USA SABAH 21 Kasım 2017 Salı
Kültür Sanat
  • Haber giriş tarihi: 22 Eylül 2012 Cumartesi 13:57
  • Güncelleme saati: 14:24

Hollywood filmlerinin efekt ustası bir Türk

(AA)

''En iyi görsel efekt'' Oscar'ını alan Hugo'nun yanı sıra, Harry Potter, Cinderella Man, Da Vinci Şifresi ve Gladyatör gibi Hollywood'un 50'ye yakın ünlü yapımında hayal dünyalarını dijital efektlerle gerçeğe dönüştüren Metin Güngör, Hollywood'un önemli filmlerde imzası bulunan Türk dijital efekt uzmanlarından biri.


Son olarak Sylvester Stallone, Bruce Willis, Arnold Schwarzenegger ve Jet Li gibi dünyaca tanınan ünlüleri aynı filmde birleştiren Cehennemin Melekleri 2'nin dijital efektlerine imza atan Güngör, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Dijital mekan yönetmenliğini yaptığı bu filme yönelik iş teklifini nasıl aldığına dair soru üzerine Güngör, geçen yıl ''Conan the Barbarian'' ve ardından ''Hugo'' filmlerinde görev aldığını hatırlatarak, Hugo'nun ''En İyi Görsel Efekt'' Oscar'ını almasından sonra hemen kendisine bu film için de davet geldiğini söyledi.

Cehennem Melekleri 2 filminde de kullanılan mekanları, dijital efektlerle değiştirdiğini veya sıfırdan yarattığını belirten Güngör, bunun için önce kendisine iyi bir ekip oluşturduğunu, ardından film mekanlarıyla ilgili taslaklar hazırlayıp, bunlardan yola çıkarak 3 veya 2 boyutlu efektler hazırladıklarını kaydetti.

Güngör, filmin dijital efektlerinin hazırlanmasının 6 ay sürdüğünü dile getirerek, film mekanlarının seyircilerin karşısına çıkmadan önce nasıl ''yeniden yaratıldığını'' şöyle anlattı:

''Filmin hikayesi mekan olarak Burma veya Güney Amerika'nın tropikal ormanlarında geçiyor. Ama film, hem sonbahar zamanlarında hem de Bulgaristan'da çekildi. Bu yüzden benim görevim, bu kuru, soğuk ve renksiz mekanlarda çekilen filmi, sanki yemyeşil tropikal ormanlar ve müthiş görsel manzara sunan dağlarda çekildiği imajını seyircilere vermekti.

Mesela, filmin ilk sahnesinde kahramanlarımız önce bir botla, ardından bir uçakla 'kötü' karakterlerle savaştıklarında gördüğümüz o mekanların hepsini teker teker elden geçirdik ve bazılarını tamamen sıfırdan yaptık. Bir örnek vereyim: Sylvester Stallone ve Jason Statham filmin başında, kötüler tarafından çembere alınmışlardı, oradaki arkadaşları ise uzaktan ateş edip onları kurtarmıştı. Onun bulunduğu sahne tamamen yeşil perde önünde çekildi. Biz seyircinin gördüğü o mekanı sıfırdan dijital efektlerle yarattık. Daha böyle yüzlerce sahneyle uğraştık''.

Güngör, filmlerde en fazla kameranın hareket ettiği ve genel çekimlerin yapıldığı sahneler için dijital efekt yapmanın kendilerini uğraştırdığını dile getirdi.

''Heyecan vericiydi''

Bu kadar Hollywood yıldızının toplandığı bir yapımda yer almanın ''gerçekten heyecan verici'' olduğunu dile getiren Güngör, ''Dikkat ederseniz, bu filmde oynayan çoğu yıldızlar, bizim çocukluğumuzdaki filmlerin kahramanlarıydı. Özellikle Rambo ve Rocky flimlerinde Sylvester Stallone, Dolph Lundgren, Terminator ve Conan filmlerinde Arnold Schwarzenegger, karate filmlerinde Chuck Norris, Jet Li ve Jean-Claude Van Damme, son gunlerde aksiyon filmlerinin önemli isimleri Jason Statham ve yıllar önce Mavi Ay'dan tanımaya başladığımız Bruce Willis. Çocukluğumuza yolculuk gibi, tabi ki bunlarla aynı filmde çalışmak çok hoş bir duyguydu, keyifliydi'' dedi.

Güngör, bunun yanında, filmden önce ABD'de iken gittiği spor salonunda karşılaşıp selamlaştığı Jean-Claude Van Damme ile aynı projede karşılaşmanın da kendisi için ayrı bir sürpriz olduğunu dile getirdi.

Güngör'ün dijital hünerlerini gösterdiği 50'ye yakın filmden bazıları ise şöyle:

''Hugo, Conan the Barbarian, Pinalar 3D, Lily&Hexe, 28 Hafta sonra, Stardust, 1408, 2050-Love Story, Tale of the River, The Da Vinci Code, Cindiralla Man, Dark Water, Stealth, I-Robot, The Day After Tomorrow, Around the World in 80 Days, Tomb Raider, Count of Monte Cristo, Harry Potter The Sorcerer's Stone, Cats and Dogs, Knıght's Tale, Gladiator''.

''Hollywood'a gitmeye gerek yok, yetenekli sanatçılarımız burnumuzun dibinde''

Güngör, bir soru üzerine, Türkiye'ye her gelişinde Türk yapımcıların ve yapım şirketlerinin kendisinden Hollywood kalitesinde filmler yapmasını istediklerini ve özellikle tarihi ve fantazi filmler için birçok teklif aldığını söyledi.

Güngör, ''Ancak sorun şu ki, Türkiye'deki yapımlarda görsel efektlere mümkün olamayacak kadar az bütçe ayrılıyor ve buna karşın inanılmaz zorlu efektler yapılması isteniyor. Bu nasıl mümkün olur anlamıyorum'' dedi.

Bu nedenle, son zamanlarda yapılmak istenen bol efektli Türk filmlerinde istenilen kaliteye ne yazık ki ulaşılamadığını belirten Güngör, ''Görsel efektler için aslında yurt dışına veya Hollywood'a gitmeye gerek yok artık. Hollywood'ta çıkan kaliteli işlerin aynısını burada, kendi ülkemizde de yapabiliriz. Çünkü Türkiye'de de çok yetenekli sanatçılarımız var, bunu değerlendirmeli ve uzaklarda aramamalıyız, o yetenekler burnumuzun dibinde. Onun için, onları görmeyi bilmeli, onlara iyi bir gözle bakmayı bilmeliyiz'' dedi.

''Fikret Mualla filmine sadece sanatçılar sahip çıktı''

Güngör'ün ressam Fikret Mualla'nın hayatını anlattığı ''Renklerde Kaybolan Hayat'' adlı kendi projesi de bulunuyor.

Artık yapımın post-prodüksiyon aşamasında olduklarını belirten Güngör, Aralık ayında filmi tamamlamayı hedeflediğini söyledi.

Güngör, 4-5 yıldır hiç kimseden maddi destek almadan, kendi imkanlarıyla filmi bitirmeye çalıştığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

''Özellikle sanatı ve sanatçıyı destekleyen kurumlar ve özel kişiler, Fikret Mualla adını duyunca kılını bile kıpırdatmadı. Halbuki ülkemiz için gurur verici, onur duyacağımız bir ressamımız, ismini dünya sanat tarihine altın harflerle yazdırmıştır. Bu tabi ki beni çok üzdü. Özellikle devletimizin bu sanatçımızın filmi gibi kaliteli yapımlardan ziyade, zevksiz filmlere sahip çıkması ve onlara destek vermesi, maalesef Türk sinemasında beklenen kalitenin de ortaya çıkmasını yavaşlatıyor.

Ama Fikret Mualla'nın filmine yine sanatçılar sahip çıktı. En başta bu filmi sevgili ve çok kıymetli Yazar Hıfzı Topuz'a borçluyuz. Onun yanında, özellikle Ali Poyrazoğlu, Bedri Baykam, Okan Bayülgen, Şebnem Schaefer, Bora Gencer, Mehmet Tokat ve daha isimlerini sayamadığım değerli sanatçılar, hiçbir beklentisi olmadan bu değerli Türk ressamımızı tekrar yaşatmak ve dünyaya hatırlatmak için filme göz kırpmadan destek çıktılar. Filmin başından sonuna kadar sanat ve kostümde de bize yine Hakan Vardar destek çıktı''.

Etiketler : ,

röportaj arşiv
HAVA DURUMU