USA SABAH 21 Kasım 2018 Çarşamba
Serdar Karagöz
  • Haber giriş tarihi: 24 Ekim 2011 Pazartesi 10:56
  • Güncelleme saati: 16:06

Cumhuriyetçi adaylar Obama'ya umut veriyor

Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayları yine canlı yayında bir araya geldiler. Fakat seçimlerin yaklaşması ile bu programların tadı kaçmaya başladı. Amerikan Devletinin Başkanlığına aday beş adam ve bir kadın birbirlerinin açıklarını yakalamak ve kişisel üstünlük kurmak üzerine kurgulanmış bir televizyon şovunun oyuncuları gibiydi.

Ekranları başındaki Cumhuriyetçi seçmenler başkan adaylarını seyrederken utandılar mı bilmiyorum ama Başkan Obama'nın bu komediyi izlerken büyük keyif aldığından eminim.

Amerikan muhafazakâr seçmeninin temel politik tercihleri aslında çok bellidir. Muhafazakârlar düşük vergi politikası isterler. Kamu harcamalarının azaltılmasından ve devlet bütçesinden fonlanan sosyal politikaların mümkün olan en alt seviyeye çekilmesinden yanadırlar. Serbest piyasa ekonomisine müdahale etmeyen devlet politikası amentüleridir. Göçmenlere mesafelidirler, yasadışı göçmenlerin Amerika'daki yaşamlarını zorlaştıracak uygulamaların hayata geçirilmesini talep ederler. Eşcinsel grupların evlilik hakkı ve hukuki statü taleplerine olumsuz yaklaşırlar. Kürtaja karşıdırlar. Amerika'nın uluslararası kurum ve sorunlardaki aktif pozisyonunun azaltılmasını isterler. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere benzer Uluslararası kurum ve organizasyonlara itibar etmezler.

Bazıları Amerikan muhafazakârlarının İsrail yanlısı olmasını ayırt edici bir özellik olarak vurgularlar. Bu oldukça gereksiz bir vurgudur! İsrail dostluğu ve destekçiliği Amerikan siyasetçisinin fabrika ayarlarında ilk elden kodlanmış bir durumdur. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler farklı izahatlardan yola çıkarak İsrail konusunda aynı zeminde buluşurlar.

İsrail konusunu bir tarafa bırakırsak yukarıda belirtilen ve Cumhuriyetçi seçmenin hassas olduğu meselelerde altı aday da esasında aynı fikirdeler. Dolayısıyla canlı yayınlarda farklı fikirlerin çatışmasını değil kişisel çekişmeleri ve rakibinin zafiyetine dayalı üstünlük kurma çabalarını izliyoruz.
Aynı fikirdeki bu altı başkan adayı tam 22 kez canlı yayında birbirleri ile tartışmayı ortak programlarına aldılar.

Cumhuriyetçilerin, Amerika'nın sansasyonel TV şovu "jersey Shore"u aratmayan ucuz polemiklerini ve kişisel çatışmalarını tam 13 kez daha izleyeceğiz.

Son canlı yayında favori adaylar Rick Perry ve Mitt Romney birbirlerine fiziksel temas da içerecek düzeyde bir polemiğe girdiler. Düşük tartışma performansı ile anketlerde Romney'in arkasına düşen Perry, Romney'i sorumluluğu altındaki kuruluşlarda yasadışı göçmen çalıştırmakla suçladı.

Diğer adaylar ise Perry'nin Demokrat bir geçmişe sahip olduğunu ve demokratların başkan adayı Al Gore ile Cumhuriyetçilere karşı çalıştığını sık sık vurguladılar.

Bel altı vuruşlar o kadar şiddetlendi ki en favori aday Mitt Romney'nin Mormon inancına sahip oluşu da gündeme geldi. Muhafazakârların Mormon inancına mensup bir isme karşı mesafeli duracakları konusu manipulatif bir tarzda sinsice işlendi. Romney, dini inançların kişinin özel hayatına ilişkin olduğunu ve Amerikan Başkanının alacağı kararlarda dini inancın bir etkisi olmayacağını savunurken Başkan adayı Newt Gingrich "dinimi işlerime ve kararlarıma karıştırmıyorum demek kocaman bir yalandır. Neye göre bir kanıya ulaşıyoruz? Tabi ki dini inançlar alınan kararlarda en önemli etkendir" diyerek Romney'e cevap verdi.

En favori adayın dini inancının gündeme gelmesi önümüzdeki canlı yayın programlarının daha da tartışmalı ve yıpratıcı geçeceğinin bir göstergesi.

Tüm tabanı ikna edecek düzeyde güçlü bir lider çıkaramayan Cumhuriyetçi Parti'de İki ay öncesinin coşkulu havası yerini tedirgin bir atmosfere bırakmış durumda.

Son İki ayda Cumhuriyetçi adayların medyadaki bu görünümleri 2012 başkanlık seçimlerine ilişkin bazı tahmin ve yorumların yeniden gözden geçirilmesini sağladı.

Bundan iki ay önce Wall Street gökdelenlerinde, New York merkezli medya kuruluşlarının binalarında ve Washington kulislerinde duyduğumuz "Obama kesin kaybedecek" şeklindeki keskin yorum ve tahminler artık yerini "ne olacak bu cumhuriyetçilerin hali?" sorusuna bırakmış durumda.

Cumhuriyetçi adayların canlı yayına çıktıkları her Program artık Obama'nın moralini yerine getiriyor.

Obama'nın karşısına çıkacak aday kim olursa olsun Cumhuriyetçilerin kendi arasında yaptığı bu yarıştan yıpranmış olarak çıkacak. Daha önceki seçimlerde görülmemiş bir şekilde tam 22 kez Cumhuriyetçi başkan adaylarını canlı yayında tartıştırmak olsa olsa Obama'nın seçim kampanyasını yürüten ekibin Amerikan medyasına önerebileceği parlak bir fikirdir.

serdar.karagoz@sabah.com.tr

@serdarkaragoz

Yazarın Önceki YazılarıTüm Yazıları