USA SABAH 24 Kasım 2017 Cuma
RÖPORTAJLAR

ABD'li Yahudi lobi kuruluşu ADL: Özür dilemek için geç bile kalındı

Serdar Karagöz / NEW YORK

Fotoğraf: Enes Özdil

Amerika'daki Yahudi lobisinin en etkili kuruluşlarından biri olan ADL (Anti Defamation League) 100. Kuruluş yılını kutlamaya hazırlanıyor. Her yıl antisemitizm ile mücadele kapsamında milyonlarca dolar bağış toplayan ADL, İsrail'e yöneltilen her eleştiriyi antisemetizmle ilişkilendirmesi ile biliniyor.
ADL'in başındaki isim, Abraham Foxman ile İsrail'in Türkiye'den dilediği özrün Amerika'daki yansımalarını,Türkiye-İsrail ilişkilerini, antisemitizmi, siyonizmi ve islamofobyayı konuştuk.


***

İsrail sonunda Türkiye'nin talebini kabul etti ve Mavi Marmara saldırısı için özür diledi. İlişkilerde yeni bir dönem başlayabilir. Siz bu özrü nasıl değerlendiriyorsunuz?


Öncelikle bu özür beni çok memnun etti. Mavi Marmara krizi çıktığında İsrail Başbakanı bana "ne yapalım, önerin nedir?" diye sorsaydı. "Hemen, acilen özür dileyin" derdim. Hemen özür dilenmesi gerekiyordu ama İsrail içindeki siyasi atmosfer buna imkan vermedi. Seçim öncesi iç siyasetin dengelerini tahmin ediyorsunuzdur. Özür geç geldi bunun için üzgünüm. Ama artık ilişkilerin onarılma zamanı. Yeni dönem her iki ülkenin de çıkarına olacaktır. Bu süreçte artık karşı tarafın hassasiyetlerini de gözeten bir uslup kullanılmalı. "İsrail'e karşı zafer kazandık" şeklindeki uslubun ilişkilere bir faydası olmaz. İsrail özür dilediği ve ilişkiler onarılacağı için mutluyum ama bu tarz yaklaşımları görünce de üzülüyorum.

Özür sonrası ABD, İsrail ve Türkiye'de çeşitli beklentiler oluştu. Bundan sonra neler olacak?

Pek çok konuda her iki devlet çeşitli kazanımlar elde edecek. Tabi ki iki müttefiğinin ilişkilerini onarması ABD'yi de bölgede rahatlatacak. İran, enerji, yüksek teknoloji ve diğer ekonomik kazanımlar.. birçok konuda karşılıklı menfaatler var ama en spesifik kazanım Suriye konusunda olacak. İki ülkenin ilişkilerini onarması ile yakın zamanda Suriye'deki soruna bir çözüm bulunacağını düşünüyorum.

Obama da gelinen süreçten memnun olduğunu söyledi. Peki özrün Amerikan Kongresi'ndeki yansıması nasıl olur?

Amerikan Kongresi İsrail ile ilişkilere büyük önem veriyor. Özür sonrası Türkiye-İsrail ilişkileri rayına girerse Amerikan Kongresi'nde Türkiye'ye ilişkin olumsuz hava da değişecektir. Kongre'de alınan kararların ya da alınamayan kararların arkasında siyasete etki eden gruplar vardır. Her ülke Amerikan siyasetinde etkin olmak ister ama bunun için dostlara ihtiyaç vardır. Türkiye'nin de burada dostlara ihtiyacı var. Biz geçmişte bunu sağlıyorduk. Hala da buradayız. Türkiye'nin dostuyuz.

Ermeni lobisi 1915 olaylarının 100. yılı nedeniyle Amerikan Kongresi nezdinde aktif bir çalışma başlattı. Yahudi lobisinin de desteğini almayı umuyorlardı. Destekleyecek misiniz?

Biz hiçbir zaman bu konunun Amerikan Kongresi'nde konuşulmasına sıcak bakmadık hala bakmıyoruz. Bu konu Türkiye ile Ermenistan arasında çözülmesi gereken bir konu. Senaryo hep aynıdır. Kongrede belli bir sayıya ulaşılır ve bir karar çıkartılırsa Amerikan Başkanı Amerika'nın menfaatlerini gözeterek onu uygulamaya koymaz. Biz ADL olarak bu konunun Amerika'yı ilgilendirdiğini düşünmüyoruz.

Siyonizm ile alakalı bir tartışma başladı. Sizin kuruluşunuz(ADL) 100 yıldır siyonizmin de savunuculuğunu yapıyor. Siyonizm eleştirilemez bir şey mi?

Siyonizm İsrail ulus devletinin kurulma projesidir. İsrail'in ulusal birlik hareketidir. Siyasi bir harekettir. Buna nasıl diğer ulus devletlerin hakkı varsa İsrail'in de hakkı var. Kimse ABD'nin ulusal birliğini koruma siyasetini eleştirmiyor. Kimse diğer ülkelerin milli duruşlarına karışmıyor ama İsrail'e gelince durum değişiyor. Burada kasıt var.

Biraz açalım bu konuyu.. mesela siyonizmi İsrail politikaları üzerinden eleştirirsem beni de antisemit olmakla suçlar mısınız?

Eğer Milliyetçiliğin her türlüsünü reddediyorsanız siyonizmi de eleştirebilirsiniz. Belli bir tutarlılığınız olur. Bazı akımlar var. Siyasi açıdan milliyetçilikle mücadele ediyorlar. Bunu anlarım. Fakat "Herkes milliyetçilik yapabilir ama İsrail yapamaz" diyorsanız burada antisemit bir yaklaşım içinde oldugunuzu düşünürüm.

Başbakan Erdogan da eleştirdi siyonizmi. Dinlediniz mi?

Evet bizim açımızdan çok yaralayıcı idi. Siyonizmi insanlığa karşı suç olarak nitelendirdi. Sonradan bu eleştirisine bir açıklık getirdi. Ama yine bizim açımızdan sorunlu. Başbakan Erdoğan'ın üslubu açıkçası bizim için çok önemli. Bunu kendisine de söyledim. Ben Başbakan Erdoğan'a Türk diplomatların Holokost'da yahudileri kurtarmalarının anısına, Türklerin tarihte Yahudilere sahip çıktığının bir göstergesi olarak ödül vermiş biriyim.

O ödülü şimdi olsa yine verir misiniz?

Başbakan Erdoğan'a taktim ettiğim ödül İspanya'da başlayan Holokost sürecinde devam eden Türklerin tarihsel dostluğuna ve yardımlarına ilişkindi. Türkler Yahudilere hep sahip çıkmıştır. Tabi ki Erdoğan ile tekrar görüşmek ve tarihsel olarak Türklerin Yahudilere yaptıgı iyiliklerin anısına bir ödül vermek isterim. Biz Başbakan Erdoğan ile her konuda anlaşamayabiliriz, anlaşamıyoruz da zaten ama bu diyaloğun kesilmesinin kimseye bir yararı yok.

Başbakan Filistin sorunu çözülene kadar İsrail'i eleştirmeye devam edeceğini söyledi?

İsrail'i herkes eleştiriyor. Hatta İsrail'e en çok eleştiri kendi içinden geliyor. Burada bir sorun yok. Türkiye açıktan Filistinlileri destekliyor burada da bir problem yok. Ama Filistinlileri desteklemek demek İsrail karşıtı olmak manasına gelmemeli. Türkiye bu anlamda sembol bir ülkedir. Türkiye hem Filistin hem de İsrail ile eş zamanlı olarak iyi ilişkiler kurabilir. Daha önceden böyledi. Simdi de böyle olmasını diliyorum.

Antisemitizmle mücadele ediyorsunuz peki İslamofobi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nefret insanoğlunun bir hastalığı... Bu hastalık bugün Müslümanları da hedef alıyor. Evet islamofobi var ve bununla mücadele edilmeli. İslamfobi ve antisemitizm ile aynı anda mücadele etmeliyiz ama mesela Amerika'da antisemitizm islamofobi'den daha yaygın, Yahudilere karşı büyük bir nefret var. Bugünlerde bu nefret internet ile daha da artmış durumda.

Nedir bunun sebepleri ? Artan nefretin sebepleri üzerine de yoğunlaşıyor musunuz?

Bu kütüphanede(röportajın yapıldığı yeri kastediyor) yer alan kitapların çoğu yahudilere karşı bu tutumun sebepleri üzerine çeşitli fikirleri konu ediniyor. Ama bu sorunun kesin bir cevabı yok. Kıskançlık, dini algı, aşırı milliyetçilik... Dediğim gibi bu bir insanlık hastalığıdır. Nefret bittiği zaman zaten bizim çalışmalarımız da bitecek ama her geçen gün artan bir nefret var ve biz 100. yılımızda hala bununla mücadele ediyoruz.

İsrail'in politikaları bu nefretin sebeplerinden biri olabilir mi?

Bu argümanı kabul etmiyorum. Üniversitelerde gençler İsrail'i boykot ediyor. "Niye?" diye soruyorum. İsrail'in insan hakları ihlallerinden bahsediyorlar. Dünyada pek çok ülke adaletsizlik yapıyor. Size hemen 20 ülkelik bir liste hazırlayabilirim.

Çin, Küba, Suudi Arabistan vb. Dünyada adaletsizlik yapanlara karşı toplu bir öfke yok. Dolayısıyla "İsrail-Filistin sorunundan dolayı Yahudilere karşı nefret var" diyemeyiz. Bu tarz argumanlar antisemit yaklaşımları kamufle etmek için kullanılıyor.


AMERİKA'YI KONTROL ETMİYORUZ

Amerika'yı kontrol ediyor musunuz? Yahudiler olarak Kongre, Beyaz Saray, Wall Street, Hollywood, Amerikan medyası... buralarda etkinliğiniz nedir?

Yahudilere karşı bir mit var... Yahudilerin Amerika'yı kontrol ettiğine inanıyorlar. Sizin ülkenizde de böyle bir algı var. Hayır Amerika'yı kontrol falan etmiyoruz. Bunun mümkün olabileceğini düşünmek bile problemli. Sadece etkimiz var. Amerika'da olup biteni etkilemeye çalışıyoruz. Çünkü yahudiler olayları ciddiye alır.

Ama Amerika'da oy verenleri kontrol etmek gibi bir gücümüz yok. Kongrede bazı konularda bizim taleplerimiz, isteklerimiz olumlu karşılanır bazı konularda ise hiç istemediğimiz kararlar alınır.

Aynı sekilde küresel ekonomiyi ve parayı da kontrol ettigimize inanıyorlar bu da başka bir mit. Ekonomiyi kontrol ettiğimizi düşünenler Amerika'yı kontrol ettiğimizi düşünenlere göre bize daha çok zarar veriyor. Bunların hepsi antisemitizmin argümanlarıdır.



(USASABAH)


DİĞER RÖPORTAJLAR Tüm Röportajlar