USA SABAH 20 Ağustos 2018 Pazartesi
RÖPORTAJLAR
NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı Berat Çonkar: NATO’da ayrılıklar belirginleşti

NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı Berat Çonkar: NATO’da ayrılıklar belirginleşti

11-12 Temmuz tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirilen NATO Zirvesi Donald Trump yönetimindeki ABD ile Avrupa arasında yaşanan gerginliğin gözler önüne serildiği görüntülere sahne olmuştu. Özellikle ABD Başkanı Trump'ın Alman Şansölyesi Angela Merkel ve Almanya'yı hedef alan açıklamaları neredeyse iki gün süren NATO gündeminin tamamını işgal etmişti. Brüksel'in ardından Helsinki'de gerçekleşen Trump-Putin zirvesi ise tam tersi ölçüde oldukça samimi ve sıcak bir havada geçti. Şimdi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile samimi pozlar veren Trump'ın yeni dönemde takınacağı tavrın şifreleri çözülmeye çalışılıyor.

Avrupa ve Atlantik'in diğer yakasında iyiden iyiye derinleşen görüş ayrılıkları NATO'nun geleceğine nasıl yansıyacak? NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye'nin özellikle Suriye'deki dengeler ve terörle mücadele konusundaki hamleleri NATO nezdinde nasıl karşılanıyor? ABD-Türkiye arasında son dönemde yaşanan Rusya'dan alınacak olan S-400 füze savunma sistemi ve ABD'den alınan F-35 savaş uçağı polemiğinin gerek ikili ilişkiler gerekse Atlantik ittifakı nezdinde karşılığı nedir? Tüm bu konular Daily Sabah Ankara Temsilcisi Nur Özkan Erbay'ın NATO Parlamenterler Asamblesi Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar ile yaptığı röportajda masaya yatırıldı.

NATO'da ayrılıklar belirginleşti


Brüksel zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a eşlik eden delegasyonda yer alan Çonkar, son zirvede ABD ve diğer Avrupalı müttefikler arasında yaşanan keskin görüş ayrılıklarının zirveye damgasını vurduğunu belirtti. Çonkar, genel tabloya bakıldığında NATO'nun bu görüş ayrılıkları ışığında kendisini yeniden tanımlamaya ihtiyacı olduğu izlenimini edindiğini belirtti ve "İttifakın zirvesinde gördüğümüz bu kırılma Trump başta olduğu süre dâhilinde kolay kolay da tamir edilemeyecek gibi görülüyor. Avrupa da buradan aldığı izlenimle yeni bir yapılanmaya doğru özellikle askeri konularda gitme ihtiyacı hissediyor. Başta Almanya ve Fransa PESCO adı altında Avrupa ordusu tarzında bir girişimi devam ettiriyorlar. Bizim gördüğümüz artık bu çatlağın kolay kolay kapanmayacağı, farklı bir sürecin işleyeceğine yönünde" diye konuştu.

Trump, Almanya'yı NATO ile ilgili savunma harcamalarını artırmadığı gerekçesiyle eleştirmişti. Ayrıca Almanya'nın Rusya ile petrol ve doğalgaz anlaşmaları yapmasının "çok uygunsuz" olduğu değerlendirmesinde bulunan Trump, "Almanya enerji için Rusya'ya yüksek düzeyde ödemeler yapıyor. Bu nedenle Almanya Rusya'nın esiri" ifadesini kullanmıştı.

Trump müesses nizama karşı denge politikası izliyor


Diğer yandan ABD Başkanı ile kendi ekibi arasında da tam bir mutabakat olmadığı izlenimini edindiğini söyleyen Çonkar, Savunma Bakanlığı, Beyaz Saray ve Dışişleri'nin aynı hedef doğrultusunda yürümedikleri görüntüsü çizdiklerini söyledi. "Trump belli bir yerleşik hakim yapının dış politika öncelikleri üzerine hareket etmiyor. O daha kendi bireysel inancı ve kendi ülkesinin, memleketinin menfaatine olduğu konularda doğrudan faydacı, çıkara dayalı bir ilişki tarzında. Aslında bir tüccar karakterini de dış politikaya yansıtıyor"diye ekledi.

Trump'un diğer ülkelerle ilişkilerinde de izlediği bu siyaset Rusya ile ilişkilerinde de kendisini gösterdi. Geçtiğimiz Helsinki'de toplantıda ABD Başkanı adeta Amerikan müesses nizamına meydan okurcasına Putin ile samimi pozlar verdi ve Rusya'nın söylendiği gibi Amerika'ya bir müdahalesinin olmadığına inandığını bir kez daha tekrar etti ve Amerikan kamuoyunda yeniden eleştiri oklarının hedefi oldu.

Çonkar, bunun ABD'nin NATO'ya bakış açısında da kendisini göstereceği ve bir dönüşüm yaşanacağını görüşünü dile getirdi. Çonkar şöyle devam etti: "Rusya'nın düşmanlaştırılarak köşeye sıkıştırıldığı bir politikanın Trump yönetimi tarafından desteklenmeyeceğini düşünüyorum. Bu açıdan Avrupa güvenliliğinin elbette ki temin edildiği ama Rusya'nın bir takım hassasiyetlerinin, çıkarlarının aslında korunduğu bir denge bulunması gerekiyor. Bence Trump bunu görüyor ve Amerika'yı burada çok fazla külfet altına sokmak istemiyor. Bu bir denge politikası. Amerika'nın önceliği de zaten pasifik ve Çin ve Ortadoğu olduğu için, burada da Rusya olmadan bir dengenin, bir çözümün kolay kolay oluşmayacağını da görmüş durumda. Trump bu çerçevede daha pratik daha faydacı yaklaşıyor dış politikaya."
Türkiye ilgi odağıydı, Türkiye'nin milli güvenlik hassasiyetleri anlaşıldı.

Diğer yandan Çonkar Türkiye'nin tüm NATO zirvesi boyunca ilgi odağı olduğunu söyledi ve seçimleri başarıyla geride bırakmış ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Zirvesine geçişi sağlamış bir lider olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın büyük ilgi gördüğünü söyledi. "Bütün liderlerin cumhurbaşkanımıza yönelik özel bir ilgi gösterdiğini gözlemledim. Birebirde hepsinin Türkiye'yle biran önce masaya oturup ne yapabiliriz konuşma isteği içerisinde olduğunu gördüm" diye ekledi.

Trump güvence verdi


Brüksel'deki NATO zirvesinde Trump yönetiminden, Türkiye'ye karşı yapılacak herhangi bir ambargo veya bu tarz şeylere müsaade edilmeyeceği hakkında güvence verdiklerini gözlemlediğini paylaşan Çonkar, Türkiye'nin şu anki muhatabının Amerikan yönetimi olduğunu ve kongreyi ikna etmesi gerekenin de bizzat Trump yönetimi olduğunu söyledi. "Biz bu güvencelere itimat etmek durumundayız ve Amerika'nın da bu konuda tek ses halinde hareket etmesini ümit ediyoruz" diye ekledi.

Çonkar, Trump yönetiminin Türkiye'nin milli güvelik endişelerini ve çıkarlarını önceleyen politikalarını anlamaya başladığını ve bu bağlamda daha gerçekçi bir dış politika çizgisi izlemeye başladığını kaydetti. Çonkar "Başkanlık sistemiyle ortaya çıkan güçlü yönetimle Trump yönetiminin Türkiye ile yeni bir başlangıca ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede ABD kongresinde, senatosunda Rusya'dan S-400 alımı karşılığında Türkiye'ye yönelik ambargo kararı alması, F-35'leri teslim etmemesi gibi bir takım girişimleri Trump yönetiminin tasvip etmeyeceğini ve bunu engelleme yönünde elinden geleni ortaya koyacağını düşünüyorum" diye ekledi.

Çonkar, Türkiye'nin S-400 alımı konusunun hiçbir şekilde liderler seviyesindeki NATO toplantılarında gündeme gelmediğini belirtti ve konunun ABD'deki birtakım lobiler ve gruplar tarafından özellikle gündemde tutulmaya çalışıldığını söyledi ve şöyle devam etti:

"Ne NATO Genel sekreteri ne de 29 ülkenin devlet başkanlarından hiçbir tanesi resmi bir toplantı ortamında böyle bir şey gündeme getirmedi, zaten getirseydi de en uygun cevabı alacaklardı. Ama benim gördüğüm bu konu bir takım lobiler veya gruplar tarafından kaşınıyor, zaman zaman gündeme atılıyor ama resmi devlet politikaları olarak bu anlamda Türkiye'yi sorgulayan, NATO içerisinde Türkiye'ye bu hususta baskı yapan bir tavır yok. Türkiye'nin bütün platformlarda yaptığı açıklamalar pek çok açıdan tatmin edici açıklamalar. Çünkü biliniyor ki Türkiye burada haklı bir pozisyonda, milli güvenliğiyle ilgili bir ihtiyacı var ve NATO bu ihtiyacı kapatamamış ve yapılması gerekeni zamanında yapmadıkları için Türkiye böyle bir alım yoluna gitmiş ve bunu da NATO'yu rahatsız etmeyecek en uygun yöntemlerle, hassasiyetleri de gözeterek yapmayı taahhüt ediyor. Kaldı ki S-400'ler NATO sistemlerini düşman olarak görmeyecek ve "stand on own" denilen sistemle kendi başına işleyecek bir yapıya sahip."

ABD'den bundan sonraki dönemde alınacak füze savunma ihtiyaçlarına ilişkin sürecin sağlıklı işleyişinin Amerika'ya bağlı olduğunu belirten Çonkar, "Şartlar uygun olursa, teklif uygun olursa ve bu noktada da kongre anlamında veya yönettim anlamında herhangi bir engel olmayacağına dair güven oluşursa Türkiye'nin bu konuda da alıma açık [olduğunu] her zaman ifade ettik, ediyoruz" dedi.

ABD ve NATO ile ilişkilerde yeni dönem


Diğer yandan Çonkar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerek Trump gerek Putin gerekse diğer Avrupalı liderlerle yakın temasının yeni bir döneme girildiğini işareti olabileceğini ifade etti. Çonkar, NATO zirvesinde artık Türkiye'yi köşeye sıkıştıran veya Türkiye'ye bir şeyi empoze eden politikanın işe yaramadığını, muhataplarının Türkiye'yle ancak karşılıklı menfaatler çerçevesinde bir ilişkinin yürüyebileceğini anladıklarını ve buna yönelik adımlara hazırlandıklarını kaydetti.

"Dünyaya bir huzur ve denge gelebilmesi açısından Türkiye'nin bu kuvvetli duruşunun takdir edilmesi, saygın bir şekilde Türkiye'nin politikalarına yaklaşılması ve ikili bazda da Türkiye'yle bu temelde ilişkiler kurulması artık önem kazandı" dedi.

NATO hususunda bir takım lobilerin basın üzerinden yaymaya çalıştığı bir algı var

NATO zirvesinde Türkiye'ye karşı S-400 alımı hususunda muhalif eleştirilerin resmi gündeme ve toplantı gündemlerine getirilmediğini belirten Çonkar, bu tarz söylemlerin güven inşa etmeyeceğini aksine güveni sarsacağını vurguladı ve her ne kadar medyada NATO'nun ismi genel olarak zikredilse de bunun bilinçli bir yönlendirme olduğunu dile getirdi. Çonkar katıldığı tüm NATO toplantılarında, NATO'nun Türkiye'nin hak ve hukukunu temsil eden hiçbir noktada bir rezervi olmadığını açıkça belirttiğini söyleyerek şunları kaydetti:

"En az 4-5 ortamda genel sekreter Stoltenberg'in ağzından bu konuda çok net açık açıklamalara bizzat ben şahit oldum. Diğer genel sekreter yardımcılarının da olsun, diğer yetkililerinin de olsun bu konuda zaten farklı bir söylem geliştirme imkânları da yok çünkü pozisyon çok net. Bu Türkiye'nin vereceği egemen bir karardır ve NATO'nun hassasiyetleri noktasında da Türkiye gereken dikkati de gösterdiği için bu hususta, aslında tartışılacak da bir konu yoktur".

Fransa, İtalya ve İspanya ile Füze projeleri gündemde

Türkiye'nin Fransa ve İtalya ile yürüttüğü ortak füze projelerine de değinen Çonkar, Türkiye'nin bu süreçte de şeffaf ve açık bir duruş sergilediğini ifade etti. Çonkar, "S-400'ler Türkiye'nin hava sahasının güvenliğinin yalnızca yüzde 30'unu kapsıyor. Bu yüzden; Fransa ile de füze sistemleri dahil olmak üzere başka proje süreçlerinin de yürütüyoruz" diye devam etti. Çonkar, Fransa'nın yanında hâlihazırda İtalya ile bir konsorsiyumun olduğunu, İspanya ile de ortak projelerin görüşüldüğünü söyledi. Böylelikle Türkiye'nin milli savunma noktasında füze savunma sistemlerinde çeşitleneceğini aktardı.

Türkiye'nin politikaları NATO için kaldıraç olarak kullanılabilir

Son olarak Çonkar, Türkiye'nin 60 yılı aşkın bir süredir NATO deneyimi olan bir ülke olduğunu belirterek Türkiye'nin gerek ikili ilişkiler gerekse NATO'yla olan ilişkisindeki tavrının bölge ve dünya güvenliğini daha iyi bir noktaya taşımak yönünde çok önemli olduğunu kaydetti. Çonkar, "Umuyorum ki Türkiye'nin uyarıları, Türkiye'nin politikaları sadece kendi menfaati anlamında değil bölgenin, Avrupa'nın, Atlantik'in ve dünyanın daha güvenli ve müreffeh bir noktaya ulaşmasında bir kaldıraç olarak kullanılabilir. Türkiye'ye bu şekilde yaklaşılırsa herkes kazanır diye düşünüyorum" diye ekledi.

NUR ÖZKAN ERBAY
DİĞER RÖPORTAJLAR Tüm Röportajlar