USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
RÖPORTAJLAR
Amerikalı emtia gurusu Jim Rogers: Gelecek Asya'da

Etiketler :

Amerikalı emtia gurusu Jim Rogers: Gelecek Asya'da

(SABAH)

Şule Güner

Amerikalı emtia uzmanı Jim Rogers'ın yaşamı 61 yaşında baba olduktan sonra değişti. Rogers, kızının "küresel bir vatandaş" olması ve Çince öğrenmesi için Uzakdoğu'ya taşındı.


Jim Rogers. Özellikle de son aylarda, "Altın alın, sakın altınınızı satmayın" sözleriyle gazetelerin ekonomi sayfalarından inmeyen isim. Sadece Türkiye değil, tüm dünya onun yatırım tavsiyelerini iki kulağı dikkat kesilmiş bir şekilde dinleyip gözü kapalı bir şekilde yerine getiriyor. Bu ilgi, onu emtia gurusu yapıyor. Ama hayır, o yalnızca mala mülke değer biçmekte iyi değil. İyi bir baba ve iyi bir maceraperest. 69 yaşında delikanlı bir baba Jim Rogers, bana kalırsa yaşam gurusu. "Erken kalkan yol alır"dan yola çıkarak iş hayatına beş yaşında fındık fıstık satıp boş şişeleri toplayarak başlayan Rogers'ın Amerika ekonomik anlamda şaha kalktığı 1950'li yıllarda "para, kazanç, mülk" kavramlarını öğrenmesi, inanın ona çok şey katmış.

Önce Oxford, ardından aynı derecede prestijli Yale üniversitelerinin etiketiyse bugün bir kısım dünya gençliğinin karşı kampanya yürüttüğü Wall Street'te ilk işine girmesini sağladı. George Soros ile birlikte kurdukları Quantum Fonu iş ortaklığı sayesinde Amerika'nın en zengin yatırımcıları arasına giren Rogers'ın "yaşam gurusu" olmaya yolunda ilerlemesiyse "erken emekliye" ayrıldığı 1980'den sonra başladı.

61'İNDE BABA OLDU

Dünyayı dolaşan Rogers'ın hayatına daha sonra kendisinden 26 yaş küçük karısı Paige Parker, üniversitelerde eğitmenlik, televizyonculuk, dünyayı gezerek iki Guinness rekoru, yazarlık, danışmanlık, konferanslar girdi. Rogers'ın bu hareketli hayatına hiç tahmin etmediği bir anda, 2003'te Happy girdi. Orijinal ismiyle Hilton Augusta Parker Rogers. 61 yaşında ilk kez baba olan Jim Rogers, kendi söylediği üzere, "aslında her baba gibi davranarak kızının geleceği için" 2007'de Singapur'a taşınmaya karar verdi.

"1807'de Londra'ya, 1907'de New York'a, 2007'de ise Asya'ya taşınmak akıllıca" sözüyle, Doğu'ya güvenini ortaya koydu. New York'taki evini 16 milyon dolara satarak "kalabalık olmadığı ve bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski en az olan ülke" olarak gördüğü Singapur'a göç etti. Paige Parker-Jim Rogers çiftinin ikinci kızları Beeland Anderson Parker Rogers ise 2008'de dünyaya geldi. Bee henüz okula gitmiyor.

Happy ise Shirley Temple edasıyla, Çin'in resmi dili olan Mandarini çekik gözlü okul arkadaşlarıyla birlikte öğreniyor. Size biraz fazla abartılı gelebilir ama dünyanın nabzını tutan babanın tek amacı; kızını rekabetçi, küresel dünyaya hazırlamak.

Maceraperest Rogers, 1980, 1990 ve 1999'da ikişer yıl süren 3 dünya turu yaparak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. Son yolculuğa eşi Paige ile özel tasarım bir araçla çıktı.

69 yaşında, zengin, ünlü, dünyadaki herkesin sözünü dinlediği birisiniz. Hayal ettiğiniz hayat bu muydu?

Hayır. Hiç böyle bir hayat hayal etmemiştim. 1980'de 37 yaşıma geldiğimde işi gücü bırakıp emekliye ayrılmak istiyordum. Çünkü zaten o yaşa kadar çok para kazanmıştım ve o parayla hayatımı sürdürebilirdim. Dünyayı gezmek hayalim vardı hep. Onları gerçekleştirmenin derdindeydim. Evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi bir hayalim yoktu. Ama hepsi oldu. Hayal ettiğim hayatımı mı yaşıyorum? Hayır. Şikayetçi miyim? Yine hayır.

Hangisinde en iyisiniz sizce? Maceraperest, baba, işadamı, yazar?

Dünyayı iki kez dolaşmış biri olarak iyi bir maceraperest olduğumu kanıtladığımı sanıyorum. Ama baba olmak da keyifli bir şeymiş.

Sizi Singapur'a getiren neydi? Kızınızın Çince konuşabilmesi mi?

Aslında tam olarak şu olay benim gözümü açtı diyemem. Zaten Happy daha Singapur'a yerleşmeden Mandarin öğrenmeye başlamıştı. Ama burada olup bu ortamda büyümesini istedim. Ona iyi bir gelecek hazırlamak istedim. İleride umarım iyi bir üniversitede okuyacak. Ve Mandarini ana dili gibi bilen, rekabetçi ortama hazır, iyi eğitimli bir kız olacak. Eğer Amerika'da olsaydı bu kadar iyi Mandarin öğrenemezdi. Gelecek Asya'da. Dolayısıyla bu dili konuşması gerekiyor diye düşündüm.

Yani baba olarak bir fedakârlık yaptınız.

Hayır fedakarlık değil bu. Tüm bunları kendim için yaptım. Çocuğumu yetiştirmek için buraya gelmek kendi seçimimdi. Eğer çocuğum olmasaydı Singapur'u seçer miydim bilmiyorum ama bu yaptığıma fedakarlık denemez.

İki kez dünyayı dolaşmışsınız. Ne öğretti size? Ve en çok nereleri sevdiniz?

Türkiye de dahil olmak üzere çok yer sayabilirim. En favori yerim şurası diyemem. Aslında her ülke farklı anlamlarda bir şekilde güzel. Çin, örneğin olağanüstü bir yer. Taç Mahal dünyanın en etkileyici yerlerinden biri. Arjantin... Örneğin Demokratik Kongo. Dünyanın en sorunlu, çatışmaların yaşandığı yerlerinden biri

ama olağanüstü...


DİĞER RÖPORTAJLAR Tüm Röportajlar