USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
The Newyork Times
  • Haber giriş tarihi: 23 Nisan 2012 Pazartesi 18:18
  • Güncelleme saati: 18:19

Avrupa'nın gençleri için kötü bir gelecek



Gençlere acımalıyız. Avrupa Birliği'ndeki 15 ila 24 yaş grubunun yüzde 22.4'ü, yani 5.5 milyonu, işsiz.


Bu oran 2008 başında yüzde 15'ti. İspanya ve Yunanistan'da gençlerin yaklaşık yarısı çalışmıyor.

Buldukları işler de çoğunlukla kısa süreli. Eskiden Avrupa'da ücretsiz olan yüksek öğrenim bugün ABD'ye göre hâlâ uygun olsa bile pahalaşıyor. Konut fiyatları bir "bumerang nesli" (aileden ayrı yaşamanın masrafını karşılayamadıkları için eve dönen çocuklar) yaratacak kadar yüksek. İş bulunsa bile emeklilik yaşı giderek ileriye atıldığı için daha uzun çalışmak gerekiyor. Bugünlerde "şansız nesil" deyişinin tutması boşuna değil. 1940'ları izleyen ve 30 yıllık ekonomik bir mucizenin ortasında yetişen, benim de aralarında bulunduğum nesil şanslıydı.

Büyüklerimizin yaşadığı savaştan esirgenecek ve 1960'ların başlarında doğum kontrol hapının gelişiyle AIDS'in başlangıcı arasındaki o tatlı dönemin sefasını sürecek kadar şanslıydı. Bizler acımasız rekabeti bilmeden ve internetli bir dünyada e-posta bağımlığı olmadan büyüdük. Avrupa'daki savaşlarından sonra ve Batı'nın düşüşünden de önce doğmanın nimetlerini topladık. Modern gençliğin sorunları büyük ancak abartılıyor. Ne de olsa problem daha çok Batı'da. Hint, Endonezyalı ve Brezilyalı çocukların sevinmek için birçok nedeni var. Her yerde gençler savaşa girmeye daha isteksiz, daha açık toplumlardan oluşan bir dünyada daha uzun yaşamayı umabiliyor. Tabii onlarca yıldır süren bu eğilim bir şekilde tersine dönmezse. Bundan sonra umamayacakları ve benim neslimin tam zamanında yetiştiği şey ise duygusal etkisini ölçmenin zor olduğu bir kavram. O şey dünyanın keşfedilmemiş yanları.

Gizem hakkında söylenebilecek çok şey var. Uyduların her hareketimizi izlemesi ve teknolojik uygulamaların her merakımızı gidermesiyle o gizemin alanı hızla daralıyor. En feci gerileme belki de gizemin gerilemesi, çünkü onun gitmesiyle risk alma isteği de yitiyor. Güvenlik kaygısı sık sık kısıtlayıcı bir saplantı haline geliyor. Dünyanın daha açık olduğunu söyledim. Birçok bakımdan bu böyle. Sovyetler Birliği'nin imparatorluğu dağıldı ve bilginin serbestçe akışıyla diktatörler devri lmeye devam ediyor. Öte yandan, ben 17'yken iki arkadaşımla birlikte Türkiye, İran ve Afganistan'ı aşarak Londra'dan Kâbil'e (rehber kitap olmadan) gitmiştim. İslam Cumhuriyeti'nin Batılı yolculara kapalı ve Afganistan'da da savaş olması yüzünden böyle bir yolculuk bugün imkânsız. Yani bu kişisel ölçüye göre dünya bugün daha kapalı. Üstelik genç beyinler belki de giderek kapanma tehlikesiyle karşı karşıya (ekranlardan gelen bilgiye doymuş, ama gözlerinin önündekine karşı kör olduklarından).

Risk almayı istememek ve başkalarını suçlamanın kolaycılığına kapılmak, teknolojik ilerlemenin iki talihsiz meyvesi olarak görülebilir. İngiltere'deki National Trust adlı kuruluşun yayınladığı rapora göre düzenli olarak kırlarda oynayan çocukların oranı 10'da bir bile değil. Bir nesil önce çocukların neredeyse yarısı bunu yapıyordu.

10 çocuktan 9'u bilimkurgu robotu Dalek'i tanırken yarısı arıyla eşekarısı arasındaki farkı bilmiyor. Yazar Richard Louv'un "doğa noksanlığı bozukluğu" tabiri de bugünlerde iyi tuttu. Gençlerin kasvetini ekran bağımlılığı, riske isteksizlik ve doğaya yabancılaşmayla ilişkilendirmek abartılı olabilir. Ne de olsa benim nesil aksiliği, çocukları aşırı korumayı ve her olumsuzluğu bilgisayar oyunlarına yormasıyla biliniyor. Teknolojiye yenik düştüğümüz için genelde onu suçluyoruz. Yine de bence gençler olanla yetinmek yerine daha çok risk alabilir. Kuzey ve güney Avrupalı gençler arasındaki işsizlik oranı çok f arklı. AB tek pazar olduğu için Yunan ve İspanyol gençlerinin iş aramak için kuzeye gideceklerini sanırsınız. Ama hayır, "şansız nesil" için böyle gizemli bir yolculuk fazla riskli olur.

röportaj arşiv
HAVA DURUMU