USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
RÖPORTAJLAR

Kardeş Türküler: New York, Kara Üzüm Habbesi ile halay çekti

(USASABAH)

Dilek Sancılı / NEW YORK

Kardeş Türküler 20 yıllık müzik yaşamında ilk kez ABD'de konser verdi. New York ve New Jersey'deki konserler ABD'deki Türkiyelilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Manhattan'ın göbeğinde halaylar çekildi.

New York'ta konser merkezi Kaufman Center'ın önü ana baba günü. Birbirini uzun zamandır görmeyen tanıdıklar birbirine sarılıyor. Kimilerinin elinde 'Bilet Alınır'yazılı pankartlar. Kimileri ise konsere gelmeyen olur umuduyla bekleme listesine adını yazdırıyor.

Yoldan geçen bir Amerikalı meraklı gözlerle "Çok ünlü biri mi konser veriyor bu gece?" diye soruyor. 'Türkiye'nin ünlü muzik gruplarından Kardeş Türküler'in konseri var,' diye cevaplıyoruz. Kapının önü tam bir Anadolu mozaiği; Lazlar, Çerkezler,Trakyalılar, Boşnaklar, Muhacirler, Manavlar, Yörükler, Kürtler ve çok sayıda Ermeni ve Süryani. Yani Manhattan'ın göbeğinde tam bir mozaik oluşturmuş durumdayız. Kardeş Türküler'e bu konserde iki Ermeni sanatçı Arto Tunçboyacıyan ile Ara Dinkçiyan eşlik ediyor. Konserin sonunda ise seyircinin gönlü konserin bitmesine razı değil. Tam üç kez grup sahneye yeniden çağrılıyor ve neredeyse salonda bulunan herkesin çektigi halay geceye damga vuruyor. Böyle bir gecenin ertesi günü Kardeş Türküler ile Manhattan'ın ünlü Central Park'ında buluştuk.

***

- Buralara yolunuzun düşmesi niye bu kadar uzun sürdü?

- Biz bugüne kadar konser için daha çok Avrupa ülkeleri ile Ermenistan, Suriye ve Avusturalya'ya gittik. 20 yıllık bir grup olarak burada konser vermekte biraz geç kaldık haklısınız. Son albumümüz, Çocuk (h)aklı adlı albümde Arto Tunçboyacıyan ile çalıştık.Türkiye'de o bize misafir oluyordu. Biz de burada ona misafir olduk. Gayet keyifli de oldu.

- New Jersey ve New York'taki büyük ilgi ile karşılaştınız. Bu ilgiyi bekliyor muydunuz?

- Gerçekten her iki konser de çok güzeldi. Türkiye'nin o çok kültürlü yapısının yanı sıra konserlerimizde Amerikalılar da vardı. Seyircinin katılımı çok güzeldi. Yurtdışı konserlerinde bazen çok ciddi biçimde, yaptığınız müziği analiz eden bir seyirci topluluğu olabiliyor. Ama burada cok interaktif bir konser keyfi yaşadık. Özellikle Arto Tunçboyacıyan'ın katkıları Kardeş Türküler'in çabasıyla seyircimizle sohbet de edebildiğimiz güzel bir buluşma yaşadık. Şarkılarımızı bizimle beraber de söylediler, hatta Kara Üzüm Habbesi'ni söylerken Türkiye'deki gibi halay da çektiler. 'Biz yıllardır bekliyoruz sizi,' diyenler, sekiz saatlik yol katedip başka şehirlerden izlemeye gelenler vardı. Buraya gelmeye devam edeceğiz.

- Konserinizin gelirini Van'daki depremzedelere bağışladınız değil mi?

- Şu anda Van'da insani bir dram yaşanıyor. Çökmemesi gereken evler çöktü, insanlar karda kışta sokakta kaldı. Devletin imkanları herkesin bildigi gibi yardım konusunda kısıtlı. Şu anda Türkiye'de herkes bir dayanışma içinde ve buradan da böyle bir düşüncenin oraya taşınması hem çok önemli hem de değerli.
Ancak bizim genel olarak yardımlarla ilgili endişemiz bu yardımların organizasyonu. Bizim en çok dikkat ettiğimiz nokta bu. Bir de bu yaşanan felaket kısa vadeli bir süreç değil. Bu dayanışmanın ve yardımlaşmanın sürmesi gerekiyor. Son dönemde yükselen bir şiddet ortamı yaşadık. Tam halklar arasındaki duygusal köprüler yıkılmaya ve yeniden kutuplaşma sürecine girilmişken aslında bu Van depremi bize insanlığımızı yeniden hatırlattı. Bir iki çıkıntılık oldu ama gerçek anlamda eleştirildi ve arkasından gidilmedi bu söylemlerin. Umudumuz ve isteğimiz inşallah Van depremi kalıcı barışa vesile olur.

- Sizin gözlemlerinize göre Türkiye'de bu 20 yılda ne gibi değişikler oldu?

- 90'lar ile 2000'ler arasında ki yaklaşımlar çok farklı. Örneğin ilk konserlerimizde başka dillerde şarkı söylemeye çekiniyorduk. Ama 2000'li yıllarda şunun farkına varıldı, bu ülkede çok kültürlülük var. Biz hiçbir kültürün alt kültür olarak kabul edilmemesini ve bunun için de somut olanakların yaratılmasını istiyoruz. Bununla birlikte müzisyen olarak bu müziklerin yaşaması için okullaşmanın gerekliliğinin altını çiziyoruz. Bu konuda çok somut adımlar atılmış değil. Geçmişten gelen yaklaşımlar kırılabilirse bunun da çok uzakta olmadığını düşünüyoruz.

- Peki bu 20 yılda Kardeş Türküler olarak sizde ne gibi bir değişim yarattı?

- 20 yılda insan değişiyor. Biz de her 10 yılda bir kendimize dönüp bakıyoruz. 90'larda söylediğimiz şeylerin yetersiz kalmaya başladığını görüyoruz. O zamanın mücadelesinde 'kimlikler var mıdır yok mudur'un cevabını ararken 2000'lere geldiğimizde birlikte nasıl yasayacağızın müzikal, kültürel, politik cevaplarını aramaya başladık. Şu anda da derdimiz gerçekten eşit bir şekilde onurlu bir barışın sağlandığı bir memlekette bir arada yaşamak.

- Hiç politikacılarla bir araya geldiniz mi?

- Başbakan açılım dediği dönemde yapılan toplantılara BGST olarak biz de katıldık. O dönemde açılıma dair umutlarımız vardı. O toplantılarda cok önemli şeyler söylendi, anlayanlar icin çok verimli bir toplantıydı. ama devam ettirilemedi ve bu fırsat iyi değerlendirilemedi. Ayrıca biz barışçıl insanlarız ve barış adına herkesle bir araya gelebiliriz. Kültür Bakanlığı ile ilgili çalışmalarımız var.

GRAMMY ADAYLIĞI

En İyi Dünya Müziği kategorisinde Grammy aday adayı olduk. Bugüne kadar hiçbir grup böyle bir şeye ulaşamadı. Şu anda tek isteğimiz adaylar arasına girmek. Alamasak bile sadece aday olsak bu bile çok önemli. Kardeş Türküler çıktığımız ilk günden beri yaşadığımız coğrafyada farklı dillerde, inançlarda, kültürlerde şarkılar söylüyor.Bu farklılığı vurgularken aynı zamanda bu farklılıklarla bir arada nasıl yaşanırın cevabını arıyor. Bizi en iyi dünya müziği alanında aday adayı yaparak bu zenginliğin ödüllendirilmeye çalışıldığını düşünüyoruz.

DİĞER RÖPORTAJLAR Tüm Röportajlar