USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
RÖPORTAJLAR

Müslüman Kardeşler Amerika'da: Mısırlılar Türkiye'den çok etkilendi

(USASABAH)

Nur Özkan Erbay / WASHINGTON DC

Mısır'daki Müslüman Kardeşlerin siyasi kanadı Hürriyet ve Adalet Partisi temsilcileri, geçtiğimiz hafta ABD'ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi.


Mübarek rejimin devrilmesinden sonra Mısır siyasetinde hızla yükselen Müslüman Kardeşler, Mayıs'taki Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde Beyaz Saray'da Ulusal Güvenlik Konseyi üyeleri, ABD Kongresi üyeleri, düşünce ve medya kuruluşları ile bir araya geldi.

30 yıllık Mübarek rejiminin devrilmesinin ardından, 57 yıllık yasağı sona eren ve siyasi areneya geri dönen Müslüman Kardeşler yapılan ilk seçimlerde Hürriyet ve Adalet Partisi ile parlamentoda çoğunluğu elde etmişti. Hareket, geçtiğimiz hafta da sürpriz bir şekilde milyoner işadamı Hayrat el Şatır'ı 23-24 Mayıs'ta yapılacak seçimlerde resmi cumhurbaşkanı adayları olarak açıkladı.

Hürriyet ve ve Adalet Partisi'nin Dış İlişkiler Koordinatörü Khaled Al-Qazzaz (ortada) heyetin Washington'daki temasları sırasında USASABAH'ın sorularını yanıtladı.

***

"ABD BİZİ DİNLEMEYE VE KABUL ETMEYE HAZIR"


Washington ve New York'ta bir dizi temaslarda bulunuyorsunuz. Gerek düşünce ve medya kuruluşları gerekse yönetim bazında gerçekleştirdiğiniz görüşmelere ilişkin değerlendirmeleriniz nelerdir?

Aslında bu ziyaret partimizin uluslararası alandaki tanıtım kampanyasının bir ayağını oluşturuyor. Bu kapsamda ABD, Avrupa ve Afrika ülkelerine resmi ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Amacımız geçmişte kurulmuş olan ilişkileri geliştirmek ve karşılıklı ilişkilerin daha geniş çaplı, yoğun ve dengeli bir yapıya kavuşturulmasını sağlamak. ABD ziyaretimiz kapsamında ise Amerikan toplumun çok farklı kesimleri ile bir araya gelme fırsatı bulduk. Diplomatlar, bürokratlar, medya, düşünce kuruluşları gibi. Bu farklı kesimlerin tamamında gördük ki Amerika bizi dinlemeye ve kabul etmeye hazır. Bu anlamda kendimizi anlatma şansı sağlandı ve birçok soru ile karşılaştık. İslamcı partileri ve İslami hareketleri, programımızı konuştuk genel anlamda.

"PROGRAMIMIZI MERAK EDİYORLAR"

ABD'lilerin genelde en fazla sordukları sorular neler oldu genelde?

Sorular genelde üç başlıkta toplayabileceğimiz alanlardan geldi. Ekonomik programımız hakkında sorular geldi. Partimizin bölgenin istikrarının sağlanması açısından neler planladığı soruldu. Üçüncü olarak merak edilen konu ise toplumsal alanda ve iç politikada ne gibi projelerimiz olduğuydu.

"ÖNCELİĞİMİZ DEMOKRASİ"

Özgürlük ve Adalet Partisi'nin Mısır için öncelikleri nelerdir şu an?

Birinci önceliğimiz Mısır'da başlayan demokratik sürecin tamamlanması için çalışmak olacak. Bu çerçevede farklı ve demokratik enstitülerin inşası için çalışcağız. Parlamento seçimlerimiz tamamlandı ve çalışmaya başladık. Anayasa konusundaki müzakereler sürüyor ve yakında bir sonuca ulaşacak. Bir taraftan yeni anayasa için çalışırken diğer yandan başkanlık seçimlerine gideceğiz. Tüm bu kurumları ile demokratik sistemin inşası ve tüm Mısırlıların içinde yer alması hedef ve arzumuz. Bu konuda tüm siyasi partilerin bu ortak hedef için bir araya gelerek sorumluluk alacağını umut ediyoruz. İkinci önceliğimiz ise Mısır halkının acil ihtiyacı olan sosyo-ekonomik alandaki iyileştirmeler olacak. Mısır halkı geçmiş 60 yıllık dönemde bundan çok çekti. Mısır halkının yüzde 30'u yoksulluk sınırının altında ve son 1.5 yıllık dönemde de çalışmayan bir devlet nedeniyle daha da fazla acı çekti. Bu nedenle Mısır halkının tüm taleplerine ve ihtiyaçlarına acil olarak cevap veren bir anayasaya ihtiyaç var. Hedefimiz Mısır halkının hak ettiklerini vermek. Üçüncü ve uzun vadedeki hedefimiz ise Mısır'ın bütünüyle kalkınması. Rönesans projesi olarak adlandırdığımız projede de toplumun faklı sektörlerinin bir araya getirerek, geniş çaplı ve kapsamlı bir kalkınmanın sağlanmasını hedefliyoruz.

"DEMOKRATİK SÜRECİN DEVAMI İÇİN KENDİ ADAYIMIZI ÇIKARDIK"

Müslüman Kardeşler hareketi ve partiniz Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir aday bildirmeyeceğini açıklamıştı ancak buna uymadı. Neden?

Burada iki durum ortaya çıktı. Başlangıçta, bir aday çıkarmak yerine diğer gruplarla ve hareketlerle ortak bir aday üzerinde uzlaşabileceğimizi düşündük. Geride bıraktığımız bir sene zarfındaki gelişmeler neticesinde ideal olarak, İslami hareket ya da İslamcıların içinden gelme zorunluluğu olmaksızın bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemek istedik. Bu konuda toplumun diğer kesimleri ile sorumluluk paylaştık. Fakat, hem İslamcı karşıtı olmayan hem de bu faklılıkları içinde barındırabilecek bazı adayları desteklemek isterken, ne yazık ki teklifte bulunduğumuz tüm bu adaylar teklifimizi geri çevirdi. Bunlar, şimdi muhalefet içerisinde yer alıyorlar. Yarışabilecek bir adayı desteklememiz gerekiyor, yarışamayacak olanı değil. Geçtiğimiz yılda gördük ki Mısır'ın genelinde İslamcılara oy verme yönünde de bir artış var. Bugün siyasi arenadaki bazı politik güçlerden ülkedeki demokrasiye geçiş sürecinin tamamlanmasını erteleyen, yavaşlatan ve tehdit eden sinyaller geldiğini görüyoruz. Bu nedenle, demokratik sürecin tamamlanmasını temin etmek adına kendi adayımızı çıkarmaya karar verdik.

"MISIRLILAR TÜRKİYE'DEN ÇOK ETKİLENDİ"

Biraz da yeni dönemde dış ilişkilere gelirsek, Mısır'daki siyasi kesimlerin ve halkın Türkiye algısı nedir şu anda?

Mısırlıların son 5-10 yıl içerisinde Türkiye modelinden oldukça etkilendiği görüyoruz. Mısır halkı Türkiye'nin endüstrileşmesini tamamlamış olmasından ve bölgede kendisini güçlü bir ülke olarak pozisyonlandırmasından çok etkilendi. Adalet ve Kalkınma Partisi ile çok iyi ilişkiler kurduk, deneyimlerini öğrenmek, partimizin kurulması ve hükümetin hazırlıklarının yapılmasında yardım almak adına sürekli etkileşim halindeyiz. Çok iyi ilişkilerimiz var. Türkiye modelinden öğrenmek istediğimiz çok şey var.

"İSRAİL'LE ANLAŞMALARI BOZMAYACAĞIZ"

Müslüman Kardeşler ve partinizin Batı ile ilişkileri, özellikle ABD ve İsrail ile ilişkileri nasıl bir temel üzerine oturacak bundan sonra? Politikalarınızda bir tavır değişikliği söz konusu olacak mı?

Dış politikaya ilişkin önemle odaklandığımız birkaç ayak bulunuyor. Bunlardan ilki mevcut ilişkilerin geliştirilmesi, yeni ilişkilerin kurulması ve bunun dengeli bir şekilde yürütülmesi. Yeni ilişkiler kapsamında Afrika, özellikle Güney Afrika ülkeleri ile BRICS ülkeleri ile, bölgedeki potansiyel yeni güçler kurulmasını amaçlıyoruz. İkinci olarak ise bölgesel istikrarın ve barışın tesisine katılım ve katkı sağlamak. Bu çerçevede geçmişte yapılan anlaşmalarda herhangi bir değişikliğe gitmeme kararı aldık. Geçmişte yapılan anlaşmaları; Camp David, İsrail'le yapılan Barış antlaşmasını değiştirmek istemiyoruz.. Bu anlaşmaların yürürlükte kalmasını istiyoruz ancak bu anlaşmaların getirdiği tüm yükümlüklerin yerine getirilmesi ve uygulanmasını talep ediyoruz. Buna tüm tarafların haklarının korunması, özellikle Filistin halkının haklarının korunması dahil. Bizim yaklaşımımız Filistin'de yaşanan insani soruna işaret etmek ve Filistinlilerin haklarını elde etmeleri için bu konuda lobi yapmak. Ancak bu mevcut anlaşmaları veya mutabakatları ihlal etmek anlamında değil. Bu konuda Türk dış politikasının da bu çizgide olduğunu düşünüyoruz.

"ULUSLARARASI TOPLUMUN AKTİF ÜYESİ OLACAĞIZ"

Bu anlamda sonraki dönemde Mısır'ın daha aktif bir rol mü aldığını göreceğiz?

Uluslararası toplumun daha aktif bir üyesi almak istiyoruz. Farklı uluslararası kuruluşlar ve taraflarla ikili ve çok taraflı anlaşmalarımız var. Bizim kültürümüze, geleneklerimize, bağımsızlığımıza ve toprak bütünlüğümüze saygı duydukları sürece bu böyle devam edecek.

"SURİYE'DE ASKERİ MÜDAHALEDE ACELE EDİLMEMELİ"

Bugünün en sıcak konusu olan Suriye'ye ilişkin tutumunuzu aktarabilir misiniz?

Bu konudaki tutumumuz çok net. Biz Suriye halkının yanındayız. Her gün saldırı altındalar ve öldürülüyorlar. Bu son bulmak zorunda. Uluslararası toplumun bu konuda hem siyasi hem de insani yardım açısından yeterli çabayı sarf etmediğini düşünüyoruz. BM ve ABD, Rusya üzerinde daha fazla baskı uygulayabilirdi. İnsani açıdan da yeterli desteği vermiyorlar. Askeri bir müdahale konusunda aceleci olunmaması gerektiğini düşünüyoruz çünkü böyle bir müdahale ülkeyi sivil savaşa sürükleyebilir. Esed rejimi Rusya ve Çin'in desteğini kaybettiği andan itibaren yoluna daha fazla devam edemeyecektir.

"MISIR BÖLGEDE YENİ BİR SAVAŞA TAHAMMÜL EDEMEZ"

Peki Mısır'ın bölgede İran'la ilişkileri ne yönde ilerleyecek?

Dış politikamız ve yürüttüğümüz ilişkiler düşman yaratmak üzerine kurulu değil. Herhangi bir savaşa dâhil olmak da değil. Mısır ve bölge yeni bir savaşa daha tahammül edemez. Bu uluslararası toplum için de geçerli. Ekonominin kötüye gittiği, Avrupa ve diğer birçok ülkenin durgunluktan dolayı kriz yaşadığı bir ortamda daha fazla savaş da daha uzun durgunluk ve daha zor bir döneme sebebiyet verecektir. Yeni çatışmaların doğmaması için, herkes ile diyalog kurabilmekten ve bunu sürdürebilmekten yanayız.

***

Not: Fotoğrafta soldan sağa Hussein El Kazzaz, Khaled Al-Qazzaz, Sondos Asem görülüyor

DİĞER RÖPORTAJLAR Tüm Röportajlar