarak kansere yol açmadıklarını bilmelisiniz.

Doğal tatlandırıcı alternatifler

Yapayların yanı sıra bu doğal tatlandırıcıları deneyebilirsiniz;

Bal: Beyaz sofra şekerinin aksine, bal kompleks bir besindir. Bir çay kaşığı bal da 25 farklı protein, amino asit ve mineraller bulunur. Eskilerin bir sözünü burada hatırlamak lazım; tüm tatlılar zehirdir baldan başka, tüm acılar da zehirdir biberden başka! Kahvenize, çayınıza ve tatlı olarak yemek istediğiniz herhangi bir şeye bal koymayı denemelisiniz!

Agave: Mavi agave kaktüsünden distilasyonla elde edilen ve düşük glisemik indekse sahip olan bir tatlandırıcıdır. Günümüzde bir çok yerde bulunabiliyor, bilinen herhangi bir zararı yok, ama unutmayın kalorisiz değil!

Stevia: Paraguay ve Brezilya da yetişen bir bitkiden elde edilen düşük kalorili bir tatlandırıcıdır. Günümüzde bir çok yerde, hatta hastaneler de doğal tatlandırıcı olarak servis edilmektedir. Sofra şekerine oranla 200 kat daha fazla tatlıdır, az kalorili olmasının yanında bu özelliği ile çok az tüketilebilir. Popülaritesinin artması ile bir çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar kadınlarda kullanımının herhangi bir yan etkisi olmadığını gösterse de, erkekler de sperm sayısında azalmaya yol açarak kısmi kısırlık yaptığı gösterilerek suçlanmıştır. Kesin bir kanıt olarak kabul etmiyoruz ama yine de gelişmeleri takip etmekte fayda var!

Şeker mi, tatlandırıcı mı?

Unutmayın şeker her zaman şekerdir! Ve hiç bir zaman ilave şeker kullanımını önermiyoruz. Bunun bir mazereti olmadığı gibi bu kıyaslamanın yapılmasına gerek bile görmüyoruz. Amerikan Kalp Birliği'nin yayınlamış olduğu son kılavuzlara göre günlük şeker kullanımı sınırı kadınlar için 24 gram (6 tatlı kaşığı) ve erkekler için ise 36 gram (9 tatlı kaşığı) olmalıdır. Günlük tüketmiş olduğumuz gıdaları düşünürsek zaten bu miktarlara ulaşmış oluyorsunuz, her sabah yulaf yiyen bir kişinin bile bu öğünde zaten 16 gram şeker tükettiğinden haberi var mıdır?

Tereyağ –Margarin

Tereyağın aksine, margarinler bitkisel yağlardan elde edilir ve kolesterol oranı sıfırdır. Ama tüm margarinler de aynı değildir, bazıları tereyağına oranla sizin için çok daha zararlıdırlar. Genel bir kural olarak tüm katı margarinlerden uzak durun, hepsinin içinde trans-yağlar vardır ve kalp hastalıkları riskinizi arttırırlar. Unutmadan, margarinin aksine gerçek tereyağın vücut ısısında sıvı halde olduğunu biliyor muydunuz?

Unutmadan tüm yağları bir yana bırakarak aspir veya zeytin yağı kullanmanızı öneriyorum.

Ev Yapımı yağ spreyi mi yoksa yapışmayı önleyen yağ spreyi mi?

Yapışmayı önleyici sprey yağlar basınçlı kaplarda geliyor, bunlar içeriklerinde bir çok farklı yağlar ve kimyasallar bulunduruyorlar. Kısacası belirli bir yağın spreyini almıyorsunuz, aldığınızın içindeki değişik yağların zararı bir yana kimyasalların tehlikelerine bunların yanında eşantiyon olarak sahip oluyorsunuz. Evde kendi spreyinizi fındık veya zeytin yağı ile yapmayı deneyebilirsiniz.

Tuz veya Potasyum Klorür

Bazı insanlar potasyum klorür içerikli tuzların daha güvenli olduğunu düşünürler, bu tuzağa düşmeyin, asla potasyum içerikli sahte tuzları önermiyoruz. Özellikle böbrek problemi olanlarda ölümcül olabilirler. Tuz tüketiminizi azaltmak istiyorsanız tavsiyem yemeklerinizin üstüne biraz taze veya kurutulmuş baharatlar eklemeniz olacaktır.

Gıda alternatiflerinden bahsederken aklıma Fred Allen'ın bir sözü geldi ¨Yoğun süt muhteşem bir şey, tek anlayamadığım o küçük tenekelerin üstüne ineklerin nasıl oturduğu!¨. Bazen bu alternatifler faydalı gibi gözükseler bile aslında sağlığımız için bir o kadar zararlı olabiliyorlar. Bu günlerde daha sık olarak doğal ürünler tüketmeyi ve ağırlıklı sebzeler ile beslenmeyi öneriyoruz. Bu tavsiyeyi yaparken soğanın insanları ağlattığını ve bugüne kadar insanları güldüren bir sebze keşfedilmediğini aklımdan hiç çıkarmıyorum. Ama unutmayın eğer tat duyunuzu eğitebilirseniz, bir çok şey yüzünüzü güldürebilir.

@DrYerebakan

drhalid@gmail.com

Division of Cardiothoracic Surgery Columbia University

New York Presbyterian Hospital



Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları