USA SABAH 20 Kasım 2017 Pazartesi
Etyen Mahçupyan
  • Haber giriş tarihi: 21 Eylül 2014 Pazar 14:01
  • Güncelleme saati: 14:01

IŞİD, Türkiye ve ABD

Bir dostumun yıllardır ABD'de yaşayan, üniversiteyi orada okumuş ve bir Amerikalı ile evli oğlu var.Kendisi halen bir üniversite ile bağlantılı olarak psikolojik destek hizmeti veriyor. Geçenlerde yıllardır parasını tuttuğu Compass Bank'dan bir mektup almış. Hem kendisinin hem de eşinin oradaki hesaplarının kapatıldığını ve bakiyenin bir çekle gönderileceğini söyleyen bir tebligat. Sebep olarak dostumun oğlunun Türkiye vatandaşı olduğu ve bunun bir 'güvenlik riski' oluşturduğu söylenmiş.
Paranoya günümüzde epeyce yaygın bir hastalık. Esas nedeni ise cehaletin yarattığı belirsizlik durumu ile nasıl baş edileceğinin bilinmemesi ve korkuların maksimalist bir güvenlik anlayışına evrilmesi. Orta Doğu'da olup bitenleri anlamakta zorluk çeken Batı dünyası aslında IŞİD sayesinde epeyce rahatladı. Ortada gerçek bir 'şeytan', tartışmasız kötücül bir güç var artık. Bu tehlike karşısında diğer bütün meseleler ikincil kalırken, sorumluluktan kurtulmak da mümkün oldu. Irak ve Suriye'deki durumun asıl sorumlusunun ABD olduğu unutuldu. Oysa IŞİD ABD'nin yalanlar üzerine kurulu Irak işgali sonrasındaki karmaşa ortamında doğdu. Ardından ABD bir büyük yanlış daha yaparak Maliki'yi Irak'ın başına getirdi. Onun Sünnileri karşısına alan mezhep politikası IŞİD'in meşru bir siyaset zemini bulmasına neden oldu.
Ama o zamanlar adı IŞİD değil Irak İslam Devleti idi. Bu silahlı hareket kendi içinde bölündü, bir grup Suriye'ye geçti ve El Kaide ile birleşti. Sonrasında El Kaide'den de ayrılarak IŞİD haline geldi ve bugün adı artık basitçe İslam Devleti. O sıralarda IŞİD Suriye'de muhalefet safları ile ilişkiye geçtiğinde dengenin hangi yöne gideceği hala belli değildi. Eğer Batılı ülkeler Suriye muhalefetine silah edinebilme yolunu açsaydı belki bugün bu 'şeytan' karşımızda olmayacaktı. Ama Batı Suriye muhalefetini giderek oradaki silahlı gruplara bağımlı hale getirdi, çünkü Esed güçleri ile savaşmak için silah gerekiyordu. Bu arada zaten radikal İslamcılığın takipçisi olan binlerce insan dünyanın dört bir tarafından gelerek IŞİD'in saflarına katıldı. Böylece bu örgüt Suriye'de denklemi kuran ve siyasetin yönünü belirleyen bir güç haline geldi ve ardından Irak'a da yürüdü.
Şimdi başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler açısından, IŞİD'e gidiş yolunun Türkiye üzerinden geçtiği gerçeğine, Türkiye'nin bilerek IŞİD'e yardım ettiği yalanının eklenmesi 'uygun' bir resim ortaya çıkarıyor. Çünkü bu paranoyayı bir gerçeklik haline getirirken, sorumluluğun da Batılı ülkelerden alınıp Türkiye'ye yıkılmasını sağlıyor. Oysa Türkiye IŞİD'i birçok Batılı ülkeden önce, hatta henüz örgütün adı duyulduktan altı ay sonra terör listesine almıştı ve Suriye muhalefeti ile arasındaki mesafeyi korumak için çabalamıştı.
ABD kendisinin yarattığı bu olayları sadece seyretti. İş iyice sarpa sarınca da Maliki'ye yüklüce bir rüşvet vererek yerine başkasını geçirdi. Ama Irak'da durum değişmedi. Hala mezhep siyaseti devam ediyor ve Sünnileri dışlayan bir bakış sürdüğü sürece IŞİD etkili bir aktör olmaya devam edecek.
Bu arada IŞİD ile Türkiye'yi zihinlerde birleştirme operasyonu sonuç vermeye başladı. Paranoya Compass Bank'ın açıkça ayrımcılık yapmasına ve Türkiye vatandaşlarına karşı bir tür 'mobbing' uygulamasına yol açtı. Belki böylece kafalarının rahat edeceğini, bankalarını muhtemel 'terörist' sermayesinden uzak tutacaklarını sandılar. Belki de bu uygulamayla ABD devletinin olağanüstü 'başarılı' olan Orta Doğu politikasına destek verdiklerini düşündüler. Hatta hükümetlerinin Türkiye'ye insan hakları dersi vermesini bile bekliyor olabilirler.
Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları