USA SABAH 18 Kasım 2017 Cumartesi
RÖPORTAJLAR
Saraybosna Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Aida Öztürk:

Saraybosna Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Aida Öztürk: "Bosnalı kadınlar hâlâ direniyor"

(USASABAH)

Röportaj: Serdar Karagöz

Fotoğraflar: Adem Özkul

Saraybosna Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Aida Öztürk'le Bosna'da yaptıkları çalışmalar, değişen toplumsal şartlar ve Bosnalı kadınlar hakkında konuştuk.


Aida Öztürk 1962 doğumlu bir kadın. İlk ve orta öğrenimini Türkiye'de tamamladıktan sonra 1980 yılında o zamanki adıyla Yugoslavya'ya gitmiş. Orada Sarayevo Üniversitesi Şarkiyat (Türk ve Fars Dili Edebiyatı) Bölümünü bitirmiş.

Bugüne kadar hepsi birbirinden seçkin kurumlara hizmet vermiş. Yugoslavya'nın Ankara Büyükelçiliği, TRT, TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı bunlardan bazıları. TRT'de hem spikerlik hem de çevirmenlik yapmış. Adını saydığımız diğer kurumlar nezdinde ise yetkin bir tercüman olmuş.

Aida Öztürk aynı zamanda bir yazar. İlgi alanı olması dolayısıyla Balkanlar hakkında makaleler yazmış, kitaplar tercüme etmiş.

Biz kendisiyle Bosna'da Sarajevo'da karşılaştık. 2009 yılında TRT'nin İstanbul Basın Halkla İlişkiler ve Protokol Müdürlüğü görevinden emekli olup buraya yerleşmiş.

Ama bir tatil ve emeklilik hayatı değil onunkisi. Dünyanın önemli enstitülerinden biri haline gelen Yunus Emre Kültür Merkezi'nin Bosna'daki koordinatörü ve temsilcisi. Kendisiyle, Bosna, Bosnalı kadınlar ve Bosna'da yaptıkları çalışmalar hakkında söyleşi gerçekleştirdik.

***


Bosna'da özellikle Sarayevo sokaklarında dolaşmak bize her adımımızda Osmanlı'yı hatırlatıyor. Hem fiziki hem de duygusal olarak çok taze izler var. Buradaki insanların Osmanlı'ya bakışı da acaba bizimki gibi mi?


Osmanlı, zamanında bu topraklarda o kadar yararlı işler yapmış ve bu topraklarda yaşayan halkların o kadar sempatisini toplamış ki, yakın zamanda yaşanan savaşa rağmen gayrı müslimlerin arasında bile Osmanlı'yı hoşgörü ve sempatiyle yad edenler var.

Savaş derken... Yakınlarda yaşanan savaşla Osmanlı arasında nasıl bir bağlantı kuruyorlar?

Bu savaşı çıkarıp körükleyenler (Sırp milliyetçileri) Osmanlı'yı suçluyor ve kötülüyorlar. İşledikleri nefret ve insanlık suçlarını Osmanlı'nın üzerine atmaya çalışıyorlar. Osmanlı olmasaydı buralarda Müslümanlar olmazdı diye düşünüyorlar.

Buna rağmen bu propagandadan etkilenmeyip Osmanlı yönetimini, merhametini takdir eden Sırplar da Hırvatlar da var. Boşnaklar sürekli şunu söyler: Bizi bırakıp gittiniz, öksüz kaldık ve bir başımıza yaşam mücadelesi verdik .

Çok acılar çekmiş, yakınlarda yaşadığı savaşın yaraları henüz kabuk bağlamamış bir ülkedeyiz. Savaş sonrası durumda Bosna'nın her anlamda yeniden inşası icin Türkiye'nin aktif rol üstlendiğini görüyoruz. Öncelikle Türkiye Bosna'da neler yapıyor? Ve siz Yunus Emre kültür merkezi olarak bu fotoğrafta tam olarak nerede duruyorsunuz?


Savaş sırasında ve sonrasında Türkiye ve özellikle Türk halkı çok destek oldu. Ancak ne yazık ki kağıt üzerinde biten sıcak savaşın ardından bütün yaraların sarıldığı sanılıyor. Oysa ki soğuk savaş, ayakta kalma mücadelesi çetin bir şekilde devam ediyor...

Şimdilerde ise Türkiye, tabii ki yıkılan yerlerin inşa edilmesine TIKA'nın çalışmalarıyla çok ciddi katkı sağlamıştır ve sağlamaya da devam ediyor. Yine bildiğiniz gibi Saraybosna'da iki Türk Üniversitesi, ilk ve orta öğrenim okulu var. Bu eğitim kurumların olmasından da Boşnaklar son derece memnun...Yunus Emre Enstitüsümüz ise 2007'de kanunla kuruldu. Bizlerle duygudaş olan insanların yaşadığı yerler başta olmak üzere dünya çapında örgütlenmeyi amaçlayan bir enstitü bu. Sevindiricidir: Enstitümüzün ilk şubesi burada 17 Ekim 2009 tarihinde Dışişleri Bakanımız Prof.Dr.Ahmet Davutoğlu tarafından açıldı.

Daha sonra başka yerlerde de açıldı mı?

Arnavutluk, Belçika, Bosna Hersek, İngiltere, Kazakistan, Makedonya, Mısır, Romanya, Suriye'de açılmış ve Japonya, Lübnan, Kosova, Sırbistan'da da açılış çalışmaları devam eden Yunus Emre Enstitüsü şubeleri bulunmaktadır.

Saraybosna şubesine dönecek olursak... İnsanların ilgisini çekti mi merkeziniz?

Kesinlikle... Saraybosna Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Boşnaklar tarafından çok büyük ilgi ve teveccüh gördü.

Bosna'daki hedefleriniz neler?

Yunus Emre Enstitüsü'nün hedefi Türk dili, edebiyatı, sanatı ve kültürünü Türk soydaşlarımıza aktarmak; ayrıca Türkçe'yi, Türk kültürünü, tarihini öğrenmek isteyen, araştırma yapmak isteyen yabancılara yardımcı olmak bunlar belli başlı hedeflerimiz.

Bu amaçla neler yapıyorsunuz?

Açıldığımız günden bu yana Türkçe kursu düzenliyoruz. Bunun yanı sıra ebru kursumuz, fotoğraf sergilerimiz, anma günlerimiz, film gösterimlerimiz oluyor. Farklı kültürel faaliyetler düzenliyoruz.




EVLENMEK, İŞ BULMAK İÇİN GELENLER VAR

Türkçe kurslarınıza kaç kişi devam ediyor şu an?

Halen devam eden Türkçe kurslarımızda farklı sebeplerden dolayı Türkçe öğrenmek isteyen 180 öğrencimiz var. Bunların yaşları 16 ile 65 arasında. Ancak gelen talepler ve ilgi bunun çok üzerinde. Önümüzdeki dönemde sınıf sayımızı artırıp, daha fazla öğrenciye Türkçe kursu imkanı vermek istiyoruz.

Farklı sebeplerle istiyorlar darken neyi kastettiniz?

Mesela Saraybosna Üniversitesi Türkoloji Bölümüne devam eden öğrenciler var. Okudukları dili pekiştirmeye çalışıyorlar, hatta biz Merkez olarak bu öğrencilerimize ücretsiz, dil, edebiyat ve çeviri dersleri de veriyoruz.

Bunu yanısıra evlenmek isteyenler, farklı Türk firmalarında çalışanlar, iş bulmak isteyenler hatta 3-4 lisan biliyorum ama buna rağmen Türkçe bilmediğim için iş bulamadım diyenler var.

Önemli bir konudan daha söz edeyim. Enstitümüz Üniversiteyi Türkiye'de okumak isteyenler için de bir fırsat. Yunus Emre Enstitüsü'nün dil sertifikasına sahip olan öğrenciler, Türkiye'de bir dil kursuna gitmeye gerek kalmadan, anlaşmalı olduğumuz üniversitelere kayıt yaptırabilecekler.


TÜRKÇE SEÇMELİ DİL OLDU

Çalışmalarınızın toplumsal ve siyasi yaşamda karşılık bulmaya başladığını düşünüyor musunuz?

Kesinlikle... Açıldığımız tarihten bu yana yani biri yılı biraz aşkın bir sürede gerçekleştirdiğimiz en önemli çalışmamız ise; Türkçe'nin Bosna-Hersek Federasyonu'nun 3 kantonunda –yani eyaletinde- Almanca'dan sonra ikinci seçmeli yabancı dil olarak okul müfredatına konulmuş olması.

Türkçe derslerine girecek olan 40 Bosnalı Türkoloğa da kullanacakları ders materyalleri ile ilgili Yunus Emre Enstitüsü tarafından Türkiye'de bir seminer ve sonrasında da sertifika verildi.

Ayrıca Yunus Emre olarak öğrencilere ders kitaplarını ücretsiz olarak biz dağıtacağız.

Yaptığınız faaliyetler farklı etnik gruplar tarafından nasıl karşılanıyor? Yaşadığınız sıkıntılar ve zorluklar var mı?

Boşnaklardan çok büyük ilgi görüyoruz. Biraz geç kalmış olmamıza rağmen Merkezimizin açılmasından büyük memnuniyet duyuyorlar. Hatta bu sene Bosna'nın her yerinden yaklaşık 200 kadar Boşnağı, Sırbı, Hırvatı farklı faaliyetler çerçevesinde Türkiye'ye gönderdik. Gönderdiklerimizin bir çoğu Türkiye'yi daha önce hiç görmemiş, dolayısıyla bu gezilerden sonra kafalarında Türkiye ile ilgili farklı bir imaj oluştu ve insanların önyargılarla hareket etmemeleri gerektiğini savunmaya başladılar.

Sırp, Hırvat gruplarla ilişkilerimiz gayet iyi. Onlar da bizden kendi bölgelerinde Türkçe kursu açmamızı ve kültürel faaliyetlerde bulunmamızı istiyorlar. Zaten kursumuzda da farklı gruplardan öğrenciler de var. Yeni ve ilk Merkez olmamız sebebiyle ufak tefek sıkıntılarımız tabii ki oluyor, ancak hiçbirisi aşılamayacak sıkıntılar değil.

BOSNA'YA DAHA ÇOK YATIRIM YAPILMALI

Bosna'da bu yönde faaliyet gösteren tek enstitü siz değilsiniz. Goethe Enstitüsü gözümüze çarptı mesela? Kendinizi onlarla karşılaştırdığınız oluyor mu?


Saraybosna'da yer alan farklı ülkelerin kültür merkezleri bizden çok önce açılmış. Mesela: Goethe Enstitüsü Saraybosna'daki şubesini Ekim 2000'de açmış. Enstitü olarak da bizden daha eskiler, ancak Yunus Emre olarak gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştireceğimiz çalışmalarla bu arayı kapatacağımızı umuyorum.aramızda bir rekabet olduğu söylenebilir tabi.

Biraz da Bosna'dan söz edelim. Bosna'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz ?

Bosna'da başta ekonomi olmak üzere ticaret, eğitim, tarım, sağlık gibi birçok alanda yapılması gereken çok iş var.

Şu an için Türkiye'den birtakım yatırımlar ve işadamları var, ancak benim kanaatim bu hacmi arttırmamız ve mutlaka Türkiye olarak burada ciddi yatırımlar yapmamız yönünde. Zaten Boşnaklar da bu konuda son derece istekliler, Bosna'da yatırım yapılacaksa, hatta özelleştirmeler söz konusu olduğunda, mutlaka Türkler'in yer almasını istiyorlar.

BOSNALI KADINLAR İÇİN ÖZEL PROJELER YAPILMALI

Son olarak Bosnalı kadınları sormak istiyorum. Onlar da çok çile çektiler. Bir kadın olarak ve Türkiye'yi burada temsil eden bir kadın olarak onların arasında ne hissediyorsunuz? Onlara yönelik projeleriniz var mı?


Türkiye'den veya farklı bir ülkeden turist olarak gelen değil de Bosna'yı iyi tanıyan biri olarak şunu söyleyebilirim. Bosna'yı ziyarete gelenler şunu diyor: Ülke çok güzel, kadınları ne kadar bakımlı! Ve tabii bu kafalarda burada bir zamanlar bir savaşın olduğunu ve ardından derin izler, yaralar bıraktığı gerçeğini gölgeliyor.

Size garip gelebilir, ama o günün şartlarında, savaş zamanında da bu kadınlar bakımlıydı. Çünkü bu onların moralini yüksek tutuyordu. Kandinlar Düşmana karşı da yıkılmadık, direniyoruz mesajı veriyordu. Bu kadınlar hâlâ da direniyor. Emin olun sokaktaki görüntü, evlerdeki, ruhlardaki görüntüyle bağdaşmıyor. Savaşın gerçek acısı henüz çıkıyor. Başta hastalıklar, en çok da ruh sağlığı... Savaş sonrasında yakınlarını eşini, çocuğunu, ailesini yitirenler, şu anda iş bulamayanlar..

Benim ısrarla yapılması gerektiğini söylediğim bir proje var. Bu projede Türkiye de yer alabilir ve ciddi katkılar sağlayabilir. Özellikle kadınlara yönelik meslek edindirme projesi. Biliyorsunuz bu Türkiye'de de uygulandı ve çok güzel sonuçlar alındı. Zaman zaman bi takım kadın kuruluşları bize başvurup farklı konularda destek talep ediyorlar; biz de inanıyorum ki ilerleyen zamanda kendilerine yönelik çalışmalara destek vereceğiz.

DİĞER RÖPORTAJLAR Tüm Röportajlar