USA SABAH 22 Kasım 2017 Çarşamba
Güncel
  • Haber giriş tarihi: 09 Ocak 2013 Çarşamba 19:59
  • Güncelleme saati: 20:12

Ortadoğu önceliğini yitiriyor

Uzun yıllar önceliğini ve enerjisini Ortadoğu'ya veren ABD'nin, istikrarsızlıkların sürdüğü bu coğrafyaya ilgisi azalıyor. Amerikan yönetimi önceliğini giderek artan şekilde Asya Pasifik bölgesine ve yükselen Doğulu güçlerle rekabete kaydırıyor.

Uzmanlar, AA muhabirine, ABD'nin Asya Pasifik açılımı ve Ortadoğu'daki stratejisiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı emekli büyükelçi Özdem Sanberk, dünyada son dönemde ekonomik, teknolojik ve diplomatik gücün, Batı'dan Doğu'ya kaymaya başladığını belirterek, bu trendin özellikle Çin'in merkezde bulunduğu Güneydoğu Asya etrafında toplandığına dikkati çekti.

Batı'nın, henüz gücünü kaybetmediğini ancak aradaki rekabetin önümüzdeki günlerde çok daha fazla hissedileceğini vurgulayan Sanberk, ''21. yüzyılda, aradaki rekabeti artık çok iyi göreceğiz. Böylece Batı ile gücün toplandığı Güneydoğu Asya bölgesi, bunun içinde Çin, Japonya, Endonezya, Malezya gibi ülkelerin de bulunduğu Doğu arasında bir diplomatik mücadele daha net ortaya çıkmış olacak'' dedi.

Doğu ile Batı dünyası arasındaki diplomatik mücadelede, fazla konuşulmayan temel meselenin uluslararası alada askeri güç kullanma yetkisinin kimde olacağıyla ilgili olduğunun altını çizen Sanberk, şunları kaydetti:

''Şimdiye kadar, bu güç kullanımı yetkisi özellikle Batı dünyasındaydı, NATO'daydı. Nitekim, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin 3'ü de Batı dünyasından. Güvenlik Konseyi kararı alınmadan, askeri müdahale, uluslararasında meşruiyet kazanmıyor. Bu meşruiyeti sağlamak için uluslararasında bir mücadele devam ediyor. ABD, rakip olarak bütün teknolojik gelişmesiyle Çin'i görüyor ve ona göre kendisini hazırlıyor. Akdeniz'den ve Ortadoğu'dan bir nevi yavaş yavaş siyasi gücünü ve enerjisinin önemli bir kısmını geri çekerek, Güneydoğu Asya'ya yönlendirdiği bir siyaset yapmak istiyor.''

''Ortadoğu'daki meseleleri, müttefiklerine havale ediyor''

ABD'nin, 21. yüzyılda esas hedefinin, güç kullanma tekelinin kendisinde kalmasını sağlamaya yönelik olacağını dile getiren Sanberk, şöyle devam etti:

''ABD, enerjisinin büyük kısmını Asya'ya hapsederken, kendisine Doğu Akdeniz'de, Ortadoğu'daki gelişmeleri orada çıkan olayları yalnız başına değil de müttefikleriyle çalışarak üzerindeki yükünü hafifletmeye çalışan strateji güdüyor. Müttefikleri içinde başta NATO var. Türkiye de NATO'nun üyesi. Bu sebeple ABD ve Türkiye'nin menfaatleri üst üste geliyor. Bu da Türkiye ile ABD'nin önümüzdeki yıllarda daha fazla beraber çalışacağını gösteriyor.''

ABD'nin dış politikası açısından, Suriye'de yaşanan olayları değerlendiren Sanberk, ''ABD'nin dış politikasında Ortadoğu'daki gelişmelere, Suriye'ye takılmamak lazım. Suriye'de yaşananlar, bizim için önemli olabilir ama ABD'nin büyük stratejisi açısından önemli bir yer tutmuyor. ABD'nin Ortadoğu'da en çok önem verdiği yer, İsrail ve petrol dolayısıyla Körfez ülkeleridir. Bu bile yakın dönemde önem taşımayacak. Yeni teknolojilerle, enerji ihtiyaçlarını karşılama perspektifleri güçleniyor'' ifadelerini kullandı.

''Obama'nın ilk ziyaretini Asya'ya yapması göstergedir''

Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Başkanı Taha Özhan da Asya Pasifik projesinin 4 yıl önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından teyit edildiğini anımsatarak, projenin ABD'nin risk etapları sonucunda karar verdiği rasyonel bir tercih olduğuna işaret etti.

ABD'nin, 2025-2050 ekonomi politik projeksiyonları çerçevesinde kendisine rakip olarak gördüğü ya da alanı kesinlikle bırakmaması gerektiğini düşündüğü yer olarak Asya Pasifik bölgesini seçtiğine dikkati çeken Özhan, ''Bunun ABD açısından açıklanabilir sebepleri var. Ama ağırlıklı olarak ekonomi politik sebeplerdir. ABD, Irak işgalinden sonra, politikalarında değişimler yaptı. Dünyadaki birçok bölgeye baktılar ve buralarda, 'ben hegemonik güç kullanabilir miyim' diye sordular. ABD, hem askeri, hem siyasi hem de ekonomik maliyetler açısından böyle bir çoğulcu yapıya teslim oluyor'' şeklinde konuştu.
''Dünyada en büyük güç olarak, ABD'nin şu anda ne yapmak istediği sorusunun yanıtı yok'' diyen Özhan, bunun da temel sebebinin, 11 Eylül olayları sonrasında Yeni Muhafazakarların Amerikan gücünü hoyratça kullanması ve ardından da 2007 ile başlayan ekonomik kriz olduğunu söyledi.
ABD'nin bu sorunların ardından kendi gücünü ölçüp tartmaya başladığını da anlatan Özhan, Asya Pasifik projesinin bu süreçten sonra ortaya çıktığını kaydederek, ''ABD Başkanı Barack Obama'nın, başkanlığının ikinci döneminde ilk ziyaretini Asya'ya yapması da bunun göstergesidir'' dedi.

''ABD, Ortadoğu'da gözlemci statüsüne çekilmiş durumda''

Özhan, ABD'nin Ortadoğu'ya azalan ilgisi için şu değerlendirmeyi yaptı:

''ABD, Ortadoğu'da gözlemci statüsüne çekilmiş durumda. Bunun sebebi, Irak işgali ile ortaya çıkan maliyet ve Arap Baharı'nın çeşitli etkileridir. ABD'nin Ortadoğu'ya dair politikalarından bahsedeceksek, koskoca bir kararsızlıktan bahsedebiliriz. Suriye meselesinde orta ölçekli bir güç bile doğrudan müdahil olsa Esed rejimi yıkılırdı. ABD, bütün bölgede gözlemci statüsünde seyrediyor ama bu durum ABD'nin gücü olmadığı anlamına gelmiyor. 21. yüzyılda mesele güç değil, gücünü kullanmayı göze almaktır.''

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Uzmanı Doç. Dr. Erkin Erdem de ABD'nin Asya Pasifik açılımının 1993'te başladığını belirterek, o dönemde ''Asya Pasifik Cemiyeti'' adı altında bir plan oluşturulduğunu ancak bunun uygulanamadığını söyledi. Erdem, ''George Bush da bölgeye yönelmişti. Obama ise 2009'da iş başına geldikten sonra Asya'nın önemli olduğunu belirterek, Amerika'nın geleceğinin Asya Pasifik'te olduğunu söylemişti. Bu sayede kendini ilk Asya Pasifik Başkanı ilan etti. Amerika'nın Atlantik tarafında endişeleri yok. Amerika bugün konumunu sağlayabilmek için Asya Pasifik'e önem vermek zorunda'' diye konuştu.

(USASABAH ve Ajanslar)

Etiketler :

Diğer Haberler Tüm Güncel Haberleri
röportaj arşiv
HAVA DURUMU