USA SABAH 20 Kasım 2017 Pazartesi
RÖPORTAJLAR

Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel: ABD'de kampus bakıyorum

(USASABAH)

Dilek Sancılı / NEW YORK

Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, Harvard Üniversitesi'nde ders vermek üzere geçtiğimiz günlerde Amerika'ya geldi.


Her yıl en az üç kez Amerika'daki okulları ziyaret eden Yücel'i bu ziyaretinde Türk Amerikan Dernekleri Federasyonun da konuğu oldu. Biz de bu fırsattan istifade Yücel ile hem Amerika'daki üniversitelerle bağlantılarını hem de çok konuşulan yeni eğitim sistemi 4+4+4 ile dershanelerin geleceğini konuştuk.

***
Harvard, Yale, New York Üniversitesi, Columbia Üniversitesi gibi sadece Amerika'nın değil dünyanın en önemli üniversiteleri ile çok yakın ilişkileriniz var. Bütün bu bağlantıları kurmayı nasıl başardınız?

Ben de bugün Harvard'da ders verirken sizin bana sorduğunuz bu soruyu düşündüm. Nasıl oldu da ben Harvard Üniversitesi'nde eğitim hakkında ders verebiliyordum ve karşımda dünyanın farklı yerlerinden gelmiş yüzden fazla öğrenci vardı. Hayatımın 30 yılını bu bu işe verdim ve bu anlamda son 15 yılın birikimi ortaya çıkıyor diyebiliriz. Üniversitemiz ilk kurulduğu zaman ilk iş olarak Amerika'nın yolunu tutup, California'daki San Diego Üniversitesi'ne geldim. Şu anda 30'a yakın üniversitesiyle ilişkim var. Öğrenci ve öğretim görevlisi değişim programları yapıyoruz. Yılda en az üç kez Amerika'ya gelip üniversiteleri dolaşırım. Bu yüzden de hem öğretim görevlilerinden hem de dekanlardan çok tanıdıklarım var. Abarttığımı zannedebilirler ama artık yüzlerce insan tanıyorum.

New York Üniversitesi'nin yönetim kadrosunda isminiz var. Onlarla birlikte çalışmak kimin fikriydi?

New York Üniversitesi'nin profesörlerinden yakın arkadaşım, Selçuk Şirin beni üniversitenin yönetimi ile tanıştırdı. Daha sonra yönetimdeki isimler Türkiye'ye gelip bizi gördüler ve 'bizim uluslararası ilişkilerle ilgili yönetimden sorumlu kurulumuzda olur musunuz?' diye sordular. Ben de kabul ettim. Uluslararası eğitimle ilgili konulardan sorumluyum. Yılda dört kez toplantımız var.

"ABD'DE ÜNİVERSİTE AÇMAK İÇİN KAMPUS BAKIYORUZ"

Çok uzun zaman önce Washington'da dershane açmıştınız. Bunun dışında Amerika için yeni projeleriniz var mı?

Washington da yedi yıl önce açtığımız dershaneyi iki yıl önce daha da büyütüp H. Fulbright College haline getirdik. Şimdi hedefimiz daha da büyüyüp dünya çapında dil okulları zinciri açmayı hedefliyoruz. Bunların yanı sıra Amerika'da üniversite açmak üzere kampus için yer bakıyoruz.

Neden Amerika'da üniversite açmak istiyorsunuz. Zaten yeteri kadar okul yok mu?

Yeterinden daha fazla var. Ama birincisi Türkiye'nin burada bir okulu olsun istiyorum. İkincisi de buradan bilgi transferi yapmak istiyorum. Stanford Üniversitesi'nde bir merkez kuruyoruz. Türkiye'den öğrencilerimiz dostluklar edinsinler, derslere girsinler ve teknolojik gelişmeleri yerinden izlesinler diye buraya göndereceğiz. MIT'de bir ofis açtık. Böylelikle öğrencilerimizin MIT'deki teknolojik gelişmeleri takip edeceği, organizasyon yapabilecekleri bir merkeze sahip olacaklar. Amerika yüksek öğrenimde önemli bir ülke Türkiye'nin buradan daha çok yararlanması lazım.

"HİZMET ETMEYİ SEVEN BİR AİLEDEN GELDİĞİM İÇİN BAŞARILI OLDUM"

Hikâyeniz Giresun'da bir köyde başlıyor. Bulunduğunuz köyde lise bile yok ve siz İstanbul'a lise eğitiminizi almak için geliyor sonrasında da lise son sınıfta okurken gittiğiniz dershaneyi satın alıyorsunuz. Eğitim ve girişimcilik gibi iki kavramı daha o yaşta nasıl bir araya getirdiniz?

Ben aynı zamanda Dünya Eğitim Girişimcileri Birliği'nin de başında bulunuyorum. Bugün Harvard'ta verdiğim ders yenilikçi eğitim ve girişimcilik hakkındaydı ve öğrenciler benden başarı hikâyemi anlatmamı istediler ve başarımın kaynağını sordular.

Nedir başarınızın kaynağı?

Ben bu başarımı köydeki ortamıma, anneme ve babama borçluyum. Benim ailem tıpkı diğer Anadolu'daki aileler gibi hizmet etmeyi severdi. Beni de bu mayayla yetiştirdiler. Hizmet sektöründe iş yaptığım için hizmeti iyi yaptığınızda işinizi iyi yapıyorsunuz. Bununla birlikte eğitimin insanlık için ne kadar önemli olduğunu anladım. Kaliteli ve iyi eğitim alan bireyler çoğaldıkça ülkenin gelişeceğini gördüm. Dolayısıyla ülke ve millet sevgisi ile eğitimden hiç ayrılmadım. Tutkum hep devam ediyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nin açılışında söyledim. Biz Harvard olmak için 250 yıl bekleyemeyiz. Daha hızlı hareket etmemiz lazım. Şu anda okulumuz 14 yaşında olmasına rağmen 50 yıllık bir yol aldık. 2023 yılında yani Cumhuriyet'in 100. yılında ilk 500 üniversite arasına girerek ülkeme bir hediye vermek istiyorum.

"4+4+4'Ü BİZ BAHÇEŞEHİR KOLEJİ'NDE UYGULUYORDUK"

Türkiye'nin gündeminde sizi de yakından ilgilendiren yeni eğitim sistemi var. 4+ 4+4 hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz bu sistemi zaten on yıldır Bahçehir Kolej'lerinde uyguluyoruz. İlk 4 yıl zorunlu eğitim veriyoruz. İkinci 4 yıl da yani ortaöğretimde yasaların el verdiği ölçüde seçmeli ders veriyoruz. Bizim açımızdan bakıldığında eğer ikinci dört yılda seçmeli dersler meslek dersleri olmazsa faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Meslek derslerinin olmasının ne gibi bir sakıncası var?

Çünkü mesleki eğitimde bırakın dokuz yaşı 13 yaş bile çok erken. Bir de Türkiye mesleki eğitimle, seçmeli din dersini karıştırıyor. Seçmeli din dersi mesleki eğitim değildir. Veliler çocuklarının daha fazla dinle ilgili eğitim almasını istiyorsa bunları da yerine getiriyor olmamız lazım. Mesleki eğitim ile din eğitimini ayırmamız lazım.

Bu yeni düzenlemede nasıl olacak, size bilgi verildi mi?

Detaylı bilgi henüz yok. İkinci 4 yılda seçmeli meslek dersi olacak. O derslerin ne olduğunu Milli Eğitim Bakanlığı karar verecek deniliyor ama nasıl olacağını şu anda bilen yok. Türkiye'de eğitimde sürekli bir sistem değişikliği oluyor. Bu değişiklikleri de Milli Eğitim Bakanlığı yapıyor. Bana göre bu böyle olmamalı. Bir ülkenin geleceğine yön veren bir karar alınıyorsa bunu hükümetler değil belki daha fazla katılımın sağlandığı referandumlar yolu ile yapmalı. Eğitimi devletin tekelinden çıkarmak lazım. Devlet yine denetlesin ama hizmeti özel sektör yapsın.

"OKULLARIMIZ GEREKEN EĞİTİMİ VERSE DERSHANELERE İHTİYAÇ OLMAZ"

Bir başka çok tartışılan konu ise dershaneler. Dershaneler dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'deki kadar yaygın değil ve dershanelere ödenen rakamlar da pek çok ailenin bütçesini zorluyor. Ne diyorsunuz?

Peki bunun sorumlusu dershaneler mi diyorum? Eğer okullarımız arzulanan seviyede eğitim verebilseler belki o zaman dershanelere de bu kadar ihtiyaç duyulmayacaktır.

Dershanelerin Başbakan'ın dediği gibi okula dönüşmesi mümkün mü?

Ben o dönüşümü dershane yöneticileri veya kurucuları dershane yerine özel okul açsın diye yorumluyorum. Özel okulların önü açılırsa, teşvikler verilirse olabilir. Zaten bu yönde bir gayret de var. Ama şunu da söylemeliyim dershane başka bir şeydir, okul başka bir şey. Bir eğitim sisteminde her tarafa sınav konuluyorsa, yeterli kalitede de eğitim verilemiyorsa okullar öğrencileri bu hayati sınavlara hazırlayamıyorsa dershaneler doğal olarak karşımıza çıkar.

"BU KADAR ÇOK SINAV OLMAMALI"

Bir eğitimci olarak sınavlara karşı mısınız?

Bu kadar çok sınav olmamalı. Sınavların içeriği değişmeli. Sınav çocuklarımızı öğrenmeye teşvik etmeli, ezberleyip unutmaya değil.

DİĞER RÖPORTAJLAR Tüm Röportajlar